21'inci maç
Beşiktaş'ın bozuk düzeni, Türk futbolunun bozuk düzeninin ekmeğine yağ sürdüRizespor'un kalesindeki Brezilyalı ile ileri ucundaki vatandaşı arasında şöyle bir ekip mücadele etti ilk yarı: 3 stoper (Igor, Kürşat, Serhat/Suat), 2 sol bek (Victoria ve Anıl), 2 sağ bek (Emrah ve Gökhan) ve yarı sahayı mecbur olmadıkça geçmeyen 2 orta saha (Sedat ve Cumhur)...
Bu 9 kişi gol atmayı bir kenara bırakın, gol düşündükleri zaman tövbe edip af diliyorlar yukarıdan... Tabii ilk 45 dakikadaki bu oyun anlayışında hücum düşünen iki Rizeli, Fahri Tatan'la Saffet Susiç'in futbol dışı sebeplerle maçı evden izlemelerinin de etkisi var...
Beşiktaş'taysa özellikle son dönemde bir bilgisayar düzeninde hücum eden ekibin ana kartı Tello ile işlemcisi Delgado'nun sahada olmaması, fatura kesmeyi zorlaştırmış. Ertuğrul Sağlam, bu sezon zaman zaman denediği (Porto, Liverpool ve Ankaraspor maçlarında başarıyla uyguladığı) ve dünkü oyuncu listesine çok uygun gözüken 3'lü orta saha düzenini düşünmemiş, 4'lünün iki kanadını esas pozisyonları orası olmayan Serdar ve Holosko'ya teslim etmiş. Onların 70 dakikalık emanetçi performansına Ricardinho'nun her geçen gün yumuşaklaşan ve çıkıştaki Cisse'yi de olumsuz etkileyen "kum saha futbolu" eklenince Beşiktaş hücum zenginliği sağlayamadı, oyunu kördüğüme çevirmekten öteye gidemedi.
Bozuk düzen
Beşiktaş'ın bozuk düzeni, Türk futbolunun bozuk düzeninin ekmeğine yağ sürdü. 20 yıldır Türk futbolsevere aynı filmi yüzlerce kez izlettiren anlayış, son bölümde iki santrfora dönerek bir kontratak golü bulmayı başardı.Geçen yıl ilk yarıda Walter Zenga yönetiminde gayet ofansif bir futbol ortaya koyan De Nigris, Diawara, Veysel, Erdal ve Ekrem'li Gaziantep'i ikinci yarıda yöneten Erdoğan Arıca, 20 resmi maçtan 9 kez gol atmadan, 7 kez de 1 golle çıkmıştı. Dün de 21'inci maç oynandı işte. Özeti bu.
10 YTL bağış
70'lerin efsanevi Eskişehirspor'u, beş yıllık muhteşem çıkışında toplam 12 hafta liderlik koltuğunda oturabilmiş. 4 büyükler dışında ilk ikiye girebilen son takım Adanaspor'sa meşhur 1980-81 sezonunda sadece 3 hafta zirvede kalabilmiş. Kocaelispor, 92-93'ün ilk yarısını lider kapattı ama ikinci devrenin ilk iki haftasından sonra bir daha tepeye yaklaşamadı. Gençlerbirliği-2003'ün de koltuk süresi 4 hafta...Bu bahiste belki de üzerinde en fazla durulabilecek ekipse Samsunspor'87... Kalede Fatih, defansta Iovanovski, Muzaffer, Yaşar ve Zafer, orta sahada Rıfat, Emin, Erol ve Savaş, ileride de Orhan ve Tanju'lu kırmızı-beyazlılar, 27'nci haftaya kadar liderliği korudukları, şampiyonluğu 5 puanla kaybettikleri 1986-87 sezonunda tam 20 hafta birincilik koltuğunda oturdular. Dolayısıyla yirmi yıl öncesinin -forması henüz siyahsız- Samsunspor'unu takip etme şansı bulanlar için, Anadolulu bir mütevazı şampiyonluk yarışçısının, dört büyükler dışında bir isyancının tarifi zihinlerde mevcut ve taze. Özlemi de derin tabii...
Geçen sezon Manisaspor'un 9 haftalık rüyası bile çok heyecanlandırmıştı bu özlem duyanları... Bu yıl Sivas'ın yirminci haftaya kadar taşıdığı umutsa belki de bizi Süper Lig'e en çok bağlayan şey. Lâkin şampiyon olmasını gönülden istediğimiz Sivasspor'un âkil adamları, yöneticileri, teknik kadrosu öyle ajitatif cümleler kuruyorlar, yalın gerçekten zaman zaman öyle uzaklaşıyorlar ki, sahanın içine konsantrasyonlarının zayıfladığını hissediyoruz bu okuduklarımızdan, izlediklerimizden... Anadolu Ajansı'nda arşivlenmiş Sivasspor haberlerinin sadece başlıklarını peş peşe yazıyorum buraya: "İddiamız sonuna kadar", "Tesadüfen buradayız", "Önümüz kesiliyor", "Liderlik tesadüf değil", "50 milyon kişinin yükünü taşıyoruz", "Şampiyonlukta varız", "Şampiyonluk parayla-kuvvetle oluyor", "Şampiyon olamayacağız şeklindeki açıklamalar taktikti", "Mehmet Yıldız'ı artık satmıyorum", "Şampiyonluk hayal ötesi", "Şampiyon olmayacağız", "Mehmet Yıldız'ı alan şampiyon olur", "Mehmet'i satmayacağız", "Mehmet'e teklif yok", "Mehmet'i parayı bastırana satacağız"...
