Böyle bir psikoloji var.. Askerin attığı her adıma şüpheyle bakılıyor.. Rutin icraatlarına bile, rutin tatbikatlarına bile ‘acaba’ deniliyor..
Acaba!..
Acabaya iki tipik örnek.. Biri Ankara’da yaşandı, diğeri Erzurum’da yaşanmış..
Yaşanmış diyorum, belgesi Erzincan Ergenekon iddianamesinin ek klasörlerinden çıktı..
Ankara’dan başlayalım..
*
Bir ihbar, sivil kamyona baskın; içinden 900 adet el bombası ve mühimmat çıkıyor..
Kamyonda bir astsubay ve bir onbaşı var..
Polis nedir bunlar diye soruyor..
El bombalarını Ankara’daki Özel Kuvvetler Komutanlığı’na götürüyorlarmış..
Ellerinde resmi evrak var.. Başka zaman olsa baskını yapan polis evraklara bakar, hiçbir işlem yapmaz..
Ama dedim ya, başka bir psikoloji yaygın..
Gözaltı işlemi yapılıyor, kamyon emniyete götürülüyor.. Askeri yetkililer geliyor durumu anlatıyor, savcı ikna oluyor, el bombası yüklü kamyona izin çıkıyor.. Gözaltı kalkıyor..
Gelelim Erzincan’a..
Olay çok mühim değil ama psikolojiyi anlatmak açısından önemli..
Özel yetkili savcı şubat ayında 9. Kolordu Komutanlığı’na bir yazı gönderiyor ve, ‘Aralık ayında Erzurum Orman İşletme Müdürlüğünün bulunduğu noktadan şehir dışına doğru çok sayıda askeri aracın intikale hazır bir vaziyette durduğu tespit edilmiştir’ diyerek sebebini soruyor..
Askerler de cevap veriyor..
Bakım yapılan araçlardır.. İki konvoyun birleştirilmesi için bir süre orada bekletilmiştir.. Konvoylar birleştirilince polis eskortu eşliğinde intikal tamamlanmıştır..
Başka zaman olsa..
O psikoloji etkili olmasa, savcı bu soruyu sorar mıydı?
*
Bu havanın dağılması lazım.. Bütün orduya ‘olağan şüpheli’ gözüyle bakamayız..
Bakmamalıyız..
Bu psikolojinin yayılmasında askerlerin de büyük hataları oldu.. Toprak altından çıkan onlarca silah, bomba ve mühimmatın etkisi oldu
Ama Ankara’daki olayda da gördük ki ‘isimsiz ihbarcılar’ da boş durmuyor.. Bu psikolojinin yayılması için her yolu deniyor!
‘Twitter’cılar dikkat!
Bu dönemin en revaçta suç isnadı telefon konuşmaları oldu.. Ne maksatla yapıldığı belli olmayan telefon konuşmalarının bir bölümü önce internete düşüyor, sonra iddianamelere giriyor..
Zaten internete düştüğü an yandın demektir..
Hemen vay vay vay, neler çeviriyorlarmış neler denilmeye başlıyor..
Neler de neler..
Sen istediğin kadar öyle değil böyle, işin aslı astarı şöyle diye kendini yırt..
Geçmiş olsun..
*
Yakın geleceğin en revaçta suç isnadı Twitter yazışmaları olacak!..
İnternet sitesine dökülecek.. Gazete sayfalarını kaplayacak..
Günün birinde bir bakacağız iddianamede karşımıza çıkmış..
Soracaklar, sen bu notu niye yazdın diye..
Ne demek istedin?
Kaç bin üyen var?
Amacın neydi?
Deniz kenarında kahvemi yudumluyorum derken kimlere şifreli mesaj yolluyordun?
Bol sirkeli mercimek yemeğini çok severim derken asıl maksadın neydi?
Bu kadar büyük bir çetenin üyesi olmak sana ne kazandırıyor.?
Yoldaşlık ne demek!
*
Hadi bakalım cevap verin.. Şimdi enginar mevsimi derken ne kastettiğinizi anlatın!
Yok artık daha neler demeyin..
Ne alaka diye gülmeyin..
Deli saçması diye bakmayın..
Unutmayın..
Bu ülkede uzun zamandır ‘masumiyet karinesi’ değil ‘suçluluk karinesi’ geçerli!..

Yerkesik'te yeni açılan sitelerin ulaşım sorunu üzerine.