DünyaRSS
15 Haziran 2010 - 02:22

ABD Türkiye’yi cezalandırır mı?

ABD’nin şu sırada Türkiye’ye karşı duyduğu düş kırıklığı ve kırgınlık, ikili ilişkilere nasıl yansıyacak? Daha açık bir deyişle, Washington, özellikle Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi’nde İran’a karşı yaptırım tasarısına “hayır” demesine karşı nasıl davranacak? ABD Ankara’yı “cezalandırmak” mı isteyecek, yoksa durumu sineye çekip “idare” mi edecek?
Konu halen çeşitli Amerikan çevrelerinde hararetle tartışılıyor.
Türkiye’nin bir süreden beri izlediği dış politika iki ülke arasında bazı görüş ayrılıklarına yol açmış bulunuyordu. Bu farklılıklar, Ankara’nın özellikle Ortadoğu ile ilgili meselelerde aldığı kendine özgü tutum sonucunda açıkça kendini belli etti. Ancak Türk diplomasisinin İran krizindeki duruş ve özellikle Güvenlik Konseyi’ndeki davranışı Washington’da şok yarattı.
Bu meselede Rusya ve Çin’i dahi yanına almayı başaran ABD, Türkiye gibi bir müttefikinden beklediği desteği görmemesini bir türlü hazmedemiyor. Amerikan basını bu öfkeyi açıkça dile getirirken, siyasi çevreler de varılan noktada “Türkiye’yi büsbütün kaybetmemek” için nasıl hareket edilmesi gerektiğini tartışıyor.

Yeni bir kriz mi?
Görünen o ki, bir kısım Amerikalılar, Türkiye’nin önceden yapılan bütün telkinlere rağmen Güvenlik Konseyi’nde “hayır” demesinin “karşılıksız kalmaması”nı istiyor.
Bu çevreler, ABD’nin Türkiye’nin “hayati çıkarları”na destek verdiğini hatırlatıyorlar, örnek olarak da Türkiye’nin Güvenlik Konseyi üyeliğine seçilmesinde ABD’nin katkısından, PKK terörüne karşı mücadele alanındaki işbirliğinden ve Obama yönetiminin Ermeni meselesindeki rolünden bahsediyorlar...
Bazı analistler, özellikle ABD Kongresi’nin Türkiye’yi “cezalandırmak” isteyebileceğini, bu arada Ermeni soykırım tasarısının yeniden gündeme getirileceğini öne sürüyor.
Ancak Washington’da duyulan kırgınlığa rağmen, “cezalandırma” politikasına karşı çıkanlar da çoktur. Yönetim çevrelerinde, bu meselenin soğukkanlılıkla ele alınması ve ilişkilerin bir krize sokulmaması görüşünün hâkim olduğu görülüyor.
Gerçi yönetim çevreleri de kırgınlıklarını ve kaygılarını gizlemiyorlar, ama Türkiye’nin ABD için hâlâ çok önemli bir partner olduğunu ve onun “kaybedilmesi lüksü”ne sahip olmadığını düşünüyorlar.
ABD Dışişleri bakan yardımcılarından Philip H. Gordor’un BBC’ye verdiği bir röportajda söyledikleri, Obama yönetiminin eğilimi hakkında net bir fikir veriyor.

Ortak mı, rakip mi?
Gordon, Türkiye’nin dış politikasındaki gelişmeleri hakkında bazı objektif tespitlerde bulunuyor, bu arada Ankara’nın Doğu’ya açılmasının Batı’dan uzaklaşma ve ABD ile ilişkilere verilen önemi küçümseme anlamına gelmediğini belirtiyor. BBC muhabirinin ABD’nin Türkiye’yi artık bir “stratejik ortak” olarak değil de bir “stratejik rakip” olarak görüp görmediği sorusuna Gordon, böyle düşünmediğini, son İran örneğinde olduğu gibi bazı sorunlarda anlaşmazlıklar çıkabildiğini, ama temelde iki ülkenin birçok konuda ortak çıkarlarının ve ortak pozisyonlarının bulunduğunu vurguladı.
Kısacası ABD’nin Türkiye’nin bazı davranışlarından duyduğu hoşnutsuzluğa veya kırgınlığa rağmen, Ankara’nın aleyhinde bir tavır alması olasılığı oldukça zayıf. Ancak yeni durum, Türk-Amerikan ilişkilerinin eskisinden farklı bir zemine oturtulacağının da işaretini veriyor...

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
©Copyright 2010