BDP’li Demirtaş: “Kürt halkı mahkemelerde, okullarda Kürtçe konuşacak”

KCK/TM davasında sanık avukatından Kürtçe’den vazgeçin çağrısı

11 Kasım 2010

Cem EMİR- Canan ALTINTAŞ- Serdar SUNAR/ DİYARBAKIR,(DHA)

DİYARBAKIR’da terör örgütü PKK’nın gizli şehir yapılanması Kürdistan Topluluklar Birliği Türkiye Meclisi (KCK/TM) ana davasında sanık avukatı İbrahim Tali Uysal, sanıklara Kürtçe savunma ısrarından vazgeçme çağrısında bulundu. Uysal, “Tutuklu sanıklardan bir ricam var. Sizleri bekleyen eşiniz ve çocuklarınız var. Kürtler mert insanlardır. Büyük fedakarlıklar yaptılar ama üvey evlat muamelesi gördüler. Bu inatlaşmadan vazgeçin” dedi. Kent merkezinde 10 bin kişinin katıldığı yürüyüşte konuşan BDP Genel Başkan Selahattin Demirtaş ise, Kürtçe savunma yapılmasına izin verilmemesine tepki gösterip, “Biz bunu tanımıyoruz, bu zihniyeti anlamıyoruz. Herkes bunu bilmeli ki Kürt halkı mahkemelerde de Kürtçe konuşacak, okullarda da konuşacak, vergi dairelerinde de konuşacak” dedi.

KCK/TM ana davasınını kapsamında aralarında BDP’li belediye başkanlarının da bulunduğu 104’ü tutuklu 152 sanığın yargılanmasına Diyarbakır adliyesi içinde özel salonda devam edildi. Her gün olduğu gibi sanıklar yine sıkı güvenlik önlemleri altında adliye binasına getirildi. Duruşmayı izleyecek olan aralarında avukat, gazeteci ve sanık yakınları üst aramasından sonra adliye binasına alındı. Polis, aldığı sıkı güvenlik önlemlerini bugün de sürdürdü.

6’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 14’üncü duruşmada, tutuklu 99 sanık hazır bulundu. Sanıklar yoklama sırasında yine Kürtçe “buradayım” yanıtını verdi.

Sanık avukatları mahkemenin Kürtçe savunma taleplerinin reddedilmesi üzerine 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne dilekçeyle itirazda bulunmuştu. Mahkeme itirazı dün değerlendirip, sanıkların ‘kollukta ve nöbetçi hakimlikte Türkçe savunma yaptıkları’ gerekçesiyle reddetmişti.

Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz, sanık avukatlarının Kürtçe savunma talebi ve tercüman atanması ile ilgili itirazın yapıldığı 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararını okuduktan sonra sanıkların savunmalarını almaya başladı.

KAMURAN YÜKSEK KÜRTÇE KONUŞMAK İSTEDİ

Mahkeme Başkanı Yılmaz, dosya sırasına göre sanıkları kürsüye çağırdı. Kürsüye gelen kapatılan DTP’nin Genel Başkan Yardımcısı Kamuran Yüksek, Kürtçe, “Ben savunmamı Kürtçe yapmak istiyorum” dedi.

Bunun üzerine Yılmaz, “Türkçe biliyorsunuz, savunmanızı Türkçe yapmanızı istiyoruz. İkimizin de anladığı dili Türkçe’yi kullanın” dedi. Ancak Yüksek, tekrar Kürtçe konuştu ve Kürtçe’de ısrar etti. Bunun üzerine başkan Yılmaz, “Bu konuda kararımızı verdik. Türkçe savunma yapmanızı istiyoruz. Sanırım Kürtçe konuşuyorsunuz, çünkü biz bilmiyoruz. Kürtçe olduğunu düşünüyoruz buyurun sizi yerinize alalım” dedi. Yüksek ise yine Kürtçe “evet” dedi.

