Fransa’nın tam 72 yıl tahtta kaldığı için saltanatı en uzun süren kralı XIV. Louis, ülkesini her bakımdan kalkındırıp şahlandırdığı için “Güneş Kral” olarak da anılır. Pek çok özelliğinin yanı sıra damak tadı tutkunluğuyla da bilinen kral, 1685’te Loire vadisindeki Chambord şatosunda misafir olur. Şatonun sahibi, ziyaretten aylar önce çeşnicibaşısını çağırır: “Haşmetmeaba her şeyin en mükemmelini sunacağız. Şimdiden kazlar semirtin, koyunları besiye alın, sülünler yakalayın, mahzenleri gezip en iyi şarapları bulun ve özel içkiler yaratın...”
İlk maddelerin tümünü yapan çeşnicibaşı, özel bir içki yaratmak için ise hayli uğraşmış. Sonunda bölgeye özgü bir meyve olan kara ahududuları toplatıp Madagaskar’dan gelen vanilya çubuklarını ekletmiş, ardından balla ezdirmiş ve yıllanmış konyaklara yatırmış. Gizli birkaç sırrı daha varmış tabii. Büyük gün gelip, krala ziyafet verildiğinde ise en büyük sükseyi bu içki yapmış. Güneş Kral, “Bu liköre bayıldım... Bundan böyle her sene bir fıçı sarayıma da isterim!” demiş.
Eskiden liköre içki gözüyle bakılmazdı
O gün bu gündür yapılan likörün kapağının üzerinde kralın tacı var. Tombul şişesinin etrafı da 1700’lerin fırfırlı desenleriyle süslü. Alabildiğine demode, alabildiğine koket, alabildiğine rüküş görünümlü. Ama içindeki iksir, tek kelimeyle olağanüstü...
Bu yıl da Şeker Bayramı’nın arefesinde likör bakımından şanslıyız. Büyük şehirlerimizin eski bir geleneği olan bayramda konuklara çikolata ile likör ikram etme adetini yaşatmak isteyenler için raflar sevimli, naif likörlerle dolu. Yeni ithal edilen Chambord onlardan sadece biri.
Bayramlarda likör ikramı, daha çok gayrımüslimlerin ve batılı bir hayata özenen şehirli Müslümanların oluşturduğu bir gelenek. “Yüksük” denilen minicik kadehlerde, bir öğle sonrası bir kadehçik yudumlanan likörün bu rolü, bir alkollü içki olmak ve içenleri sarhoş ettirmek değil. İçindeki alkol sayesinde meyvenin aromasını bozulmadan koruyan likör, bir meyve çeşnisi, bir şirinlik, bir sevimli ikram aracı... Bugünkü gibi her meyvenin her mevsim bulunmadığı, uzak mesafelere meyve nakliyatının pek yapılmadığı, yapay aromaların geliştirilmediği yıllarda, meyvenin bir temsilcisi likör. 12 ay çilek ve ahududu bulabildiğimiz günümüzde, bu ikram da belki eskisi kadar etkili değil. Ama bu kez de, nostaljik bir güzelliği var.
Peki bayram konuklarına, tıpkı Chambord gibi neleri ikram etmeli? Piyasaya yeni giren likörlerden bir diğeri, İtalyan Luxardo’nun Amaretto’su. Kayısı çekirdekleri ve acıbademlerden yapılan bu kehribar renkli likörün orijinali di Saronno birkaç yıldır ülkemizde ama Luxardo’nunki yeni geldi. Ve lezzetiyle orijinalini aratmadı...
Mozart’ın kardeşleri de raflarda yerini aldı
Bir başka heyecan verici likör serisi, ünlü Mozart likörünün yeni kardeşleri. “Altın top” olarak bilinen yaldızlı tombul şişedeki Avusturya likörü, çikolata, fındık, kiraz brendisi kirş ve kremadan yapılıyor. Bu klasikleşen likörün yanına eklenen Beyaz Mozart beyaz çikolatadan, kırmızı Mozart ise çikolata ve portakaldan üretiliyor. Siyah şişedeki yeni Mozart ise daha da ilginç: 87 derece kakaolu acı çikolata alkolün içinde eritilmiş, çok az şekerle damağı sıvıyor, tadı dakikalarca silinmiyor.
Yerli likörlerden Hare’nin kremalı ve kahveli çeşitlerinden Türk kahveli krema likörü de bu tip yoğun kıvamlı likörler arasında bir “kült” olmaya aday. Krema likörlerinin şahı Bailey’s’in karamelli ve naneli yeni çeşitlerinin gelmesi için ise, bir süre daha beklemek gerekecek.
Dört asırdan bu yana papazların
Alp dağları eteklerindeki otlardan yaptıkları Chartreause gibi “büyük likörler” de, piyasada bulunabilen likör yelpazemizi genişletiyor.
Kısacası, bu bayramda likör ikram etmek isteyenler için seçenekler, geçen yıla göre daha zengin. Bayramınız kutlu, damak tadınız bol olsun...

Nüfus kimliklerimizde özgürlüğümüzü kısıtlayan unsurlar var