Gençlerbirliği-Gençlerbirliği maçı
UEFA Kupası'nın grup sistemine geçmesi belki ilgiyi artırdı, lâkin grupların 5 takımlı olması başından beri kötü bir fikirdi. Gerek 5'li bir gruptan 3 takımın kalifiye olması mantıksızlığı, gerekse -her hafta bir ekibin bay olması nedeniyle- fikstürü ve puan tablosunu takip etmenin zorluğu bu uygulamanın uzun ömürlü olmayacağının sinyallerini veriyordu. Nihayet yeni UEFA yönetimi 5'li grup anlaşılmazlığını çözdü ve "Kupa 2" gruplarını da dört takımlı ve rövanşlı "Kupa 1" formatına çevirdi.Yalnız bu kötü 5'li grup fikrinin olumsuz etkileri ülkemiz üzerinde Fortis Türkiye Kupası yoluyla devam ediyor. Yerel kupa düzenlemekteki amaçlardan biri, belki de en önemlisi, dev bütçeli takımlarla nispeten küçük ekipleri aynı organizasyonda bir araya getirmek ve belki bir üçüncü lig temsilcisine kupa kazanma şansı tanımak... Ama bu beş takımın bir grupta toplanıp sadece ikisinin çeyrek final görebildiği sürprize kapalı düzen, alt lig temsilcilerinin başarı şansını neredeyse sıfırladı. Üç yıldır uygulanan sistemde çeyrek final gören tek alt lig ekibi Adana Demirspor olabildi. Oysa grup uygulamasına geçilmeden önce, 2003'te Lig A ekibi Rizespor yarı final, 2002'de yine Lig A ekibi Rıdvan Dilmen'li Adanaspor yarı final, Erzurumspor çeyrek final, 2000'de ikinci lig ekipleri Yeni Nazillispor ve Dardanelspor çeyrek final oynamışlar. (Kaynak: www.turkish-soccer.com)
Hâlihazırda zaten Süper Lig ekipleri turnuvaya ancak son 32 takımla birlikte teşrif ediyorlar (Oysa daha geçen hafta İngiltere'de Liverpool'un 6'ncı lig ekibi yarı profesyonel Havant ile karşılaştığını gördük). Bir de küçüklerin şansını iyice tüketen grup uygulaması var... Böyle giderse Adana Demirspor gibi bir şövalye ancak belki 10 yılda bir çıkabilecek, onun da çift maçlı eliminasyon sistemiyle çeyrek finalin ötesine geçmesi hayal olacak!
***
Tabii bir de çeyrek final ve sonrası eşleşme prosedürü konusunda sıkıntılar var. İki maçlı eliminasyonun ilgiyi azalttığı bir gerçek. Pazar günkü maçın sonunda Fenerbahçe ile Galatasaray'dan hangisinin yarı finalist olacağı belli olsa, sanırız maç bu denli düşük kalitede geçmezdi.
Üstelik eşleşmelerde de bir kriter eksikliği göze çarpıyor. Geçen sezon grubunu lider kapatan Gençlerbirliği, bir başka grubun lideri Fenerbahçe ile eşleşmişti. Bu sene grubunu bir kez daha lider kapatan Gençlerbirliği, bu kez de kendi grubunun ikincisi Adana Demirspor'la eşleşti! Sanıyorum Türkiye kupalarında emin olabileceğimiz tek bir şey var: Gençlerbirliği, Gençlerbirliği ile eşleşemiyor!
Bora, "Bu hakem zır deli, benim elim topa değmedi" diye haykırıyor. Hakeme saldırıyor, küfür ediyor, formasından yakalıyor ve ona vurmaya kalkışıyor. Öfkeden gözü dönmüş. Kırmızı kart ve oyundan atılma! Bora sahadan çıkıyor, üç maç sürecinde oynama hakkını da kaybediyor.
(...Aslında, Bora kesinlikle topa eliyle dokunmadı. Hakem yanıldı; bu olabilir. Golün sayılması gerekirdi; bu haksızlık. Bora her şeyi kırmak istiyor. )
***
Murat Bora'ya pas veriyor, Bora vuruyor ve topu kaleye gönderiyor. Gol! Bora'nın bütün takım arkadaşları üstüne atlayıp ona sarılıyor. Ama hakemin düdüğünü duymadılar! Bora topa eliyle dokunmuş, bu nedenle gol sayılmayacak.
