SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

Galibiyet gelmedi

Altay, Şanlıurfa karşısında oynadığı oyunla 2 puanı kaybetmedi 1 puanı kazandı. 75’inci dakikaya kadar maçın mutlak hakimi, bomboş kaleye golleri kaçıran, direkten topu dönen konuk takımdı.Tribünlerin Altay’a pozitif katkısı üst düzeydi. Maçın hep içindeydiler. Ne yazık ki maçın içinde olmayan oyuncular, bu puan kaybının sorumlularıydılar.
Maçın teknik analizine gelince:
- Altay beklenenin aksine durgun bir tarzda oyuna başladı. O bildiğimiz coşkusu, presi maalesef yoktu.
- Futbolda beklerin atağa çıkması sistemin can damarıdır. Altay’ın sağ bek Necdet’in bu özelliğini bilen Ş.Urfaspor teknik direktörü Ali Tandoğan, 7 nolu Mertcan’la maç boyunca markaj yaptırdı. Necdet’in etkisini kırdı.
- Altay’ın defans merkezinde İbrahim Öztürk ve Murat, nedense bu maçta uyum sağlayamadılar. Çok top kaptırdılar ve Murat’ın kaptırdığı topta Altay’ın yediği gol oldu.
- Orta alanda Altay’ın futbol aklı İbrahim Akın’ın yokluğu hissedildi. Tek yönlü oyunculardan kurulu orta alanda yaratıcı oyuncu yoktu. Hücuma katkıları olmadı. Kısaca etkisizdiler.
- İkinci yarıda nedense hiç üretken değildiler. 76. dakikada Serkan ve 88’de Doğan’ın şutu hariç, pozisyon bile bulamadılar.
- Takımda koordinasyon sıkıntısı ve takım halinde disiplinden uzak ve 75. dakika sonrası doldur boşalta dönen oyun tarzı eklenince, sonuç kaçınılmaz oldu.
- Gelelim Furkan konusuna. Altay’da hücumun en etkili oyuncusu Furkan olduğunu ve geçen yıl Altay’ın bir üst lige çıkmasındaki pozitif katkısını hepimiz biliyoruz. Furkan’ın disiplin sorunu var ise yedek bile soymazsın. Eğer 18’e girmişse, bu Furkan bu Altay’da oynar. Seyircinin Furkan’a yaptığı büyük destek, kibar bir mesajdır. Anlayana...
- Unutulmasın futbolda dün yok bugün vardır. Her maçta kayıplar olabilir. Yeter ki bu kayıptan ders çıkarması gerekenler gereğini yapsınlar.
Başarı hazırlıklı akıldan yanadır...

Yazının devamı...

Bugün, yarının gölgesidir!

Göztepe, Osmanlıspor deplasmanında aldığı 3 puanla hem moral buldu hemde gelecek adına taraftarlarına umut verdi. Maçın teknik analizine gelince,
- Osmanlıspor 3 puanla tanışmak adına Özer, Serdar Gürler, Doukara ve Umar Aminu gibi oyuna 4 hücum özellikleri üst düzeyde olan oyuncularla başladı. Göztepe Osmanlıspor’un bu oyunu karşısında iyi mücadele etti. Ve Osmanlıspor’un hızını ilk 20 dakikadan sonra kesti.
- Kaleci Beto, 2 hava topunda yanlış zamanlamasına karşın başarılıydı. Göztepe’nin bu maçta görevini başarıyla yapan bölgelerinin başında defansının merkezi geliyordu. Kadu ve Peybernes iyi oynadılar.
- Orta alanda pozisyon bilgisi ve oyun aklı yüksek Castro oyunun yıldızıydı. Selçuk sakatlıktan yeni çıkmasına rağmen maç boyunca görevini yaptı. Scorione iki yönlü ve doğru oynadı. Sabri hem görevini hem de abiliğini iyi yaptı. Sol bek Traore her geçen gün çok daha iyi oluyor.
- Hücumda Tayfur ve jahovic hem 2 golün kahramanı hemde hücumun etkili oyuncularıydı. Sonradan oyuna giren Halil hem hücum hem de defansif açıdan takıma büyük katkısı oldu. İkinci yarı başlarken Osmanlıspor’un ilk yarıdaki en iyi ve etkili oyuncusu Aminu Umar’ı oyundan çıkaran bir anlayışı teknik açıdan anlamak mümkün değildi. Göztepe’nin de ekmeğine yağ sürdü.
- Göztepe ikinci yarıda kontrollü, kısa paslı Castro’nun liderliğinde topun kendisinde kalmasını sağlayan bir oyun anlayışıyla rakibininde dengesini bozdu. En önemlisi galibiyeti koruma düşüncesiyle kendi alanına çekilmedi.
- Göztepe deplasmanda da 3 puanla tanıştı. Elbette maç içinde kendi taktiğini ve oyun anlayışını rakibine kabul ettirerek hem 3 puanı hemde alkışı hak etti. Buda gösteriyor ki Göztepe doğru yönetim, doğru teknik adam ve doğru oyun felsefesiyle gelinen nokta sevdiğim ve anlamı büyük bir sözde olduğu gibi ‘Bugün, yarının gölgesidir’ doğrultusunda geleceğe umutla bakmamıza neden oluyor.

