Havuz bölünmeli mi?
1994-95'te yapılan ilk naklen yayın ihalesinin bedeli 7,2 milyon dolarmış. Bir sonraki yıl 23 milyona, ardından 40 milyona çıkmış Süper Lig yayın haklarının kıymeti... Son yedi sezonsa bedel, 100'le 120 milyon dolar arasında seyrediyor. Bugünse, yayıncı sayısının artmasına mukabil yıllık gelirin 200 milyon doların üstüne çıkması ihtimali tartışılıyor... Avrupa Birliği'nin naklen yayın haklarını birden fazla yayıncı kuruluşa satılmasını önerme nedenleri, tekelciliği kırmak ve futbol pastasını büyütme düşüncesi... Havuz düzeneğinin büyük takımı daha da büyütüp, küçükle arasındaki farkı açtığını, son 10 yılda birçok ülke futbolunda orta direğin kaybolmasına neden olduğunu düşünüyorlar...
Gerçekten de futbol endüstrisi dediğimiz ve yere göğe koyamadığımız olgu, büyük ölçüde televizyonun sırtına binmiş durumda... İtalya'da naklen yayın gelirlerinin toplam futbol gelirlerine oranı %55'e ulaşmış. İngiltere, İspanya ve Fransa'da da %40'ın üzerinde. Dolayısıyla bir kulüp, ne kadar büyük projeler üretirse üretsin, ne kadar çok forma satarsa satsın, ne kadar yüksek hasılat elde ederse etsin, temelde yayın gelirlerine muhtaç gözüküyor. Çünkü İngiltere'de de, İspanya'da da, Almanya'da da, her yerde toplam kaynağın neredeyse yarısını televizyonlar sağlıyor.
Toplam pasta
Televizyon gelirlerinin yükseltilmesi için yayıncı sayısı da artırılmış durumda... İspanya'da iki ayrı yayıncı var, MediaPro ve AVS... İngiltere'de yıllık 570 milyon sterlin ederindeki futbol yayınları altıya bölünmüş durumda. Paketin 6'da 5'i SKY'da, biri ise İrlandalı Setanta'da... Bu yöntem, her hafta daha fazla maçın canlı yayınlanmasına olanak tanıyor, hatta biz de zaman zaman İngiltere'den 6 müsabakayı naklen izleyebiliyoruz. Hatta La Liga'da sezon başı yaşanan paylaşım probleminin ardından her hafta bir maç da şifresiz yayınlanıyor! Türkiye'deyse bir Anadolu takımının taraftarı iseniz takımınızın 3 dakikalık maç özetlerini görmek için geç saatlere kadar sabretmek, kalan 87 dakikayı da hayal etmek durumundasınız!Fransa'da ise mevcut yayıncı Canal Plus, yeni ihale için de favori konumunda. Güçlü bir rakibin olmaması Fransa'da bedelin 591 milyon euro düzeyinde olacağını gösteriyor, ki bu da son derece yüksek bir meblağ... Bülent Timurlenk'e göre İtalya'da özellikle 2002-2006 periyodunda kulüplerin gelirlerindeki muazzam artışta Stream TV ve Tele+ rekabetinin önemli payı vardı.
Tuğrul Akşar ise, Avrupa'nın beş büyük ligindeki rakamlar göz önüne alındığında, kıtanın altıncı büyük futbol ekonomisi olmaya aday Türkiye'nin de yayın pastasının büyümesinin şart olduğunu belirtiyor.
En uygun model
Tabii pastanın büyümesi meseleyi nihai çözüme kavuşturmaz, bir de pastanın paylaşımı detayı var. Önceleri Türkiye'deki naklen yayın havuzunun yüzde 50'sini alan dört büyüklerin payı, Bıçakcı Federasyonu'nun çabaları ile yüzde 43'e indirgenmiş, bugünse yüzde 37'ye kadar gerilemiş. Tabii ki ligde rekabet unsurunun korunması ve futbol kalitemizin yükselmesi için kulüplerin gelirleri arasında büyük uçurumlar olmamalı. Bu anlamda 4 büyük takımın pastanın yarısına yakınına sahip olması hiç âdil değil, zira 14 takımın havuzdan aldıkları ortalama pay sadece yüzde 4 buçuk...Sanıyorum bu aşamada TFF, Avrupa'nın beş büyük ligindeki modelleri inceliyor. İngiltere'de 2/1/1 modeli söz konusu. Gelirin 4'te 2'si eşit olarak dağıtılıyor, 1'i sportif performansa, 1'i de popülariteye göre veriliyor... Böylece liderle son sıradaki takım arasındaki gelir oranı 1'e 2'nin dışına çıkmıyor... Almanya'daki model de İngiltere'ye çok benziyor. Gelirin yarısı eşit dağıtıldıktan sonra, yüzde 37'si son üç yıldaki başarıya, yüzde 13'ü de son sezon sıralamasına göre pay ediliyor. Ama orada da Bayern Münih gibi popüler kulüpler, bu popülaritelerinin karşılığını alamamaktan şikayetçiler...
İspanya'da Real Madrid ve Barcelona hegemonyası söz konusu. Toplam gelirin yaklaşık üçte biri bu iki kulübün tekelinde... İtalya'da durum farklı değil, zira 4 büyük kulüp yayıncı kuruluşla yaptıkları pazarlıkla pastanın üçte ikisine sahipler... Tabii ki bu modeller büyük takımlara ciddi bir avantaj sağlıyor ve ligde denge kurulmasına katkı yapmıyor.
Fransa'da yayın havuzu, tüm kulüplere dengeli dağıtımdan yana... Fransa, gelirin yüzde 83'ünü 20 kulübe eşit olarak paylaştırıyor. Bu sistem de, popülariteyi ve başarıyı ödüllendirmediği için ideal kabul edilmiyor. Bu yolla belki ligde denge sağlanabilir (herhalde Lyon'u değerlendirmeye katmamak lazım) ama Fransız kulüplerinin Avrupa devleriyle baş etmesi mümkün olamaz.
Bu modeller göz önüne alındığında en gerçekçi çözümün İngiltere'de uygulanan paylaşım olduğunu söyleyebiliriz.
İzleyici penceresi
Tabii bize (yani bu ihaleyle ilgisi sadece daha iyi ve daha çok maç izlemekten ibaret olan futbol izleyicisine) sorarsanız, havuzun bölünmesinin birtakım artıları ve eksileri olacak. Evet daha fazla Süper Lig maçını canlı izleyebileceğiz, ama bunun için evimizde iki ayrı uydu cihazı bulunması gerekecek!Eğer maçları Almanya Ligi düzeyinde çekecekseniz (ki bunu sağlamanız için Bundesliga'daki gibi 9 maçın tamamını 11 kamera ile görüntülemeniz gerek)... Eğer maç önü programlarını İngiltere'deki gibi kaliteli ve akılcı yapacak, maç anlatımlarında bilgiye boğmayacak ama doyuracaksanız... Eğer fikstürü erken ve sağlıklı oluşturacak, sezon başında internet sitenizden bütün sezonun maç programını ve saatlerini yayınlayacaksanız... Eğer maç özetlerini izlemek için saatlerce beklemeyeceksek... Ve tabii bu durumdan Türk futbolu da gerçekten fayda sağlayacak, 4 büyüklerle diğer takımlar arasındaki fark daralacaksa, o zaman bu proje inandırıcı olabilir.
Bekleyip, göreceğiz...
umeleke@milliyet.com.tr

Cafe