Cumartesi

23.03.2019 - 08:15

Bu filmler kaçmaz

Sitene Ekle

5-16 Nisan tarihleri arasında 38. kez düzenlenecek İstanbul Film Festivali, 186 filmi izleyiciyle buluşturuyor. Festivalin biletleri bugün satışa çıkmışken sizlere 10 filmlik bir seçki hazırladık

Çöpleri mücevhere çeviren yönetmenden

“Lanetli Kumaş / In Fabric”

(Uluslararası Yarışma)

Yön.: Peter Strickland

Sinemanın çöpe attığı filmleri alıp evirip çevirip mücevhere dönüştürmekte son dönemde Peter Strickland’den iyisi yok. Erotik filmleri dönüştürdüğü “Burgundy Dükü” ve izleyicileri B tipi korkuların ses stüdyosuna davet ettiği “Berberian Sound Studio”nun ardından yeni bir Strickland filmi karşımızda: “Lanetli Kumaş”. Filmin adı üstünde, Strickland bir kez daha korku, gerilim ve giallo filmlerinin diyarına girecek ve kendi imzasını atacak. Mevzu bir mağazanın kış indiriminde satılan lanetli bir elbise ve alışverişten soğutacak etkileri.

Irkçılık ve eşitsizliğe yakından bakmak

“Dünya Yanarken Ne

Yapacaksın? / What You Gonna

Do When the World’s On Fire?”

(İnsan Hakları Yarışması)

Yön.: Roberto Minervini

İtalyan yönetmen Minervini, başarılı bir sinemacı olmasının yanı sıra olağanüstü bir fotoğrafçı. Geçen yılki Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarışan belgeseli “Dünya Yanarken Ne Yapacaksın?”da 2017’de New Orleans’daki protestolar sırasında siyahları gözlemliyor. Çoğu planlı kurmaca film, Minervini’nin olayların ortasında yakaladığı estetik ve yüzlerde bulduğu anlamın yanına yaklaşamıyor. Dünya yanarken ne yapacağımıza gelince… Minervini’nin peşine takılıp eşitsizlik, şiddet ve ırkçılığa yakından bakmayı deneyebiliriz en azından.

Kadın dostluğuna dair bir Amerikan bağımsızı

“On Dört / Fourteen” (Dünya

Festivallerinden)

Yön.:  Dan Sallitt 

Berlin Film Festivali’nde Forum bölümünde gösterilen ve festivalin çoğu yarışma filminden daha çok ilgi gören “On Dört”, tam bir Amerikan bağımsızı, hatta bugünden ziyade ‘90’lara ait gibi. Hissi 1990’lar olsa da konu zamansız: Kadın dostluğu. Filmde çocukluk arkadaşları Mara ve Jo’nun dostluğunu yetişkinlikleri döneminde uzun yıllar boyunca takip ediyoruz. Kendisine zarar verme eğilimindeki Mara ve mantığın sesi olabilen Jo arasındaki denge zaman zaman bozulsa da aralarındaki sevgi ve yakınlık baki. Yönetmen Dan Sallitt’in aldığı oyuncu performansları bir yana sıradan anlarla ördüğü bir filmin sonunda yakaladığı duygusal etki harikulade.  

 Kontrol mümkün mü?

“Kaygan Zemin / Der Boden

Unter Den Füssen” (Çiçek

İstemez) Yön.: Marie Kreutzer  

Bu yıl Berlin Film Festivali’nde yarışan “Kaygan Zemin”, intihar eğilimli bir ablası olan ve Maren Ade’nin Toni Erdmann’ını andıran karakter Lola’yı merkeze alıyor. Avusturya yapımı filmde Lola, formundan saçına iş hayatından özel hayatına her şeyi kontrol altında ve kusursuz tutmaya çalışsa da, aile travmaları buna izin vermiyor. Modern bir kadının sistem içerisinde yaşadığı kaçınılmaz kontrol kaybını adım adım gösteren film, çok iyi oyuncu performansları, bir psikolojik gerilim altyapısı ve sosyal soruları bir araya getiriyor.