Yazının devamı...

Güçlü Göztepe

Göztepe, Trabzon-spor’u yenerek 3 puanla tanıştı. Göztepe bu maçta sadece 3 puanı kazanmakla kalmadı, gelecek adına camiasına büyük umut verdi. Maçın kritiğini yapacak olursak...

- Göztepe’nin maç boyunca takım olarak yüksek kapasite ile hiç tempoyu düşürmeden; istekli, arzulu ve enerjik bir oyun anlayışı vardı.

- Maç öncesi kaleci Beto’nun sakatlanması sonrası Günay Güvenç kaleyi teslim aldı ve görevini de yaptı.

- Defansın merkezindeki Kadu, bana göre savunmanın dev adamıydı. Dayanıklı ve fiziksel olarak güçlüydü. Çok iyi oynadı. Merkezdeki diğer stoper Peymeres ise vasatı yine aşamadı. Yerine giren Hakan Çinemre ise hırslı ve cesurdu.

- Sabri, bir bekten çok daha fazlasıydı. Her geçen gün daha iyiye gidiyor. 3. golün de yaratıcısıydı. Traore, ilk defa oynamasına rağmen görevini yaptı, gelecek için umut verdi.

- Göztepe’nin bu maçta en büyük avantajı orta alanıydı. Doğru oyun anlayışı, üretken yapısıyla 3 puanda önemli bir rol oynadı.

- Rotman’ın orta alanda mücadele anlayışı üst düzeydeydi. Scarione iki yönlü oynadı, maç boyunca gayretliydi. Castro’nun oyun görüşü üst düzeydeydi. Maç boyunca rakip savunma arasına sızması, dripingleri, sakin ve doğru oyunu ile Trabzonspor’un dengesini bozdu.

- Hücumda Jahovic, Ghilas ve Tayfur 3 golün sahipleri olarak maçın neticesini Göztepe adına değiştirdiler. Çok pozisyona girdiler, bilinçli oynadılar. İlk yarıda Jahovic iki net pozisyonu kaçırırken, Ghilas Trabzonspor defansını zorladı. İkinci yarı da Trabzonspor stoper Uğur’u çıkarıp, 3’lü defansa dönünce hücum hattı hızlı, doğru ve öne oynayıp birçok gol pozisyonu buldu. Tayfur’un müthiş performansı ve attığı golle alkışı haketti.

Göztepe takım halinde mental ve fiziksel açıdan üst düzeydeydi. Doğru oynadı. Bu maçta, sadece mücadele etmedi. Yaptığı presle orta sahada hep varlığını hissettirdi. Topu kaptıklarında da derinleme paslarla Trabzonspor kalesinde tehlikeler yarattı. Elbette her yeni kurulan takımın olduğu gibi Göztepe’nin eksiklikleri var. Ancak uyum sürecini Trabzonspor maçında görüldüğü gibi hızla aşıyor.

- Göztepe, Teknik Direktörü Tamer Hoca tarafından doğru yönetiliyor.

Göztepe maçlarında heyecan, üst düzey motivasyon ve inanç görebilirsiniz. Birde Gençlerbirliği maçında seyircisine de kavuşunca, Göztepe’yi seyretmek bir keyif olur inancındayım.

Yazının devamı...

Hoşgeldin Göztepe

İlk maçlar daima zordur. Ligin yeni takımı Göztepe, güçlü rakibi Fenerbahçe karşısında beklentilerin aksine çok iyi bir oyunla, 1 puanı aldı. Hatta galibiyeti kaçırdı.

