Pazar

10.04.2010 - 18:55

Bu şavaşta 600 bin asker öldü

Afrika’dan en gaddar şartlarda nakledilen ve güneyin çiftliklerini işlemekte kullanılan köleler kuzeyi rahatsız ediyordu. Kuzey onları köle değil, düşük ücretli ama hür işçiler olarak kullanmayı tercih ediyordu

Sitene Ekle
.  |  İlber Ortaylı Tüm Yazıları »




Afrika’dan en gaddar şartlarda nakledilen ve güneyin çiftliklerini işlemekte kullanılan köleler kuzeyi rahatsız ediyordu. Kuzey onları köle değil, düşük ücretli ama hür işçiler olarak kullanmayı tercih ediyordu


12 Nisan 1864’de neredeyse 150 yıl önce, Amerikan İç Savaşı başladı. Başkan Abraham Lincoln’dü. Birleşik Devletler’in tarihindeki ilginç kişiliklerdendir. Tıpkı Louis Pasteur ve Edward Gibbons gibi okulu sevmeyen ve evde eğitim gören çocuklardandı. Birleşik Devletler’de köleliği kaldırmayı amaçlıyordu. Bunun için başkanlık dönemi bu ülkenin tarihindeki en kanlı savaşın yaşanmasına neden oldu. Afrika’dan en gaddar şartlarda nakledilen ve güneyin çiftliklerini işlemekte kullanılan köleler kuzeyi rahatsız ediyordu. Kuzey Amerikalılar yani Yankee’ler Güneylilere “köle sahibi” diye hakaret ediyordu. Amerika Birleşik Devletleri’ni yönetenler zencileri köle olarak değil düşük ücretli ama hür işçiler olarak kullanmayı tercih ediyordu. Birleşik Devletler’in kuzeyi, özellikle Abraham Lincoln’ün memleketi  olan Illinois, komşu Michigan, Massachusetts, Pennsylvania gibi bölgeler Avrupa’yı geçecek düzeyde sanayileşmekteydi. 
Güney Devletleri, Virginia, Güney Carolina, Louisiana,
Georgia gibi bölgeler ise köleliğin kaldırılmasının tarımsal üretimlerine en büyük darbe olacağını düşündüler. Ayrılık gecikmedi. Kuzey Devletleri “Union”, güneyliler ise “Confederacy” adı altında birleşti.
Bu başlıkta bile konfederasyonu meydana getiren üye devletlerin
aşırı özerklik tutkusu gözleniyordu. Savaş dört yıl sürdü.  

Şehirler tahrip oldu, çiftlikler yağmalandı
İç savaş Amerikan halkı için bir felaket oldu. Kullanılan silahlar, özellikle piyade tüfekleri ve toplar, tıpkı Prusya-Avusturya Harbi’ndekiler gibi mütekâmildi. Ama kuzeyli ve güneyli her iki tarafın da komutan ve kurmaylarının bu silahlar için gerekli olan siper savaşı ve manevra bilgisine henüz sahip olmadıkları söyleniyor. Yüzde altmışı daha donanımlı ve gerçekten Birleşik Amerika bilincine sahip kuzeylilerden olmak üzere
600 bin asker bu savaşta öldü. Çoğu Güney eyaletlerinde olmak üzere şehirler tahrip oldu, çiftlikler yağmalandı ve sivil halk da büyük kayıplar verdi. Amerikan İç Savaşı modern harplerin cephe gerisine de sıçrayacağının ve büyük tahribat yapacağının ilk örneğidir. Bununla birlikte bu savaş hakkında bilgi edinmeyen dünya, yani Avrupa 1914’teki Büyük Savaş’a boş hayallerle ve savaş çabuk sonuçlanır diye girdi. Yıkım elbette daha ağır oldu.
Kuzeyliler kazandılar. Abraham Lincoln güneyin silik Başkanı Jefferson Davis karşısında yeni Amerika’yı çizdi. O kadar kolay
değil, kuzeyin yarattığı özgürleşen zencilerden oluşan işçi sınıfı, güneyde savaşın getirdiği kanuna rağmen halen üçüncü sınıf muamelesi görüyordu. Yaşamdaki zorluklar ve ayrımcılık için bir yüzyıl daha geçmesi gerekecekti. 1865’te Amerikan tarihinin en ilginç Başkanı Abraham Lincoln bir güneylinin kurşunlarıyla hayatını kaybetti. Zencilerin demokratik bir topluma intibakı için bu kurban yetmedi. 100 yıl sonra
bir diğer başkan, J.F. Kennedy de benzer sebeplerden dolayı suikasta uğradı; yetmedi Martin Luther King ve Malcolm X de...
Dört yıl süren savaşın sonunda güneyle kuzeyin nefreti keskinleşti; abartılar kaybolmadı, sadece örtüldü. Jesse James gibi güney ordularında savaşan bir eşkıya bile bundan sonraki yıllarında kuzeylileri soyup güneylilere yardım ediyordu. Kuzey-güney savaşı tezatlı bir biçimde Amerikan toplumunda Amerikalılığı da güçlendirdi. İlk defadır ki Amerikalılar politikacıların, anayasanın, kongrelerin dışında uzun bir dört yıl boyu kan dökerek Birleşik Devletlerin sınırını çizdiler. 

