Pazar

15.04.2018 - 01:30 | Son Güncelleme: 15.04.2018-1:30

Bu mutfağın sırrı dayanışma

Okmeydanı’nda yolları kesişen 17 Suriyeli kadının oluşturduğu Kadın Kadına Mülteci Mutfağı, bugün zengin bir menüyle tadım günü düzenliyor. Mutfağın ardındaki geniş dayanışma ağını, kadınların ayakta kalma mücadelesini konuşmak üzere buluştuk.

Sitene Ekle

Ceyda Ulukaya

Okmeydanı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, semtin dar ve yokuşlu sokaklarından birinde kurulu merkezinde dört yıldır faaliyet gösteriyor. İlk etapta mahalle sakinlerinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere çalışmalarda bulunurken, zamanla mahallede nüfusu artan Suriyeli ailelerle temasları olmuş. Özellikle de çocuklar için giysi, ayakkabı, battaniye gibi en temel ihtiyaçların peşinde koşan kadınlarla. Önce, çocuklara yönelik atölyeler düzenlemişler, savaşın travmasını bir nebze de olsa hafifletebilmek için. Bir süre sonra, çocuklarını atölyelere getirip kenarda bekleyen annelerle ne yapabiliriz diye düşünmeye başlamışlar. Kadınlar bir yandan çocuklarının bakımıyla meşgul oldukları için düzenli bir işte çalışmaktansa yemek yapabileceklerini söylemiş. Ve bir mutfak oluşturma fikri böyle doğmuş. Derneğin yöneticilerinden Songül Yarar Dede, “Kadın Kadına Mülteci Mutfağı” adını da mutfağı oluşturan kadınların bulduğunu söylüyor: “İlk başta evlerde toplanıp birkaç deneme yaptık, reçeller kaynattık. Gönüllülerle konuştuk. Herkes elden geldiğince katkı sağladı. Biri kavanoz getirebilirim dedi, biri bahçemden ayva getiririm dedi. Biz sadece destek olduk, mutfağın her şeyini kadınlar yaptı.”

17 kadının girişimiyle geçen yılın aralık ayında kurulan Kadın Kadına Mülteci Mutfağı, iş toplantıları için yemek siparişi alıyor, gönüllüler aracılığıyla kafelere reçel ve turşu dağıtımı yapıyor, kermeslerde stant açıyor. Fakat şimdilik 17 kadının elde ettiği kazanç sembolik düzeyde. Üstelik mahallede yaklaşık 500 Suriyeli aile yaşadığını düşününce, mutfağa dahil olmak için sırada bekleyen kadın sayısı da az değil. Sipariş vermek ya da malzeme katkısı, her tür desteğe açıklar. Facebook ve Instagram sayfaları üzerinden ya da kadinkadinamultecimutfagi@gmail.com adresinden ulaşmak mümkün.

“Elhamdülillah yaşıyoruz”

 Ziyaretimiz sırasında mutfakta 5 kadın var. Falafel hazırlamak üzere her biri dört elle çalışmaya başlıyor, bir yandan da birbirlerine laf atıyor, aralarında gülüşüyorlar. Şam’dan gelen Feryal, susama batırdığı falafelleri el çabukluğuyla kızarttıktan sonra tabakları da özenle süslüyor. Türkçe bilmediği halde, diğer kadınlarla Suriye mutfağından konuştuğumuz sırada kulağına çalınan yemek isimlerini hızla telefonundan Google’layıp her birinin fotoğrafını gösteriyor. Bu sınırlı iletişimimizde dahi işini ne kadar ciddiye aldığını kanıtlarcasına fotoğrafını
gösterdiği her yemeğin adını üstüne basa basa tekrar ediyor.