Göztepe’nin başarılı oyununun sebeplerini sıralamak gerekirse...

l Göztepe’de herkes koştu. Hatta birbirinin yerlerine de koştular. Takım halinde inançlı, aidiyet duygusu üst düzeydeydi.

l Göztepe’de hazırlık maçlarının en sıkıntılı olan mevkisi, defans oyuncuları bu maçta görevini başarıyla yaptılar. Takım boyunu kısalttı, Fenerbahçe’nin oyun alanını iyi kapattı. Merkezden hücum yapmasını engelledi.

Stoperler, 17 numaralı Peybernes ve 44 numaralı Kadu kararlı, güçlüydü. Sahada pozisyon almasını bildiler. Kanatlarda oynayan iki bek Sabri ve Leo gayretliydi.

Göztepe orta sahasında savunma kimliği yüksek oyuncusu Rotman, ön libero görevini başarıyla yaptı ve Fenerbahçeli Nabil Dirar’ı etkisiz hale getirdi.

Orta alanda Castro ve Scarione iki yönlü ve iyi oynadılar. Topu sadece kazanmak değil, kazandıktan sonra en etkili bir biçimde rakip kaleye gitmeyi hedefleyen bir anlayışları vardı. Bunun sonucunda da gollerin sahibi oldular. Gouffran, koştu gayretliydi, ancak etkisizdi. Halil’in oyuna girmesiyle hem takım tempo kazandı hem de mücadele gücü arttı.

Öndeki çift santrforlar Gilas ve Jahovic defans arkasına koşular yaptılar. Arkadaşlarına duvar oldular. Jahovic geriye gelerek kale önünden toplar çıkardılar ve Fenerbahçe’nin stoperlerine ileride baskı yaparak oyun kurmasını engellediler

Göztepe’nin bu maçta en büyük avantajı ortaya koyduğu pres ve enerji, en önemlisi erken gol yemesine rağmen asla yenilgiyi kabul etmeme anlayışı, bu başarılı oyunun anahtarlarından biriydi.

Göztepe’nin oyun anlayışında en büyük eksiklik, topla hücuma çıkarken yapılan kayıplardı. Bu yüzden de kalesinde yaşadığı tehlikelerin en önemli nedenlerindendi.

Başarı için rakibini iyi tanımak ve rakibine göre yeni taktikler şarttır. Tamer Hoca, Fenerbahçe’yi iyi analiz etmiş ve takımını buna göre hazırlamıştı. Saha içinden doğru yönetti. Göztepe sabırlı, akıllı ve doğru oynadı. Fenerbahçe’nin üstüne korkusuzca gitti. En önemlisi takım halinde büyük bir direnç gösterdi. İyi bir futbol anlayışı vardı. Bir takım için şart olan oyun gücünede ulaştı. Yeni kurulan bir takım olmasına rağmen, oyun anlayışı ve oyuncu yapısıyla uzun maratonda geleceğe güvenle bakmaya neden oldu.

Yazının devamı...

Göztepe ve gerçekler

Hazırlık maçlarının amacı, takımların fizik ve taktiksel olarak hazır olup olmadıklarını ölçmektir. “Kazanmak önemli değil” ifadesine de katılırım. Ancak, Göztepe gibi yeni kurulan takımların uyum sorunu olduğu bir gerçektir. Diğer bir gerçek ise, 10 gün sonra liglerin başlayacak olmasıdır. Göztepe’nin 3-1 yenildiği Altınordu karşısında gördüğüm eksiklikleri şöyle sıralayabilirim.

l Takımın en kötü bölgesi savunmasıydı. Savunmaya gelmek ile savunma yapmak arasındaki farkı bilmek gerekir. Savunma bilgisi ve fiziksel özellikler gerektirir. Sabri, Peybernes, Hakan Çinemre ve Tanju’dan kurulu geri dörtlü, beraber hareket edemedi. Yerleşim ve rakibi karşılamada hataları çoktu.

l Göztepe’de, sezon başı yorgunluğu diyebiliriz ancak oyuncuların mücadele edecek gücü yoktu. Altınordulu oyuncular, elini kolunu sallayarak Göztepe orta alanını geçti. A. Castro, Scarione, Gouffran ve Rotman’dan kurulu orta alandaki oyuncuların ofansif özellikli olması ve Rotman dışında defansa yardıma gelen oyuncunun olmaması, orta alanın çöküşünü hazırladı. (Bu orta alanı gördükten sonra, geçen sezonun son 8 maçının yıldızı Segbefia’nın takımda kalması konusunun tekrar değerlendirilmesi şarttır.)