Bora, "Bu hakem zırdeli, benim elim topa değmedi" diye haykırıyor. Bora çimin üstünde, yattığı yerde kalıyor, boğazında bir düğümle öfkeye boğuluyor. Antrenörün onu başka bir oyuncuyla değiştirmesi gerekiyor.
(...Burada haksızlık Bora'yı mah vetti. Ne enerji, ne güç kaldı... Boşluk. )
***
Murat Bora'ya pas veriyor, Bora vuruyor ve topu kaleye gönderiyor. Gol! Bora'nın bütün takım arkadaşları üstüne atlayıp ona sarılıyor. Ama hakemin düdüğünü duymadılar! Bora topa eliyle dokunmuş, bu nedenle gol sayılmayacak.
Bora, "Bu hakem zırdeli, benim elim topa değmedi" diye haykırıyor. Bunu hakeme de söylüyor; ama yapılacak hiçbir şey yok. Bora içinde çok büyük bir öfkenin yükseldiğini hissediyor. Görürsünüz siz! Hakem bu golü saymıyor, tamam, ama sonrakileri sayacak! Bora bir yıldız gibi oynamaya başlıyor. İnanılmaz bir enerjiyle doluyor, yorgunluğu falan kalmıyor, artık hiçbir yerine kramp da girmiyor. Bütün rakiplerine çalım atıyor ve maçın bitimine iki dakika kala sol ayağıyla harika bir gol atıyor.
(...Öfke, ona güç ve büyük bir savaşma isteği verdi... Bir gol daha atmak için. Haksızlık öfke yaratır, buna hiç kuşku yok. Ancak, bu öfkeyle ne yapacağımız bize kalır. Her şeyi kırmak mı? Yakmak mı? Ya da öfkeyi adaleti kurmak için kullanmak mı? )
("Adalet ve Haksızlık" isimli kitaptan... Brigitte Labbe-Michael Puech tarafından 2006 'da 7-11 yaş çocuklar için yazılmış, yetişkin sporcular için değil!.. Teşekkürler Mürşide Demirkol)
Derbiden notlar
Bundan yaklaşık 2 ay önce, 8 Aralık'ta Fenerbahçe ile Galatasaray yine bir derbiye çıkmışlardı. Yer aynıydı, Şükrü Saracoğlu... Fenerbahçe'nin on biri aynıydı. Hakem aynıydı. Hatta yardımcı hakem bile aynıydı. Fenerbahçe yine yaklaşık 10 dakika 10 kişi oynadı. Ama o gün pozisyon üretemeyen, rakibine karşı hiçbir varlık gösteremeyen Galatasaray, bu kez 3 Şubat'ta sahada üstün olan taraftı.
Tabii futbol bu, tek bir değişkenle bütün bir oyunu açıklamak mümkün değil. Ama iki maç arasındaki en önemli fark, o gün orta sahanın ortasında tek başına oynayan Sabri'nin bugün yerini Mehmet Topal ve Barış'a bırakmış olması gibi gözüküyor. Alex'in tam 9 bin 70 metre koştuğu (Aurelio ve Selçuk'tan daha fazla mesafe kat ettiği) bir maçı, bu kadar düşük üretimle tamamlamasında Galatasaray orta sahasının önemli payı olmalı.
***
Çarşamba günü önemli bir ulusal maç oynayacağız. Belki bir hazırlık müsabakası ama Euro 2008 öncesinde kadronun belirlenmesi amacıyla yapabileceğimiz yalnızca 5 özel maçtan birisi bu. Milli takım kadrosunda Galatasaray'la Fenerbahçe'den 9 oyuncu var ve 8'i kupa çeyrek finalinde ilk on birde oynadılar. Acaba bu Türkiye Kupası maçı cumartesi günü oynanabilse ve ulusal müsabaka öncesinde bu oyuncular bir gün fazla dinlenme şansı bulsalar, daha faydalı olmaz mıydı?
***
Fenerbahçe-Galatasaray kupa eşleşmesinin ilk ayağı 0-0 bitti. Rövanş da 1-1 veya 2-2 biterse, aynı şehrin iki takımı iki maçta da berabere kalmalarına rağmen birisi turu geçecek. Benzer bir durum iki sezon önce yine aynı iki takım arasında 2-1 ve 2-3 biten maçların sonunda gerçekleşmişti. Acaba adalete daha fazla yaklaşma adına, Fortis Türkiye Kupası'nda aynı şehir takımları arasında "gol averajı" avantajı uygulanmamalı mı?
umeleke@milliyet.com.tr

Cafe