BİZİMDE SON DAKİKALARIMIZ VAR

Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz, sanıkları uyararak sorguya geçtiğini hatırlattı. Kamuran Yüksek’i yerine oturtan başkan, sanığın avukatlarına söz verdi. Avukatlardan Fuat Coşacak, müvekilinin savunma hakkının elinden alındığını ileri sürürek, “Bu ayrımcılığa tabi tutulmuştur. Anadil ile ilgili uluslararası tüm hususlar ihlal edilmiştir” dedi. Çoşacak, İsrail ile Filistin arasındaki ‘Hayırlı Cumalar’ anlaşması, ETA, İRA örneklerindeki yargı süreçlerini hatırlattı. Yargılamanın sorunların kolaylaştırılmasında rol oynaması kanaatinde olduklarını belirten Coşacak, “Müvekkilim Yüksek'in bilgisayarında Kandil’e giden bir belge ortaya çıktığı iddia edildi. Bu gelişme de basında flaş gelişme olarak duyuruldu. Savunma hakkı verirseniz bizim de son dakika haberlerimiz olacaktır” diye konuştu.

SANIKLAR RENCİDE EDİLİYOR İDDİASI

Avukatlardan Cihan Aydın, mahkeme başkanına yaptığı işin adını koyması gerektiğini belirterek, işlemin tanımlanmasını istedi. Aydın, “Müvekkillerimizin tek tek kürsüye çağrılması rencide edici ve doğru bir tutum değildir. Israrla Kürtçe savunma yapmak istiyorlar. Siz salona duyuru yapın Türkçe yapmak isteyen varsa gelsin yapsın. Tek tek çağırmanın anlamı yok. Bu şekilde devam edecekse bu onur kırıcıdır” dedi.

Mahkeme Başkanı Yılmaz ise, “Bu sorgudur. Sanıkları çağırıyorum. Sanık tercihini ortaya koyuyor” dedi.

SIKIYÖNETİM BENZETMESİ

Avukatlardan Ercan Kanar, söz alarak mahkemenin kararının siyasi olduğunu iddia etti. Bu dava ile mahkemenin eline tarihi bir fırsat geçtiğini anlatan Kanar, “Bu davaya devletten ve önyargılardan bağımsız bakmalısınız. Sıkıyönetim döneminden daha sıkı bir tutum sergiliyorsunuz. Bir savaş mahkemesi gibi. Akan kanın durması için katkıda bulunmalısınız. Bu siyasi rehin durumuna son verin” dedi.

Avukatlardan Meral Danış Beştaş, ciddi bir tıkanıklık olduğunu belirterek sorguya bir türlü geçilemediğini söyledi. Mahkeme Başkanı Yılmaz da, söz konusu talepleri defalarca değerlendirdiklerini belirterek, “Teker teker savunma hakkı tanıyoruz. Kendileri bilirler. Bizim açımızdan karara bağlanacak yanı kalmadı” diye cevap verdi.

Tekrar söz alan Beştaş, mahkemenin tıkanıklığı çözmek zorunda olduğunu belirtti.

ADALET VE ÖZGÜRLÜK DÜĞÜN SALONU YAPACAĞIZ

Avukat Sezgin Tanrıkulu ise mahkemenin bir adım attığını ve bilinmeyen bir dilden Kürtçe olduğunu düşündüğü söylediğini hatırlattı. Tanrıkulu, “Bir adım daha atın. Bu hukuki değil. Ses düzeni var. Kayıt altına alın. Sonra ne yaparsınız takdir sizin. Onlara da kendilerinize de tercüman atamayın. Bu dava başından beri siyasidir. Bu salonu barış sürecinde ‘adalet ve özgürlük düğün salonu’ yapacağız. Yargılama yapmayacağız. Özgürlüğün, barışın yolunu açan hakimler var diyebilelim” dedi.

SANIKLARI ÇAĞRI: KÜRTÇE ISRARINDAN VAZGEÇİN

Sanıklardan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ile Fırat Anlı ve Muharrem Erbey’in avukatı İbrahim Tali Uysal, sanıklara Kürtçe savunma ısrarından vazgeçme çağrısında bulundu. Uysal, “Tutuklu sanıklardan bir ricam var. Sizleri bekleyen eşiniz ve çocuklarınız var. Kürtler mert insanlardır. Büyük fedakarlıklar yaptılar ama üvey evlat muamelesi gördüler. Bu inatlaşmadan vazgeçin. İddianamede dişe geçmiş bir şey yok. İki taraftan biri mutlaka bu inattan vazgeçsin. Bu dava daha da uzamasın. Konuşmamdan hoşnut olmayan sanıklar elini kaldırarak beni azledebilirler” dedi.