l Hücumda Jahovic ile Ghilas etkisizdi. Oyun anlayışlarında önde baskı yoktu. Orta alandan destek gelmedi, bekler hücuma çıkamadı. Altınordu’nun tandemi ile orta alanı arasında sıkışıp kaldılar. Halil, oyuna girdikten sonra biraz hareket getirdi. Ancak o da yetmedi.

l Bu maçta da görüldü ki, efor sarf etmeden maçı kazanmak mümkün değildir. Göztepe’nin bu kadar ucuz goller yemesi de kabul edilemez.

Lig başlayana kadar gerekli tedbirlerin alınacağına inanarak halk tabiriyle enseyi karartmaya gerek yok. Kendisine inandığım ve güvendiğim Tamer Hoca da bu maçtan sonra doğru kadro mühendisliği yapmanın gereğini umarım anlamıştır.

Yazının devamı...

Göztepe...

Süper Lig’in yeni ekibi Göztepe’nin, 11 Ağustos’ta başlayacak ligde yaptığı transferler ve müthiş seyircisi ile heyecanla beklenen takımlardan biri olduğu gerçektir.

Bu yıl Süper Lig’in hikayesi çok güzel olacak. Senaryo nasıl yazılacak göreceğiz. Ancak, Göztepe’nin bu hikayede çok önemli rolü olacağına bütün kalbimle inanıyorum. Yeni teknik direktörü Tamer Tuna’nın, bu hafta verdiği demecin ana başlıklarını şöyle sıralayabilirim.

l Son yıllarda çıkıp düşen takımların neden kalıcı olmadıklarını araştırdım.

l Yapılan transfer politikalarını inceledim, ne gibi hatalar olduğuna baktım.

l Takımların tamamı değişmiş, ligi bilmeyen oyuncular alınmış. Biz ise birbirleriyle oynamış ligi bilen oyunculara yöneldik. Aldığımız oyuncular hep iş performansı olan isimler.

l Göztepe’nin Süper Lig’de kalıcı olmasını sağlamak benim en büyük görev ve sorumluluğum.

***

Tamer Hoca, 3T metodunun gerekliliğini yerine getirmiş. Yani tespiti yapıp, teşhisi koymuş. Şimdi sıra tedavide. Ayrıca, Başkan Mehmet Sepil’in çok büyük desteği var. ‘İşbirliğimiz çok iyi gitti’ ifadesinin de bana göre altının çizilmesi gerekir.

***

Liderliğin tarifini Webster’s sözlüğü de “Önde ve ilerde giderek yolu gösterme, yeteneği yönlendirme kapasitesi” olarak tanımlamıştır. Bu tarif de, kişisel olarak hem inandığım ve saygı duyduğum doğru bir başkan profili sergileyen Mehmet Sepil’e aynen uymaktadır. Bizlerin görevi sadece eleştiride bulunmak değil. Doğru insanları ve modelleri de tanıtmak ve hakkını vermektir. Böyle bir başkan varsa, Göztepe’nin temelinde yenilikten korkmayan bir kültürde vardır.

Tamer Hoca hırslı, inançlı, coşkulu ve başarı isteyen bir teknik adam. Bu ideallerinin gerçekleşmesi için Göztepe onun adına büyük bir şans. Umarım o da yapacağı büyük atılımlar ve çalışma ile Göztepe’nin şansı olacaktır.

Böylece Göztepe’nin geleceği adına doğru politikalar ve planlama yapan bir başkan, hedefi olan genç bir teknik adam, bir de üç önemli faktör, zaman-sabır ve sadakat birleşince, doğru yapı ile herkesin özlediği Göztepe’nin oluşması ve hakettiği sonuçları alması hiç de sürpriz değildir.

Yazının devamı...

Sabır gerek

Yaz tatillerinde futbolsuz geçen süreçte bu güzel oyuna duyulan özlem, futbolseverlerin gönlünde hergeçen gün artıyor. Taraftarlar takımlarına kavuşmayı heyecanla bekliyor.