İşçi sınıfından bir büyüme öyküsü

“Sıçan Avcısı / Ratcatcher”

(Cinemania)

Yön.: Lynne Ramsay

Dünya sinemasının en heyecan veren yönetmenlerinden Lynne Ramsay, Uluslararası Yarışma Jüri Başkanı sıfatıyla festivale geliyor, malum. Festivalde takipçilerine “Kevin Hakkında Konuşmalıyız” ve “You Were Never Really Here”dan daha az bilinen ilk filmi “Sıçan Avcısı”nı keşfetme fırsatı sunuyor. Film işçi sınıfından bir aileden 12 yaşındaki James’in büyüme öyküsü diye özetlenebilir. Filmin perdelere sarılmış James’i gösteren açılış planı iki gelecek okuması sunuyor: James’in sınıfının şartlarıyla sarmalanmış olacağı ve büyük bir yönetmenin doğuşunu gösteriyor.

Acı mizahlı bir yılbaşı partisi

“Yeni Yılın Kutlu Olsun, Colin Burstead / Happy New Year, Colin

Burstead” (Antidepresan)

Yön.: Ben Wheatley

“Kill List” ve “Gökdelen”le kendisinin ‘zalim’ mizahına ortak olan bir izleyici kitlesi bulan İngiliz yönetmen Ben Wheatley, “Yeni Yılın Kutlu Olsun, Colin Burstead”de Brexit dönemini arkasına alıyor ve izleyicisini bir yılbaşı partisine davet ediyor. Wheatley’nin ev sahibi olduğu bir partide aile sıcaklığı değil; hırslar ve gerilimle beslenen garezler ve bunlardan çıkan bir mizah beklemek çok normal.   

Katil ve  rock yıldızı

 “Performance” (Musikişinas)  Yön.: Nicolas  Roeg, Donald Cammell

 Festival güncel sinemayı takip imkanı kadar sinema tarihine de bir yolculuk sunarken geçen yıl kaybettiğimiz yaratıcı yönetmen Nicolas Roeg’in bu ünlü filmini beyazperdede yakalamanın tam zamanı. Mick Jagger’ın başrolünde bir rock yıldızını canlandırdığı film, dinamik kurgusuyla bugüne, dönem olarak da 1970’lere ait. Ortada işlenen bir cinayet ve saklanan bir katil var. Evet, bir de rock yıldızı.Gerisi festivalde ve bu eskimeyen başyapıtta gizli. 

Uzayda insan doğasını bulmak

Claire Denis, ister romantik komedi ister dram, hangi türe el atsa entelektüel açıdan zengin, görsel açıdan akıldan çıkmayan filmler üreten bir auteur. Başrollerinde Robert Pattinson ve Juliette Binoche’un yer aldığı “High Life”da Denis eşliğinde bilimkurgu sularına açılıyoruz. Bir uzay gemisinde bir bebek ve bir adamla açılan filmde bu noktaya nasıl gelindiğini keşfederken uzay derinliğinden ziyade insan doğasının karanlığına, arzularına ve bu karanlık içindeki şefkat ve sevgiye de yolumuz düşüyor. Sadece festivalin değil, yılın en iyilerinden biriyle karşı karşıyayız.

Kalpleri fethedecek

“Ağaçlardan Bahsetmek / Talking About Trees” 
(Uluslararası  Yarışma) 
Yön.: Suhaib Gasmelbari  

Filmleri sevmek ve beğenmek skalasının sevgi tarafına denk düşen belgesel “Ağaçlardan Bahsetmek”, Berlin Film Festivali’nden En İyi Belgesel Ödülü’yle döndü. Sudan’da sürgünde yaşayan bir grup insanın 45 yıl sonra bir araya gelip bir sinema kulübü kurmasını konu alan Sudan yapımı film, bu olay üzerinden ülke tarihine de bakıyor. Hümanizm ve iyi niyet filmin başrolünde. Bu uluslararası yarışma filminin fethetmeyeceği bir kalp olduğunu sanmıyoruz.

