Cumartesi

04.04.2015 - 02:30 | Son Güncelleme: 04.04.2015-2:30

Anneliğin kitabını yazdılar

Sosyal medyada harika annelerle tanıştım. Sadece anne değiller, anneliğin kitabını da yazmış durumdalar! Bu kitapları okuyan anneler kendilerini yalnız hissetmeyecekler

Sitene Ekle

Özge Altınok LOKMANHEKİM - Anne-çocuk - ozge.altinok@milliyet.com.tr www.sehrincocukhali.com

Anne olduğum ve oğlumu kucağıma aldığım andan itibaren eş, dost, akraba herkes annelikle ilgili uzman kesildi, bir şeyler söyledi. Ben derdimi ya da yaşadığım bir olayı anlatmak istediğimde beni gerçekten dinlemek yerine, “Evet, öyledir de bak bir de böyle oluyor” diyerek beni anlamaya çalışmak ve destek olmak yerine kendi tecrübelerini ya da başından benzer olaylar geçmiş kişilerin daha kötü örneklerini vermekle yetindiler. O zaman dedim ki “Yahu anneler bile annelerin halinden anlamıyorsa, kim anlayacak peki?”
İşte ben böyle düşünürken sosyal medyanın gücü sağ olsun harika annelerle tanıştım. Üstelik bu kadınlar sadece anne değiller, anneliğin kitabını da yazmış durumdalar! Bu kitapları okuyan annelerin kendilerini yalnız hissedeceğini hiç sanmam. Kimi bölümlerini gülerek, kimi bölümlerini ise gözlerim dolu dolu okudum ben. Her annenin hikayesi farklı ama ortada tek bir gerçek var: Yalnız değiliz. Bana yalnız olmadığımı hissettiren bu kadınlara da teşekkürü bir borç bilirim.

Okuyanı güldüren maddeler ve özlü sözler içeriyor

İkierkek çocuk annesi Elif Doğan çocuklarına bakmak için çalışma hayatına ara vermiş. Bir süre sonra “Bugün kendim için ne yaptım?” sorusuna “Hiçbir şey” cevabını vermemek için blog yazmaya başlamış. Annelik macerasını inişleri ve çıkışlarıyla samimi olarak paylaştığı blogcuanne.com dışında bir de kitap yazdı Doğan: “Annelik Her Zaman Toz Pembe Değil” (Doğan Kitap).

Kitabı diğer annelik kitaplarından ayıran en büyük özelliği başında yer alan “Hiçbir anne istemediği bir çizgi filmi defalarca seyretmeye zorlanamaz” gibi size güldüren maddeler içeren Anne Hakları Evrensel Bildirgesi ile her bir bölümde karşınıza çıkan annelik özlü sözleri. Favorim; “Makyaj çantasından Lego parçası çıkan, tırnaklarının arasında oyun hamuru olan kişiye anne denir”.

Okurken şimdiki aklım olsa neleri değiştireceğimi düşündüm

ŞerminÇarkacı edebiyatçı, reklamcı ve üç çocuk annesi olma vasıflarının yanına bir de yazarlık eklemiş. “Başlarım Şimdi Anneliğe” (Elma Yayınevi) isimli kitabı sanki sizinle bir dostunuz konuşuyormuş gibi oldukça samimi bir dille yazılmış. Kitabında, ikizleri Tuna-Mete ve kızı Name’yle birlikte öğrendiklerini, sütü gelmeyince yaşadıklarını, ek gıda sürecinin zorluklarını, doğum sonrası kilolarıyla kendini nasıl hissettiğini çok güzel anlatmış.

Soruyorum size, kaçınız Google’a “Süt yapan yiyecekler” yazarak arama yaptınız ya da günde en az bir kez bebek bezinin çok mucizevi bir icat olduğunu düşündünüz? Eğer “Bu cümleler beni anlatıyor” diyorsanız, bu kitapta kendinizden çok şey bulacaksınız. Zaten Çarkacı da “Yeni anne olduğunuzda insanlar hep size bir şey söylüyor, sürekli eleştiri alıyorsunuz vs. Ben istedim ki yeni annenin omzunda bir el konsun, ‘Geçecek be, çok da takılma, üzme kendini’ diye şöyle bir dokunsun” diyerek bu kitabı yazma amacını anlatıyor. Kitabı okuduğumda benim oğlum büyümüştü, o nedenle yaşadıklarımı hatırlayıp ağlanacak halime çok güldüğümü, şimdiki aklım olsa neleri değiştireceğimi düşündüm elbette.

Kitapta çok gözyaşı var ama mutlu son garanti

Ben erken doğmuşum, oğlum da öyle. Bizimkisi dünyaya karşı bir ilgi, merak, heyecandan anne karnında duramama herhalde. İnci Candemir’in de oğlu
Can da erken doğuyor, üstelik dört ay erken. Amerika’ya tatile gittikleri sırada hiç beklenmedik bir zamanda doğum yapıp 5 günlük tatil yerine tam 135 gün kalmışlar. Oğluna yüzde 40 yaşama şansı verdikleri kuvöz başında geçen bu sürede ve sonrasında yaşadığı korkuları, suçluluk duygusunu, üzüntüsünü ve prematüre annesi olarak yaptıklarını, öğrendiklerini “670 Gram ile Hayata Tutunmak” (Destek Yayınları) isimli kitabında toplamış Candemir.

Oğlu Can şimdi oldukça sağlıklı bir çocuk ve yaşıtlarıyla aynı gelişim seviyesinde. Başka prematüre anne ve babalara umut olmak, yol göstermek istemiş yazar. Kitapta çok gözyaşı var ama mutlu son garanti!

Diyabetliler için lezzetli yemekler

“Sofralar Diyabetle de Güzel” (Alfa Yayıncılık) isimli yemek kitabının yazarı iki çocuk annesi Ece Büyükyurt Memecan “Bir sabah uyandık ve diyabetle tanıştık” diye başlıyor hikayesini anlatmaya. Sürekli kilo veren, su içmek isteyen ve hep yorgun olan büyük oğluyla ilgili bir şeylerin ters gittiğini seziyormuş. Yapılan tahliller, kan şekeri değerlerine bakılması sonucunda tip 1 diyabetli olduğunu öğrenmiş oğlunun.

“Her gün günde dört kez parmak ucunu delerek kan şekerini ölçecek ve yiyeceği yemeklere göre de yine dört kez insülini iğne ile deri altına verecekmişiz” diyor. “Bu çocuk ne yiyip büyüyecek?” diye düşünmüş, çok araştırmış, diyetisyenlere danışmış ve kitabını yazmış. Kitapta hikayesini, yaptıklarını ve diyabetli olsanız bile karbonhidrat hesabı yaparak lezzetli yemekler yenebileceğini gösteren tariflerini paylaşıyor.

 


Nikah Masası kimin şarkısıdır ?
©Copyright 2015 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.