***

2017-20018 sezonunun ilk başlama düdüğüne kadar süren sezon başı hazırlıkları hızla devam ediyor. Taraftarlarda merakla bekledikleri transferlerini ise, kulüpler ekonomik güçleri ölçüsünde sürdürüyor. Maçın sahada oynanarak kazanıldığı düşünülürse, başarının anahtarı elbette çok çalışmaktan geçer gerçeği unutulmamalı. Ünlü İngiliz teknik adam Alex Fergusson, sezon başı çalışmaları ve hazırlık maçları ile ilgili olarak, “Futbolcularımızın fizik olarak hazır olup olmadıklarını ölçmek için çalışırız. Kazanmak önemli değil, maksat eksikleri görmek” der ifadesinin doğruluğuna inanırım.

***

Her teknik adam çalışmalarında oyuncularının gücünü, süratini ve enerjisini en üste çıkarmak için çaba içinde. Takımı yaratırken en önemlisi de, asla yenilgiyi kabul etmeme anlayışını hazırlık kamplarından başlayarak sezon boyunca devam edecek pozitif oyun anlayışına yansıtma çabası içindedir.

***

Başta taraftarlar olmak üzere, bu süreçte sabır göstermek önemli. Bunu, saygıdeğer okuyucularımdan gelen, maçlar yaklaştıkça daha doğru transfer yapmadık, eksiklerimiz çok gibi olumsuz ve kaygı dolu gelen mesajlardan dolayı yazdım.

Taraftar, elbetteki haklı. Ancak şu bilinmelidir ki, bu dönem takım içindeki yapıyı inceleme, yönetme ve sorunları çözme sürecidir. Bu süreçten sonra istikrarlı bir takım yaratılacağı unutulmasın.

***

Telaşa da yer yok, Süper Lig ve TFF 1. Lig 11 Ağustos’ta başlayacak, 2. ve 3. liglerin de 20 Ağustos’ta başlayacağı düşünülürse, takımları adına olumsuz düşünceye gerek yok. Bir taraftardan çok güzel bir mesaj geldi, ‘Ne yapalım yani, bizimde takımımızla ilgili hayalimiz var. Bunun gerçekleşmesi adına acele ediyoruz.’ Bu düşünceleri saygıyla karşılıyorum. Doğrudur. “Başarı, hazırlıklı akıldan yanadır.” Bunun için yönetimlerimize ve teknik adamlarımıza güvenelim ve en önemlisi sabırlı olalım...

Yazının devamı...

Spor ve kardeşlik

Geçen gün ziyaret ettiğim bir yaz spor okulunda, evlatlarımızın spor sayesinde kazandıkları değerleri bir kez daha görmenin mutluluğunu yaşadım.

Sporun; ilişkilerimizde saygı, sevgi, hoşgörü, sevinç ve üzüntü paylaşımı gibi kişiye değer kazandırmada önemli bir özelliği vardır.

Ailelerin, spor bu konudaki kazanımlarının, kişiye kazandırdıklarının her geçen gün biraz daha artan oranda, farkına varması, geleceğimiz için umut verici bir gelişmedir.

Bir veli, “Evladım, burada hem fiziksel gelişimi sağlıyor; en önemlisi de kardeşçe yaşamı, paylaşımı öğreniyor” ifadesini kullandı.

Spor için harika bir tanım olsa gerek.

Gelişmiş toplumlarda, kişilerin statüleri doğuştan değil, sonradan eğitimle elde edilir.

Aldığı eğitimle toplumda yerini bulan insan, spora ve diğer kültürel faaliyetlere önem vererek hayatına boyutlar kazandırır.

Sadece spor okullarında mı bu oluyor?

Ülkemizde her geçen gün doğru projelerle, yıl boyu süren eğitim faaliyetleriyle artık bir yaşam biçimi oldu.

Geçen hafta, Türkiye’nin doğru proje takımı Altınordu’nun sezon açılış törenine gittim.

27 oyuncusundan 23’ünün özkaynaktan geldiğini büyük mutlulukla gördüm.

Sporun, hoşgörü, kardeşlik ve barış olduğu gerçeğini topluma yaymak, hepimizin sorumluluğu ve görevidir.

***

Martin Luther King, “Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik. Ancak bu arada çok basit bir sınıfı unuttuk; kardeş olarak yaşamayı” diyor.

Fazla söze gerek var mı?

Dostluğa ve kardeşliğe, en çok ihtiyacımızın olduğu bu dönemde spor da bunların kazanılmasında hep başroldedir.

Yazının devamı...

© Copyright 2019

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.