
Semih İDİZ
Laiklik de Batı'dan aldığımız ahlaksız değerlerden mi?
Belediye Başkanlığı'ndan bu yana izlediğimiz Başbakan Erdoğan'ın her dönemde insanı hayrete ve dehşete düşüren açıklamaları olmuştur. Burada sadece "süngülü, minareli" siyasi söyleminden de söz etmiyoruz. Öznel dünya görüşü ve kültür anlayışına dayanan "ahlak" içerikli çıkışlarından da söz ediyoruz.
Hatırlanacaktır, zamanında baleyle ilgili bir soruyu yanıtlarken, "belden aşağı işlerle ilgilenmediğini" belirten ifadeler kullanmıştı. Çin'den Guatemala'ya kadar en yüksek sanat dallarından biri sayılan bale konusunda o dönemde söyleyebileceği bu kadardı.
Kafasını ya balerin ve baletlerin 18'inci yüzyıldan bu yana geleneksel olan giyindikleri kıyafetlere takmıştı, ya da bale sanatını icra edenleri gece kulüplerindeki revü kızlarıyla karıştırmıştı. Artık onu bilemeyiz.
Erdoğan ne demek istedi?
Arada geçen zaman içinde Batı'dan çıkan bale konusunda neyin ne olduğunu öğrendi mi, onu da bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey, bu "ahlak" temasını işlerken Erdoğan'ın hâlâ tepkilere neden çıkışlarda bulunuyor olmasıdır.
Milli Eğitim Bakanlığı Şûra Salonu'nda geçen hafta bir konuşma yapan Erdoğan bu kez 'Biz Batı'nın ilmini, sanatını almakta yarışmalıydık. Maalesef değerlerimize ters düşen ahlaksızlıklarını aldık' demiş.
Bu sözlere iyi niyetli bir açıdan da bakmak mümkün. Ancak, geçmiş söylemine baktığımızda, Erdoğan'ın bu sözlerine ilk etapta olumsuz açıdan bakılmasını ve aydınlarımız tarafından eleştirilmesini doğal karşılamak zorundayız.
Zira bu sözlerden Batı'dan bugüne kadar değer olarak iyi olan hiçbir şeyin alınmadığı, alınan değerlerin ise kendi değerlerimize ters, "ahlaksız" şeyler olduğu anlamı çıkıyor.
Batı'dan aldığımız iki değer
Oysa Batı'dan aldığımız iki temel değer var ki, onlar olmasaydı Anadolu'da bugün Türkiye Cumhuriyeti yerine çok farklı bir düzen olurdu.
Bunlardan ilki, cumhuriyetimizin temel taşlarından olan laikliktir. İkincisi ise sürekli geliştirmek ve ileriye götürmek zorunda olduğumuz çoğulcu demokrasidir.
Erdoğan'ın laiklik ilkesiyle bir sorunu olabilir tabii. Zira bunun, siyasi tabanı tarafından tüm topluma zorunlu yaşam biçimi olarak yayılmak istenen "değerlerin" karşısında durduğu kesin. Şeriat düzeni yerine benimsediğimiz demokrasiye ise minnettar olması lazım, çünkü partisini iktidara getiren budur. Tabii, demokrasiyi hâlâ kendilerini hedeflerine götüren bir tren olarak görmüyorsa.
Kuşkuları körükler
"Batı'nın bilim ve sanatını almaya" gelince, AKP iki dönemdir güçlü bir şekilde iktidarda. Mademki bilim ve sanat alanında bir açık olduğuna inanıyor, -ki bu tümüyle yanlış değil- o zaman Erdoğan hükümeti bunu gidermek için ne yaptı, ne yapıyor?
Batı tarzında resim, heykel, müzik ve bale gibi "hümanist" sanat dallarını teşvik ediyor da biz mi göremiyoruz? Eğitimde bilimsel düzeyi artıracak hamleler yapıyor da biz mi anlamıyoruz?
Uzun lafın kısası, Erdoğan, "Batı'nın değerlerimize ters düşen ahlaksızlıklarını aldık" derken neyi kastediyor, bunu ortaya anlaşılabilir bir şekilde koymak zorunda. Yoksa bu tür sözlerin siyasi niyetleri hakkında içeride ve dışarıda duyulan kuşkuları körüklemekten başka bir işe yaramayacağını bilmeli.
sidiz@milliyet.com.tr

Cafe