24.11.2017 - 02:30 | Son Güncelleme: 24.11.2017-2:30 A-A+
ozay.sendir@milliyet.com.tr
TÜM YAZILARI

AH SABRİYE HANIM AH...



1975 senesinde, Kalamış’ta bir evde, altı yaşındaki çocuk anneannesine şu soruyu sordu:

“Sen paket kağıtlarını ve ipleri bir daha kullanalım diye saklıyorsun, kapıcımız öyle yapmıyor. Biz onlardan fakir miyiz?”

“Hayır oğlum değiliz ama ülkemiz müsriflik yapacak kadar zengin bir yer değil.”

Bu sözü söyleyen Sabriye Hanım, 1936’da öğretmenliğe başladı, 1969’da torunu doğuncaya kadar çalıştı.

Emekli oldu ama öğretmenliği son nefesine kadar sürdü.

Hep haber kanallarını seyretti, 92 yaşında vefat edinceye kadar her gün gazetesini ve köşe yazarlarını okudu.

Dizlerindeki kıkırdak erimesi nedeniyle namazını sandalyede oturarak kılması için yeminler verdi torunu, öyle ikna oldu.

Her 10 Kasım’da dizleri ne kadar Ağrırsa ağrısın saat 9’u 5 geçe saygı duruşunda bulundu, sonra Kasım 2009’da, ayın 10’u olmadan vefat etti.

Cumhuriyetin ilk öğretmenlerinden biriydi Sabriye Hanım, babası da öğretmendi.

Uşak’ta doğmuş, Bursa’da yatılı muallim mektebinde okumuş, Kayseri’den Eskişehir’e, Antalya’dan İstanbul’a bir sürü yerde görev yapmıştı.

Bir iyi tarhana kurmakla övünürdü, bir de televizyonda kardelen reklamlarını gördüğünde genç meslektaşlarıyla...

Sabriye Hanım, benim canım anneannem, bu dünyadan gitti ama izleri genç meslektaşlarında halen yaşıyor. Hepsinin Öğretmenler Günü kutlu olsun...

Kırmızı bisikletim ve öğretmenler...

Instagram’da bir hesap var, adı kirmizibisikletim Bir zahmet girin şimdi
o hesaba, Türkiye’nin dört bir yanındaki gencecik öğretmenlerin ve öğrencilerin fotoğraflarına bakın, ardından yazılanları okuyun. Gördüğünüz fotoğraf Manavgat’ın bir köyünde çekilmiş.

Genç öğretmen kardeşimiz demiş ki, “Öğrencilerimiz zihin engelli ve görme engelli. Sınıfımızın birçok eksiği var, bilgisayar ve yazıcı en önemlileri. Yardımcı olabilirseniz benim sınıfımda masum öğrenciler için engel kalmayacak.”

Ağrı Doğubeyazıt, Kızılkaya Köyü’ndeki 16 öğrencisi olan genç öğretmen arkadaş, boya yardımı yapan olursa sınıfını kendi boyayacak. Ordu’da, deniz seviyesinden bin metre yüksekte, İkizce İlçesi’ndeki öğretmen arkadaşımız da binalarına yalıtım yardımı istemiş öğrencileri üşümesin diye...

Daha bir sürü örnek var, hesaba bakarsanız görürsünüz...

Bu genç kadın ve erkekler kimseden kendileri için bir şey istemiyorlar.

Okul boyalı da olsa boyasız da olsa, öğrenciler başarılı da olsa başarısız da olsa, çocuklar elle de yazsalar, bilgisayarla da yazsalar, ne maaşları değişecek ne de en iyi okullara tayin olacaklar.

Bu genç kadın ve erkekler, kendi lojmanları, kendi güvenlikleri, kendi konforları için bir şey istemiyorlar kimseden.

Nasıl gurur duyuyorum hepsiyle, yapılan her paylaşımda bir yanım hüzünleniyor, bir yanım gururlanıyor içten içe...

Hepsi benden genç bu arkadaşların ama yaptıkları iş, gösterdikleri çaba o kadar kutsal ki, hepsinin ellerinden öpüyorum...

Buyur buradan yak...

Ece Erken, Gülben Ergen’in açtığı bir davada kendisinden magazin figürü diye söz etmesine çok kızmış.

Kendisi magazin figürü olan birinin bir başkasını magazin figürü diye küçümsemesine mi şaşırmak gerek, yoksa kariyerinin tamamında hep magazin sayfalarında olmuş birinin böyle tanımlanmaya bozulmasına mı şaşırmak lazım bilemedim.

Hanımlar, magazin figürü lafını küçümseme ifadesi olarak kullanmak ve algılamak hakkınız elbette ancak lütfen unutmayınız ki magazin sayfaları ve programları her ikinizin kariyerinde de önemli yapı taşları.

Zamanın durduğu yer...

Neretva Nehri’nin zümrüt yeşili sularını pek fark etmez insanlar Mostar Köprüsü üzerinde.Şanslıyım, köprü 1993’te, iç savaşta bombalanıp, yıkıldıktan sonra yeniden açıldığı gün oradaydım. Nehirden çıkarılan eski taşların yerine yenileri konarak inşa edilmişti.



Bir yanında Hırvatlar, diğer yanında Boşnaklar yaşar. Kartpostal gibidir. Sadece güzelliği görmek için gidilmez. Adı Barış Gücü olan ve Birleşmiş Milletler denetiminde herkese eşit muamele yapması beklenen İspanyol askerlerinin Hırvat kesimindeki tepenin üzerine diktikleri dev haç da çok şey söylüyor insana...

Ozan Güven, Şahin K. mı?

Şahin K., erkeklerin bildiği, bir zamanlar porno filmlerde boy göstermiş birisidir. Ozan Güven, iyi bir oyuncudur. ‘İkinci Bahar’da başlayan dizi serüveni, ‘Bir İstanbul Masalı’ ve ‘Canım Ailem’ gibi unutulmaz işlerle devam etmiştir. Gelin görün ki Güven’in iyi bir oyuncu olmasının medyamız için zerre önemi yok. ‘Fi’-’Çi’-’Pi’ üçlemesinin ilk sezonu ‘Fi’de, şimdi ‘Çi’deki sevişme sahneleri üzerinden haber yapıldı. Çok ciddiyim, ilk bölümüne dair haberler, Serenay Sarıkaya ve Ozan Güven’in duşta öpüşme sahnesi üzerinden haber oldu. Bu akşam yayınlanacak bölümde sayfada gördüğünüz fotoğraf karesiyle haber yapıldı. Ozan Güven ya da Mehmet Günsür gibi, az sayıdaki iyi oyuncuları, sadece erotik sahneler üzerinden haber yapmak, hem kabalık hem de çekilen diziye haksızlık.

Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
©Copyright 2015 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.