Epik bir melodram

“Elveda Oğlum /

Di jiu ti an chang”

(Dünya Festivallerinden)

Yön.: Wang Xiaoshuai 

Bu yıl Berlin’de yarışan ve En İyi Kadın Oyuncu (Yong Mei) ve En İyi Erkek Oyuncu (Wang Jingchun) ödülleriyle dönen “Elveda Oğlum”, üç saatlik epik bir melodram. Yönetmen Wang Xiaoshuai, evlat kaybının iki aile üzerinde bıraktığı dağılmayan kara bulutları göstermek bir yana Çin’deki ekonomik ve sosyal şartların aileler üzerindeki etkilerini bir an bile ihmal etmiyor. Filmin en etkileyici yanı lineer olmayan bir zaman ekseninin, hikayenin etkileyiciliğini büyütmek için kullanılması. 

Metne feda edilen atmosfer

Özünde bir bastırılanın geri dönüş öyküsü olan “Biz/Us” izlenmeye değer bir korku filmi olsa da, yarattığı yüksek beklentilerin ve ettiği büyük lafların altından kalkamıyor.

“Get Out/Kapan”la başarılı bir korku filmini ABD’deki ırkçılığa dair bir alt metinle bir araya getirebilen yönetmen Jordan Peele, haklı bir üne kavuştu. Aslında benzer bir yol çizdiği “Biz/Us” ise ABD’de ‘bastırılanın geri dönüşü’ alt metnini genişletmeye odaklandıkça korku ve psikolojik gerilim atmosferini yitiriyor. Hikayeye gelirsek… Adelaide çocukluğunda travmatik bir olay yaşamıştır. Yıllar sonra eşi ve iki çocuğuyla bir tatile gittiğinde peşinde olduğunu düşündüğü ikizi karşısına çıkacaktır.

Peele, defalarca işlenen bir bastırılanın geri dönüşü hikayesini ABD’deki eşitsizliğe vurgu yapmak için kullanıyor. Filmin ilk bölümünde izleyicisine hissettirdiği tedirginlik ve gerilim duygusu üst düzeyde. Ancak hikayesini daha büyük bir anlatıma taşıyıp, bunlar üzerinden zaten anlaşılmış metnini vurgulamak konusunda ısrar ettikçe filmin mensubu olduğu türden taviz vermeye başlıyor ve izleyiciyi saran atmosferini kaybediyor. “Biz/Us” izlenmeye değer bir korku filmi olsa da, yarattığı yüksek beklentilerin ve ettiği büyük lafların  altından kalkamıyor.

Haftanın diğerleri

 Haftanın dikkat çeken yerli filmi belgesel türünde: Deniz Tortum ve Can Eskinazi’nin yönettiği “Anadolu Turnesi”. Haftanın diğer yerli filmleri Ramazan Özer’in yönettiği dram türündeki “Ali”, Faruk Aksoy ve Şevki Es’in imzasını taşıyan gençlik filmi “Özgür Dünya”, Gökhan Arı’nın yönettiği korku filmi “Şeytan-i İns”, Erhan Baytimur’un imzasını taşıyan romantik komedi “Çat Kapı Aşk” ve Oğuz Yalçın’ın yönettiği komedi “BABA: ‘Bu Alem Bi Alem” olarak sıralanıyor.

Çocuklara hitap eden Rusya yapımı “Kuzular Kurtlara Karşı 2” ve Japonya yapımı “Mirai”, bu haftanın animasyon türündeki iki vizyon seçeneği.

Liam Neeson’ın başrolünde yer aldığı “Soğuk İntikam/Cold Pursuit”, aksiyon sineması meraklılarına hitap ediyor.

 

 

 

 


 


 

 

2000 yılında Ağrı Dağı tırmanışında düşerek ölen dağcımız kimdir?
©Copyright 2019 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.