Ekonomik tablo
Sivasspor yetkililerin en fazla dile getirdikleri konu ekonomik sıkıntıları... Evet bu ülkede, 4 büyük takımın bütçeleri diğer 14 takımdan fazla. Ama Türkiye futbol pastası 500 milyon doların üzerinde bir büyüklüğe sahip ve Süper Lig'de orta sıralarda mücadele eden bir kulübün sabit gelirleri de küçümsenecek rakamlar değil. Bir Anadolu takımının yayıncı kuruluştan yıllık geliri 5 milyon dolar civarında. İddaa'dan da Süper Lig'deki her kulübe yıllık 3 milyon doların üstünde bir kaynak aktarılıyor. Bunlara lig ve kupanın isim hakkı satışlarını da eklerseniz, kulübünüzün hiç sponsor geliri olmasa, maçlarınıza hiç seyirci gelmese, saha içi reklam panolarınız her zaman boş kalsa bile yıllık sabit geliriniz 10 milyon doları buluyor... Bu 10 milyon dolar, Beşiktaş'ın Şampiyonlar Ligi'nde karşılaştığı FC Zürih takımının toplam değerine yakın bir para. Hatta 10 milyon dolarla önceki yıl UEFA'da yarı final oynayan Rapid Bükreş'in takım kadrosunun tamamına yakınını satın alabilirdiniz!Üstelik dünyanın orta sınıf her takımında çark, yetiştirdiğiniz oyuncuları büyük takıma satmak ve alttan yeni yıldızlar çıkarmak suretiyle dönüyor. Önceki gün üç değişik oyuncuyla haber bültenlerimize giren (ve yıllık sabit gelirleri Sivasspor'un 4'te 1'i kadar olmayan) Dinamo Zagreb'in sadece bu yıl zengin Avrupa liglerine sattığı oyuncu sayısı dört: Eduardo (Arsenal), Corluka (M.City), Pokrivac (Monaco) ve Schildenfeld (Beşiktaş)... Dolayısıyla üzülerek belirtmeliyiz ki, Sivasspor'un takım otobüsü almak için komşu illerin sanayi odalarından yardım almak durumunda kalması, Süper Lig takımlarının imkânsızlıklarına değil, mâli olarak doğru yönetilmediklerine işaret ediyor.
Hele hele Sayın Ahmet Çakır'ın kaleme aldığı, Sivaslı öğretmenlerden Sivasspor'a 10'ar YTL bağış toplanması meselesi kabul edilemez bir yanlışlık... Varlıklı insanların spor kulüplerine bağış yapması anlaşılabilir (ama yine de kulüplerin bağışla ayakta kalması sürdürülebilir bir metot değil), öğretmenlerden valilik yoluyla spor kulübüne bağış toplamaksa ülke futbolunun kanaat önderlerinin üstünde çokça düşünmesi gereken bir yaradır... Hiç şüphe yok ki, bir öğretmenin o 10 YTL'ye ihtiyacı bir Süper Lig oyuncusundan daha fazladır. Saha içi ve saha dışı davranışları ile bütün Anadolu takımlarının "rol model" olarak gözlemlediği Sivasspor'a yakışan, o 10 YTL'leri sahiplerine iade etmektir.
Ekrem Dağ
Önce Erdal Güneş'i, ardından Diawara, De Nigris ve Uğur Yıldırım'ı kaybettiler. Sezona Mesut Bakkal'la başlayıp Bünyamin Süral'le devam ettiler, şimdi göreve Nurullah Sağlam'ı getirdiler. Gaziantep'te bir şeylerin iyi gitmediği ortada. Ama bu kaotik ortam, önce genç bir yıldızı, Yunus Murat Ceylan'ı Türk futboluna kazandırdı, sonra da sol kanatta Ekrem Dağ'ın daha fazla rol bulmasıyla Avusturya Milli Takımı temsilcilerini hareketlendirdi.Mâlum Ekrem Avusturya vatandaşı ve Haziran'da o ülke milli takımında olmayı hayal ediyor, Coşkun Çelik'in araştırmasına göre de, Euro 2008'de ligimizin (Türkiye forması giymeyen) tek temsilcisi Ekrem olabilecek gibi görünüyor.
Tabii ligimizdeki yabancı oyuncuların düzeyi konusunda fikir verebilecek bir detay bu... 2006 Dünya Kupası'nda Türkiye Ligi 12 oyuncuyla temsil edilmişti ki bu rakam Rusya ve İskoçya gibi önemli liglerin üstünde bir sayıydı. Hâlen devam eden Afrika Kupası'nda da 5 Gineli, 2 Kamerunlu, 1 Mısırlı var bizden... Euro 2008'de ay-yıldızlı formalılar haricinde hiç Süper Lig temsilcisi olmazsa, yani Ekrem de Avusturya kadrosuna giremezse, 20 yıl sonra ilk kez bir Avrupa Şampiyonası'nda ligimizden bir yabancı yer almamış olacak...
Nostaljik bir dipnot; son 16 yılda Avrupa Şampiyonları'nda boy gösteren yabancılarımız arasında Olsen, Ginchev, Kuntz, Mrmic, Högh, Popescu, Hagi, Moldovan, Tomas, Petkov, van Hooijdonk ve Lazarov var...
umeleke@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

Cafe