Avukat Cihan Aydın tekrar söz alarak, “Bu sorgu mudur nedir bilelim. Sanıklar kürsüye çağrılıp rencide ediliyor” dedi. Bunun üzerine başkan Yılmaz, “Başta da söyledim sorgu yapıyoruz. Oldukları yerde de konuşabilirler ama ellerinde doküman var rahat olsunlar diye. Biz anlamıyoruz ama onlar Kürtçe yapıyor. Yargılama sonuna kadar da gelip biz Türkçe yapacağız derlerse yine dinlemeye hazırız” dedi.

Avukat Aydın ise mahkemenin ağırlığına bu yargılamanın yakışmadığını belirterek, “Tiyatro oyununa dönüşüyor. Taleplerimiz alındıktan sonra duruşmanın ertelenmesini istiyoruz” talebinde bulundu.

AVUKATLAR ANLAŞAMADI

Sanık avukatlarından Sinan Tanrıkulu ise sanıkların Kürtçe savunma yapmaya hazır olduklarını ancak Türkçe savunma yapmaya hazır olmadıklarını söyleyince, Başkan Yılmaz, “Sanırım savunma için süre istiyorsunuz. Biz öyle anladık” karşılığını verdi.

Söz alan avukat Meral Danış Beştaş ise meslektaşının bu talebinin yanlış anlaşıldığını belirterek, “Bizim savunma için süre istememiz söz konusu değil. Müvekkillerimizin iki dilde savunmaları hazır” dedi. Bunun üzerine Başkan Yılmaz, savunmasını Türkçe yapmaya hazır hisseden varsa onu dinleyeceklerini yoksa süre talep ediliyormuş gibi değerlendireceklerini kaydetti. Yılmaz, “Bazı sanıklar Kürtçe bilmediğini biliyoruz. Size de düşünmek için zaman olur” dedi.

Duruşmaya ara verildi.

10 BİN KİŞİ YÜRÜDÜ

BDP’liler davanın sürdüğü sırada Koşuyolu Parkı’ndan 2 kilometre mesafedeki adliye binası yanındaki Büyükşehir Belediyesi önüne kadar, mahkemenin Kürtçeyi tanıması ve kayıtlara bilinmeyen bir dil olarak geçirmesini protesto etmek için yürüyüş düzenledi.

Yürüyüşe BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, yardımcısı Gültan Kışanak, Grup Başkan Vekili Bengi Yıldız, milletvekilleri Emine Ayna, Ayla Ata Akat, Fatma Kurtulan, Pervin Buldan, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, Avrupa Parlamentosu eski üyesi Feleknas Uca ile bölge illerinden gelen partiilerle yaklaşık 10 bin kişi katıldı.

Yürüyüş sırasında, ‘Kadın cinayetleri son bulsun’, ‘Savaş değil barış’, ‘Barış için yürüyoruz’ dövizleri açan grup sık sık ‘Öcalan’, ‘PKK halktır halk burada’, ‘Biz biz hepimiz PKK’lıyız’ sloganları attı. Yürüyüşü Urfakapı Mevkii’nde durduran polis, BDP’li milletvekilleriyle görüşüp, olay çıkmayacağına dair söz aldıktan sonra, yeniden yürüyüşe izin verdi.

