
Can Dündar
Ada
Karayılan 'Özal lazım' dedi. Peki Özal nasıl çözecekti?
Taraf gazetesinin başındaki iki isim, Ahmet Altan ile Yasemin Çongar geçen hafta Kandil'de PKK yöneticileriyle görüştüler.
Murat Karayılan'ın, telsizle verdiği cevaplar dünkü Taraf'ta yayımlandı.
Karayılan "Kürt sorununun silahla çözümü mümkün değil. Amacımız silahları tümden devreden çıkarmak" diyor.
"Üniter yapıya dokunmadan, Türkiyelilik üst kimliği altında tüm halkların kültürel özgürlüklerini garanti eden bir proje"nin sorunu çözeceğini söylüyor ve ekliyor:
"Turgut Özal gibi uzun vadeli köklü çözümü gündemleştiren cesaretli bir liderliğe ihtiyaç var."
* * *
Peki Özal'ın "uzun vadeli köklü çözüm" önerisi neydi?
Kısaca hatırlatalım:
Açılımına "Benim anneannem de Kürttü" diyerek başlamıştı.
Kürtçenin serbest bırakılmasına, Kürt varlığının tanınmasına önayak olmuştu.
Teröristle vatandaşın kesinkes ayrılması gerektiğini söylüyordu.
Terörle mücadele konusunda "En şahin benim" derken, Kürt sorununun çözümü için "Vuralım, kıralım, işi bitirelim" diyenleri "kışkırtıcı" olmakla suçluyor. "21. asırda çözüm sopayla olmaz, özgürlükle, diyalogla, iknayla olur" diyordu.
Kuzey Irak'taki Kürt liderlerle ve HEP'lilerle temasıydı.
Son döneminde, PKK'nın önder kadrosunu da içine alan kademeli bir af çıkararak PKK'lıları dağdan indirme hazırlığı yapıyordu. Örgüt yöneticilerini 5 yıl sonra legal siyasetin içine çekecek bir formül arıyordu.
Bunu hükümete yaptıramazsa siyasete dönüp kendisi yapacaktı.
Böylece şiddete son vermeyi umuyordu.
* * *
Özal'ı diğerlerinden ayıran ve ölümünden 15 yıl sonra Karayılan'a hatırlatan bir başka konu da, Kuzey Irak'taki muhtemel Kürt devletine bakış açısıydı.
Ölümünden 6 ay önce, Mehmet Barlas'a anlattığı "vasiyet niteliğindeki" anılarında ("Turgut Özal'ın Anıları", Sabah Yayınları, 1994) "Kürt devleti" için şöyle diyordu:
"Biz istemeden orada bir Kürt devleti kurulması mümkün değil. 60 milyonluk Türkiye'yiz. Orada 3.5 milyon insan var. Ve fevkalade geri durumdalar. Sizin ekmeğinize muhtaçlar. Onlar devlet kuracak, Türkiye'den parça koparacaklar, bizim elimiz bağlı duracak. Böyle şey olmaz."
Sonra madalyonu çevirip meseleye ters açıdan bakıyordu:
"Bizde bir Kürt devleti fobisi var. (..) Halbuki İran bundan korksun, Irak korksun. Orada Kürtler sadece bir bölgede yaşıyor. Onlar entegre olmaz. Ama bizde, olduğu gibi Batı'ya geçiyor. Her gün ne kadar adam geliyor İstanbul'a düşünüyor musunuz?
"Oradaki insanlar ezilmişler. Saddam'ın, daha öncekilerin zulmü altında kalmışlar. (..) Şimdi bunların daha iyi bir hayat yaşamaya hakkı yok mu? Hatta bizim burada bir parça 'moral obligasyon'umuz (ahlaki yükümlülüğümüz) yok mu?
Hudut biraz daha aşağıdan gitseydi, Musul vilayet olsaydı, bunların hepsi Türkiye içinde olurdu. Hakkâri'de, Şırnak'ta oturanla bunlar akraba... Aynen Bulgaristan'daki soydaşlarımız gibi... Oradaki insanları niye kendimize düşman edelim? Biraz daha dost davransak daha iyi değil mi?"
* * *
İşte Karayılan'a "Özal gibi bir lidere ihtiyaç var" dedirten sözler...
Bugünlerde laiklik konusunda da sıkça atıf yapılıyor Özal'a... Bir başka yazıda da o konudaki radikal çözüm arayışlarını anımsatacağım.
can.dundar@e-kolay.net

Cafe