
Taha AKYOL
Objektif
Türban ve hukuku
TÜRBAN konusunu bir an için unutun, ünlü bir hukukçumuzun yedi yıl önceki sözlerine bir bakın... Önce şunu belirteyim; Anayasamızın 42. maddesi "Eğitim ve öğretim hürriyeti anayasaya sadakat borcunu ortadan kaldırmaz" diyor.
Maddeyi beğendiniz mi? Türban yasağının dayanaklarından biridir bu.
Şimdi ünlü hukukçumuzun bu maddeye ilişkin sözlerini okuyalım:
"Milletvekilinin, cumhurbaşkanının, memurların anayasaya sadakati olabilir, olmalıdır. Ama eğitim öğretim hürriyeti anayasaya sadakatle sınırlanamaz. Sınırlansaydı dünya hâlâ krallıkla yönetilirdi...."
Ünlü hukukçumuz, konuşmasının devamında, yargının görevinin bireysel özgürlükleri korumak ve genişletmek olduğunu da hatırlatarak diyor ki:
"Yargı, meşruiyetini liberal, demokratik felsefeden alır."
YÖK genelgesi
Bu hukukçumuz kim olabilir? Liberal özgürlükleri savunan Prof. Ergun Özbudun, Prof. Sami Selçuk, Prof. Mustafa Erdoğan gibi hukukçular mı? Aynı felsefeyle türban yasağına itiraz ederek "karşı oy" yazısı yazan Anayasa Mahkemesi üyeleri mi?
Hayır, hiçbiri!
2001 yılında TBB'nin düzenlediği "Uluslararası Anayasa Hukuku Kurultayı"nda bu görüşleri savunan hukukçumuz, Prof. Necmi Yüzbaşıoğlu'dur. (Sf. 1004-1006)
"Anayasaya sadakat" konusunda ben Sayın Yüzbaşıoğlu kadar liberal değilim ama liberal demokrasi ve yargının asli görevinin bireyi koruma olduğu konusunda aynı fikirdeyim.
Öğretim özgürlüğünün "anayasaya sadakat" borcuyla kısıtlanmasına karşı çıkan Sayın Yüzbaşıoğlu, türbanlı kızların bilim öğrenme özgürlüğüne karşıdır! Hatta dün, YÖK'ün bu konudaki genelgesine şiddetle karşı çıktı, genelgenin "yok hükmünde" olduğunu bile söyledi.
Hemen şunu belirteyim; YÖK'ün böyle bir genelge yayımlamasını ben hukuk teorisi açısından değil ama 'diplomatik' açıdan yanlış buluyorum. Nitekim bu genelge, özgürlük yanlısı rektörleri bile "Kanunun değişmesini bekleyeceğiz" demeye itti! Rektörlerin inisiyatifine bırakmalıydı.
'Yok hükmünde' ne demek?
Bu günlerde bazı hukukçular, yasama ve yürütme işlemlerine karşı sık sık "yok hükmünde" terimini kullanıyor. Mesela, Prof. Yüzbaşıoğlu'na göre, yeni anayasa değişikliğiyle kılık kıyafet sınırlaması yetkisi sadece parlamentoya verilmiştir; başka hiçbir kurum, bu arada YÖK, düzenleme yapamaz, yaptığına göre YÖK genelgesi "yok hükmündedir!"
Bu mantıkla, Meclis'ten başka yargı da bu konuda düzenleme yapamaz, yasak koyamaz, bunu yaparsa yargı kararı da "yok hükmünde" olacaktır!
Hele de, yükseköğrenimde "anayasaya sadakat" gerekmiyorsa!
Hukukta "yetki gaspı" iddiası başka şeydir, fevkalade istisnai olan "yok hükmünde olma" hali bambaşka bir şeydir. Bu günlerde "yok hükmünde sayma" terimini sıkça kullananlar, hele de bu yolla Anayasa Mahkemesi'ne telkinde bulunanlar, Yüce Mahkeme'nin 2007/68 ve 86 no.lu Kararları'nı okumalıdır: Yasamanın ve yürütmenin tasarruflarını "yok hükmünde" saymak bu kadar kolay değildir.
Her işlem için anayasaya, yasaya aykırılık iddiası ileri sürülebilir ama böylesine özensiz bir "yok hükmünde" sayma eğilimi liberal demokrasiye aykırı, "seçilmişler"e aşırı derecede güvensiz, "juristokrasi"ye (hâkimler yönetimi) kapı açacak yanlış bir eğilimdir.
Dünden bugüne hukuk teorisi bu kadar 'değişken' olmamalıdır.
t.akyol@milliyet.com.tr

Cafe