Meryem, 4 yıl önce Haseke’den gelmiş. 10 çocuğunun beşi üniversite eğitimleri için Almanya ve Hollanda’ya gitmiş. Burada eşi ve diğer beş çocuğuyla yaşıyor. Türkiye’ye geldikleri ilk dönemde kimseyi tanımadıkları için çok zorlandıklarını, mutfak sayesinde mahalledeki insanlarla tanışıp arkadaşlıklar kurduğunu anlatıyor. Hayatından memnun olup olmadığını sorunca başını iki yana sallayarak “Elhamdülillah” diyor, “Komşularımızla, çocuklarımızla yaşayabiliyoruz. Savaş çok kötü.”

“Savaş bir bitse”

Nadya, Türkiye’ye gelmeden önce az da olsa Türkçe bilen ve ailesinin bir kısmı da burada olduğu için görece kolay uyum sağlayanlardan. 4 yıl önce eşiyle Türkiye’ye geldiğinde bir kızı varmış. Şimdi üçüncü çocuğuna hamile. Eşi de tekstil sektöründe çalışıyor. Devletten herhangi bir destek alıp almadıklarını soruyorum. Nadya, küçük ve çok sayıda çocuğu olan ailelerin Kızılay’dan yardım alabildiğini söylüyor. Yetişkin çocukları olan Meryem, bu yardımdan faydalanamadığını anlatmak için telaşla araya giriyor: “Herkese aynı yok.”

Nadya, İstanbul’da hayat pahalılığından, ev kiralarından muzdarip: “Suriyeliler nasıl böyle kalabalık yaşıyor diyorlar. Mecbur” diye yakınıyor. Memleketleri Halep’i çok özlediklerini, savaş bir bitse hemen döneceklerini söylüyor.

Muna’nın ise beş çocuğu var. 12 yaşındaki kızı, ilk zamanlar savaşın travmasını atlatmakta çok zorlanmış. Okuldayken ani bir gürültü duyduğunda sıranın altına saklanıyormuş. Zamanla alışmış; hem atölyeler hem mahalledeki çocuklarla kaynaşmak iyi gelmiş.

Karşılıklı güvene dayalı

Okmeydanı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği yöneticilerinden Songül Yarar Dede, Kadın Kadına Mülteci Mutfağı için kadınları yardıma bağımlı kılmak yerine dayanışma kültürü içinde ayakta kalmalarını sağlamak ilkesiyle çalıştıklarını anlatıyor. Mutfağı ayakta tutan da, Suriyeli ailelerin hiç tanımadıkları bir mahalleye uyum sağlamasını kolaylaştıran da aslında bu dayanışma kültürü olmuş. Dernek, çocukların okula kayıt olmasından aşılarını takip etmeye varıncaya dek tüm süreçlerde aktif rol almış. Böyle bir modeli hayata geçirmenin sırrının, çok büyük bütçelere değil, karşılıklı güvene dayandığını tüm yaptıklarıyla ispatlıyorlar.

Nar reçeli, nohutlu turşu

Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’nda yapılan reçel ve turşular, aşina olunan tatlardan farklılaşmasıyla öne çıkıyor. Balkabağı, nar, ekşi elma, patlıcan reçeli gibi her yerde bulunmayan çeşitler mevcut. Ayrıca reçelleri tatlandırırken, tarçın ya da hurma gibi kendilerine has yöntemler kullanıyorlar. Turşu kurarken de adetleri, kavanoza bir avuç nohut atmak. Kırmızı lahana, karnabahar, pancar, turp gibi turşu çeşitleri var.

Tadım menüsünde neler var?

Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’nda çalışan 17 kadının elinden çıkan yemekler, bugün saat 13.00’de Okmeydanı’ndaki merkezlerinde düzenledikleri tadım gününde konuklara ikram edilecek. Listede, fette (Suriye ekmekli nohut salatası, tahinli yoğurt soslu), mutabel (köz patlıcan, tahin ve baharat), kibbe (tepside içli köfte), mlohiye (mlohiye ıspanağı, et veya tavuk, sarımsak, limon), müccedere (yeşil mercimek ve soğanlı pirinç pilavı) gibi Suriye yemeklerinin yanı sıra çeşitli salata ve tatlılar yer alıyor.

 

 

 

 

 

 

 


©Copyright 2018 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.