
Derya SAZAK
Siyaset Günlüğü
MHP ve üniversite
Türbanla ilgili anayasa değişikliğinin Meclis'ten geçirilmeye çalışıldığı günlerde partilerin grup toplantılarında sıkıntılı bir hava gözleniyor.
AKP Grubu'na düzenlemenin Anayasa Mahkemesi'nden dönebileceğine ilişkin tereddütler yansırken, MHP lideri Devlet Bahçeli türbana yönelik tepkilerin 'topluma korku yayma yarışı'na dönüştüğünden yakındı.
MHP seçim sonrasında AKP'ye destek veren politikalarıyla bu partiye oy veren kitlelerde bile büyük şaşkınlık yaratırken, Bahçeli'nin, türban yasağının kaldırılmasının yol açabileceği baskılar karşısında topu üniversitelere atması da düşündürücüydü:
"Üniversite yönetimleri ve öğretim üyeleri bu konuda önlem almalı. Baskı ve tehdit ortamı yaratanlara karşı zorlayıcı önlemlerin tereddütsüz olarak uygulanması gerekir.
Toplumun geniş kesiminde açık öğrencilerin taşra üniversitelerinde yoğun baskı altında kalacakları endişesi var. Bu kesimin kaygılarının giderilmesi zorunluluktur. Bir kimsenin başının örtülü olması nedeniyle yükseköğrenim hakkından mahrum bırakılmayacağı kabul edilirken, bu hakkın da başkalarının hak ve özgürlüklerini tehdit edecek, bunları tehlikeye düşürecek şekilde kullanılmayacağı aynı şekilde kabul edilmelidir."
Yasama meclislerinin sorun çözme kapasiteleri yeni sorunlar yaratmamakla ölçülür.
Oysa MHP ve AKP arasındaki uzlaşma, 'erkek mi, ürkek mi' tarzı muhafazakâr tabandan oy kapma yarışının ürünü olduğu için Anayasa ve YÖK Yasası'ndaki değişiklikler daha başlangıçta sakat doğuyor.
Bahçeli'nin mantığıyla eğer sorunu üniversiteler çözecek ise toplumsal barışa dinamit koyacak, türbanı üniversiteden kamusal yaşama taşıyacak, Türkiye'yi giderek İslamcı bir yapıya dönüştürecek bu düzenlemelere ne gerek var?!
Prof. Sami Selçuk'un önerdiği gibi, bırakın sorun YÖK'ün girişimiyle çözülsün.
Gerçekte üniversiteler türbanlı öğrenciler konusunda AKP ve MHP'nin göstermeye çalıştığından daha fazla toleranslılar. Çoğu öğretim üyesinin bu öğrencilerden hangisinin örtülü, hangisinin örtüsüz olduğundan elbette haberi bile olmuyor. Asıl ayrımcılık, türbanın dersliklerde takılmasından sonra başlayacak.
Anadolu'da ise başı açık kız öğrenciler, "Dinimin gereği olarak örtünüyorum" diyen arkadaşları karşısında baskı görecekler.
Örtünen kızlar açısından üniversiteler sonuçta mahalle baskısının olmadığı 'özgürlük alanları' değil mi?
Bahçeli'nin 'ruhsal' diye nitelediği sorun, bilimsel ve insani kaygılar içermekte ve 'hoca-öğrenci ilişkisi' başta, üniversiteleri asıl işlevinden uzaklaştıracak, 'kaos'a itecek vahim boyutlar kazanmaktadır.
dsazak@milliyet.com.tr

Cafe