29.08.2018 - 01:30 | Son Güncelleme: 29.08.2018-1:30 A-A+
ozay.sendir@milliyet.com.tr
TÜM YAZILARI

BİR GECE 1 MİLYON DOLAR



Ünlü ya da güzel kadınlara sosyal medya hesabından ulaşıp, bir gecelik ilişki, daha doğrusu bir gece seks yapmak için para teklif eden Azeri bir iş insanından söz ediliyor.

Şu ana kadar böyle teklif aldığı bilinen en ünlü iki örnek, Özge Borak ve Ayça Erturan oldu.

Böyle biri gerçekten var mı, hiç emin değilim.

Daha doğrusu, böyle biri var da, Azeri bir iş insanı ya da bir gece için milyon dolar ya da euro verebilecek biri olduğunu sanmıyorum. Olaya şüpheyle yaklaşan ve “Reklam bu iş” diyenler var.

Yok öyle değil mesele... İstanbul’da çeşitli etkinliklerde tanıtım mankeni olarak çalışan bir arkadaşım var. Bazen iş bulamaz, bazen alacaklarını tahsil edemez, kutu kadar bir evde yaşar ve sosyal medya hesabına gelen ahlaksız teklif mesajlarına bakarak, gözyaşı döker.

Bir başka sanatçı arkadaşım var, bir sürü tip de ona eserleriyle ilgilenme bahanesiyle yaklaşır, saçma sapan tekliflerde bulunur. Yani parası olan bir grup adam, Instagram’ı kasap dükkanı gibi kullanmaya çalışıyor, bu doğru.

Kadınlara 1 milyon dolar ya da 1 milyon euro öneren tipe gelince, onlarınki tahminen bir şantaj girişimi.

Es kaza birisi bu ahlaksız teklife olumlu şekilde dönse, seni ifşa ederiz diye şantaj yapacak, para ya da seks isteyecekler karşılığında...

KADINA TACİZ VE SOKAK

Radyoda pırıl pırıl, gencecik üniversite öğrencilerim var, staj yapıyorlar. Türkiye’nin çeşitli illerinden geldiler, farklı üniversitelerde, gazetecilik okuyorlar. Geçenlerde en erkenci olanlardan bir tanesi, her zamankinden neredeyse bir saat geç geldi radyoya. Sonradan öğrendik ki, metrobüse doğru yürürken, bir cip peşine takılmış. Plakası yokmuş cipin, sokak sokak takip etmeye başlamış genç kızı. İstanbul’un uzağında bir şehirde okuyor, daha önce başına gelmediği ve çok erken bir saat olduğu için, paniklemiş, polisi aramak da aklına gelmemiş. Yolda açık gördüğü bir pastahaneye sığınmış resmen. Yarım saat kadar orada oturmuş, sonra taksi çağırmalarını istemiş ve öyle gelmiş radyoya. Onun öğrenci bütçesinde köprüyü taksiyle geçmenin yarattığı tahribatı sormaya utandım açıkçası.

Altına araba çeken bir sürü davarın, genç ya da yaşlı sokakta gördüğü her kadını taciz etme hakkını kendinde gördüğü bir ülkede, Talat Bulut olayındaki iddiaları tek olaymış gibi konuşup duruyoruz.

Kadına taciz, sokakta, ofiste, sette ve her yerde, maalesef öyle...
 
Denizin üzerinde tiyatro

Yenikapı-Bandırma feribot seferinde çocuklar için tiyatro gösterisi sergilendi 13-17 Ağustos tarihleri arasında. ‘Bıdık’ ile ‘Köpük Trafikte’ isimli oyun, eğlendirirken trafik kurallarını öğretiyordu miniklere. Bir sigorta şirketi de sponsorluk yaptı bu etkinliğe. Oyundan çok çocukları seyrettim ve kahkahalarını dinledim.

Ardından feribottan inip direksiyona geçtim ve kızım trafik kurallarını hatırlatmaya başladı bana, etkiye bakar mısınız? Bayram zamanı, binlerce trafik sıkışıklığı, yüzlerce bikinili ünlü haberi yapıldı, bu güzel fikir ve uygulamadan çok az insanın haberi oldu. Akıl edene de, uygulayana da ve oynayana da teşekkürler...

Çocuğunuzu ağlatın bu kez

Okulların açılmasına az bir süre kaldı ya, marketlerde, dükkanlarda ve internet sitelerinde kırtasiye ürünleri çıktı ortaya. Çocuklar, en parlak ve üzerinde sevdikleri karakterlerin resimleri olan ürünleri seçiyor.

Anne-babalar da, tahminen okulu daha çok sever mantığıyla hemen miniğin seçtiği ürünü alıyor.

Kusura bakmayın ama sonra ağlamamak için çocuğunuzu ağlatmayı göze alacağınız bir alışveriş kırtasiye alışverişi. Önce azo boyar madde kısmını yazayım. Bu madde, kırtasiye ürünleri kadar tekstil ürünlerinde de kullanılıyor ve içindeki bazı kanserojen arilamin maddeler nedeniyle, oldukça tehlikeli. Avrupa Birliği, kanserojen 24 çeşit arilamin maddesinin ithalatını yasakladı. Türkiye’de, 30 ppm altında azo boyar madde bulunan ürünlerin ithalatı serbest. Ancak fazla parlak renkli, nereden, nasıl ithal edildiği belli olmayan ya da yerliyse TSE etiketi taşımayan ürünlerden uzak durmak lazım. Bu su matarası da olabilir, çanta da, renkli silgi ya da oyun hamuru da... Tek çare, ürünü alıp iyice incelemek ve özellikle keskin kokulu olanlardan uzak durmak. Bir diğer tehlikeli madde de fitalat. Bu da özellikle kokulu kırtasiye ürünlerinde karşımıza çıkan bir madde. Hormon bozucu etkileri bilinen ve erken ergenlik başlangıcı nedenleri arasında sayılan fitalat, azo boyar maddeyle birlikte kullanıldığında kanserojen etkiyi de artırıyor. Sonuç mu? Çocuklarınıza kırtasiye ürünü seçerken bir değil, iki değil, belki 10 kere düşünün...

Yok olan bir meslek: Palyaçoluk

İddiayı yazan ben değilim, İngilizler’in ciddi gazetelerinden biri olan Telegraph.

Onlar da 1946’da kurulan Uluslararası Palyaçolar Kuruluşu’ndan bir ismin şikayeti olarak yazmışlar bunu.

Özetle, çocukların olduğu tüm etkinliklerde artık palyaçoların değil, çizgi film karakterlerinin tercih edildiğini söylemişler.

Doğru, Türkiye’de de yerli ya da yabancı çizgi film karakterleri tercih ediliyor çocuk organizasyonlarında.

“Kötü oldu” diyemeyeceğim, zira o boyalı yüzün ardında çocukluğumdan beri hep bir hüzün olduğuna inananlardanım. Yeni kuşak içinse filmlerde ya da şaka videolarında, palyaço, korkutan ve suç işleyen kişi olarak tasvir edildi.

Sonuç mu? Bir meslek daha kayboluyor işte dünyadan...

Aradığınız
Evi Hemen
Bulun!
araDetaylı Ara
©Copyright 2015 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.