Kuzey-Güney farkı hâlâ ortadan kalkmadı
Eski rejimin tortularına rağmen gittikçe gelişen sanayi, güneyin tarımsal yapısını da emdi, kendine uydurdu. Ama kuzey-güney farkı ortadan kalktı mı; tabii ki hayır. Zenci beyaz ayrımı ne dereceye kadar çözüldü, kuzeyde muhafazakâr sayılan cumhuriyetçiler, güneyde insan hakları ve yurttaşlık bilinci konusunda demokratlardan daha soldalar. Güney ile Kuzey Amerikan halkının dünya görüşleri tavırları yaşam anlayışları siyahilerle ilişkileri birbirinden farklı, Amerika’nın iç sorunları çözülmüş değil; uzlaşma yöntemiyle sözde örtülerek devam ediyor. Her iç savaş gibi Amerikan İç Savaşı da ibret alınarak incelenecek ve bilinmesi gereken bir olay. 


Savaşı anlamak için bu kitabı okuyun
Savaşı anlamak için sakın ola ki ayrıntılı bir Birleşik Devletler tarihi veya iç savaş yorumu okumaya kalkmayın. Aslında mahalli bir tarihçi olan ve iç savaş dönemi üzerine yaptığı araştırmayı romanlaştırarak “Rüzgar Gibi Geçti” diye bilinen ölümsüz eseri ortaya koyan Margaret Mitchell’i okumak, hepsinden evladır.

Bilecik’te Karay Kongresi


Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethinden sonra önemli miktarda Karay İstanbul’a getirilmiştir.  Karaimlerin ayrı bir lehçeleri vardı 

“Karay” İbranca bir kelimedir; anlamı okuyan olabilir. Yahudi inancındaki bir grubun sadece Tevrat’a bağlı kalması ve Tevrat’tan sonraki dönemde hahamların geliştirdiği hukuk ve tefsirleri ve Kudüs ve Babil Talmut’unu tanımamasından dolayı ayrı bir cemaat oluşturur. Türkler mazide sahip oldukları gök tanrıcılık, Şamanizm, Budizm, Maniheizm, Hıristiyan Nasturilik dışında bu asırda dahi geniş ölçüde Müslümanlık, Rum-Ortodoks Hıristiyanlık ve Yahudi dinlerindendir. Karayların dışında Kırım yarımadasında Kırımçak dediğimiz az sayıda Tevrat ve Talmut’a inanan Ortodoks Yahudi bir grup da vardır.
Hazar Hanlığı tarihte muhtelif kabile ve etnik gruplardan oluşan bir siyasi birlikti. Ünlü Türkolog Omelian Pritsak’ın da üzerinde durduğu gibi Hazar bir kavmin adı değil, Osmanlı veya Sovyet gibi bir camianın adıdır. Bu devlette üst sınıf Yahudi dinindeydi, bir başka grup da Yahudi Karay mezhebindeydi. Dolayısıyla bunlar Karay’ın çoğulu olan Karaim diye anılırlar. Kıpçak Türk grubundan olan Karaimlerin ayrı bir lehçeleri vardı. Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethinden sonra önemli miktarda Karay İstanbul’a getirilmiştir. Yerleştikleri mıntıkaya Karayköy (Karaköy) dendiği anlaşılıyor.  Karaylar Kırım’da bugün sadece sekiz yüz kadar nüfustur, kendi lehçelerini unutmuşlardır. Fakat dildeki uyanış bizim Türkiye Türkçesine ilgiyle başlamıştır. Polonya ve Litvanya’daki Karayların miktarı ise üç bin kadardır; Ananias Zaiançsikovsky, Alexandr Dubinsky, Sigmund Abrahamoviç ve Galina Kobetayskaya gibi bilginlerin yanında entelektüel tabakası ve işadamları kuvvetlenen bir gruptur. Türk Karayları Genellikle Sami asıllı ve İsrailoğullarından olup, Mısır’da yaşayan ve 1948’den itibaren İsrail’de Ramleh civarında 40 bin nüfusa sahip Karay topluluğu ile kendilerini pek aynileştirmezler. Zira coğrafya ayrıdır, dil ayırıdır, tarihi oluşum ayrıdır.
Mazide önemli din adamları vardı; bugün Karaim Lehçesi Birleşmiş Milletlerin koruması altındaki dillerden sayılıyor. Türkiye Yahudi diline, kültürüne (Judaistik) eğitimine ve araştırmasını önem vermiyor; Karay kültürüne de hiç değilse bu noktadan yaklaşması beklenirken, Türkoloji tetkikleri de eksik kurulduğundan Karaim kültürü ile sadece bir iki meslektaş ilgileniyor. Bu bakımdan bu hafta pazartesi-salı günü Bilecik Üniversitesi kampüsünde yapılan iki günlük semineri takdirle karşılamak gerekir. Böyle küçük ve yaşam savaşı veren topluluk Bilecik valisinin, belediye reisinin ve bölgenin diğer belediye reisi ve kaymakamların ve başsavcının katıldığı bir toplantıda dünyanın her yerindeki seçkin temsilcileriyle bulunmaktan mutlaka onur duymuşlardır. Açılımın biraz da dünyaya yapılması gerekir. Türkiye üniversitelerinin geniş bir tarihte ve coğrafyada ilmi esaslara göre gezinmesi, yani araştırma yapması toplantı ve yayınlar ortaya koyması gerekir.

©Copyright 2010 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.