BU HALK KÖLELİĞİ KABUL ETMEYECEK

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, belediye önünde parti otobüsünden topluluğa bir konuşma yaptı. Bir halkın onurunun esir alınışına bir kez daha tanıklık ettiklerini söyleyerek, konuşmasına başlayan Demirtaş, şöyle dedi:

“Bugün burada bu mahkemede yargılanan bu halkın onurudur. Bir halkın siyasi iradesidir. Bir halkın kimliğidir. Bu nedenle biz ilk günden bu yana yemin ettik. Onurunu ayaklar altına aldırmayacağız. Meydan meydan dolaşıp, palavralarıyla, yalanlarıyla halkı kandırmaya çalışan başta Başbakan olmak üzere bütün siyasetçilere sesleniyorum. Siz bu halkın bugüne kadar binlerce yıldır anavatanında tek bir saniye dahi köleliği kabul etmeyeceğini anlamadınız mı daha? Bugün bu mahkemede ya bu halk eşit, özgür, onurlu olarak bu topraklarda birlikte yaşayacağı mahkeme tarafından kabul görecek ya da 80 yıldır Kürt halkını inkar eden zihniyet bir kez daha kendini tekrar edecek. Bakın buradan sesleniyoruz. 12 Eylül 1980’de de şurada daha birkaç kilometre ilerideki Diyarbakır cezaevindeki işkenceciler de o zamanın devrimcilerine ya Türkçe konuşursunuz ya da konuşturmayız diyorlardı. Şimdi 30 yıl aradan sonra bu halkın devrimcileri yine içeride yine başı dik biz halkımızın yanındayız diyorsa, bu halk asla ama asla onları yalnız bırakmayacak. 12 Eylül faşizminin işkencecilerin adı kara bir leke olarak tarihe yazıldı. Ama oradaki mazlumların, Hayrilerin, Kemallerin adı devrimci, direnişçi olarak tarihe yazıldı.”

KÜRT HALKI KÜRTÇE KONUŞACAK

Mahkemenin Kürtçe savunma yapılmasına izin vermemesini ve Kürtçe’nin ‘bilinmeyen bir dil’ olarak gösterilmesine tepki gösteren Demirtaş, şöyle dedi:

“Bugün bu halkın anadiline bilinmeyen, anlaşılmayan diyenlere sesleniyorum. Meclis başkanından, mahkeme başkanına kadar asıl bilinmeyen, asıl tanımayacağımız, asıl anlaşılmayan ve asla da anlamayacağımız, sizin bu zihniyetinizdir. Biz bunu tanımıyoruz, bu zihniyeti anlamıyoruz. Anlamayacağız da. Bu nedenle herkes bunu bilmeli ki Kürt halkı mahkemelerde de Kürtçe konuşacak, okullarda da konuşacak, vergi dairelerin de de konuşacak. Öyle sokakta, evinde konuş, ama kamu alanlarında anadilin yasak demek bu halka hakaret etmek demektir. Biz bugüne kadar bu hakareti kabul etmedik ve bedeli neyse ödedik. Bundan sonra da öderiz, ama asla diz çökmeyiz. Burada bir tiyatro sergileniyor. Burada bir kez daha tarihi bir dava, çözüm için katkı sunması gereken siyasi bir dava, bir utanç davasına dönüşmüş durumda. Utanması gerekenler bugüne kadar 80 yıldır inkara, asimilasyona, imza atanlardır. Bizim başımız diktir. Çünkü biz bugüne kadar hiçbir utancın altına imza atmadık. Hiçbir halkın dilini yasaklamadık, tüm halkalara aittir, kardeştir şiyarında yürüdük. Bu mahkeme ne kadar karar verir bilmiyoruz. Bugün buradan çıkacak bu sokağın, bu halkın gerçekliğine layık barışın beklentisine uygun bir karar olsun. Buradaki trajikomik olayı bütün dünya izliyor. Bakın buradaki mesele 3 tane hakimle yüz tane Kürt siyasetçinin meselesi değildir. Buradaki mesele 80 yıldır inkar edilen Kürt halkı ile Kürtlerin meselesidir. O nedenle orada esir, rehin aldığınız irademizi artık serbest bırakın çünkü halkın tahammülü kalmadı artık.”

 

Milliyet iPhone uygulaması yenilendi.
Daha hızlı, daha canlı, en güncel! Yenilenen Milliyet.com.tr iPhone uygulamasını hemen indir!
iPad’i unutmadık!
iPad’inize özel Milliyet.com.tr uygulamasını ücretsiz indirmek için tıklayın.



Yorum Yaz
20Yorum Başlığı:420Yorum: