Ege

14.05.2011 - 02:30 | Son Güncelleme: 14.05.2011-21:32

Büyük kahraman HASAN TAHSİN

14 Mayıs 1919’daki mitingi heyecanlı bulmamıştı. Tek başına eylemyapmayı kafasına koymuştu. Ertesi sabah, düşmana ilk kurşunu sıktı

Sitene Ekle

Doç.OKTAY GÖKDEMİR

15 Mayıs 1919 tarihi, Türkiye ve Türkler, özellikle de İzmir ve İzmirliler için ulusal aidiyet açısından önemli bir tarihtir. 92 yıl önce, 15 Mayıs 1919 Perşembe günü İzmir, başta İngiltere, Fransa ve ABD olmak üzere emperyalist devletlerin ortaklaşa aldıkları bir kararla, Yunan ordusu tarafından işgal ediliyordu. O sabah İzmir’de karaya çıkan Yunan askerlerine karşı kalabalığın içerisinden sıkılan ilk kurşun, Mustafa Kemal önderliğinde sürecek ulusal bağımsızlık savaşımızın ilk kıvılcımı olduğu kadar, Kuva-yı Milliye ve Müdafaa-i Hukuk ruhunun tam bağımsızlık şiarıyla tüm Anadolu’da uyanışının da öncüsüydü. Nitekim, İzmir’in işgal edileceği haberini bir gün önceden haber alan İzmirliler, olup bitenler karşısında tepkilerini ortaya koyabilmek amacıyla İzmir Sultanisi’nde toplanıp bildiri hazırladılar.

İşgal, protesto edildi
Mustafa Necati, Moralızade Halit ve Ragıp Nurettin Beylerin “Redd-i İlhak Cemiyeti” adına hazırladıkları bildiri, Türk mahallelerine dağıtıldı. İzmirliler, işgalden bir gün önce Maşatlık’ta toplanıp, metne uygun biçimde işgali protesto etti. 15 Mayıs sabahı tanyeri ağarırken, Karaburun açıklarında hafif dumanlar yükselmeye başladı. Yunan savaş gemileri İzmir’e yaklaşıyordu. Rumlar, Kordon’da toplanmaya başlamıştı. Bütün ev ve işyerleri, Yunan bayraklarıyla donatılmıştı. Türkler, kaygılıydı. Çıkarma, Punta’dan (Alsancak), Avcılar Kulübü önünden yapılacaktı.

Rumlar sevinç içindeydi
Avcılar Kulübü önünden karaya çıkan Yunan askerlerini, en başta ruhani giysilerini giymiş papazlar karşılıyor, Metropolit Hristotomos efzunları kutsuyordu. Rum halkı, askerlerin ellerini öpüyor, subayları kucaklıyordu. İşgal, tüm yurtta büyük bir tepkiyle karşılanmıştı. Yurdun her köşesinde işgale karşı mitingler düzenleniyordu. İzmir’in işgali üzerine yaklaşık 10 bin protesto telgrafının kaleme alınması, tüm yurtta milli bilincin uyandığını gösteriyor.

O kurşun, ulusun uyanışıydı
Hasan Tahsin, 14 Mayıs’ta Maşatlık’ta İzmir’in işgaline karşı düzenlenen mitingi, yeterince heyecanlı bulmamıştı. Bu nedenle tek başına bir eylem yapmayı kafasına koymuştu. 15 Mayıs 1919 sabahı saat 11.00 sularında Yunan kuvvetleri, “Zito Venizelos” nidalarıyla Pasaport ve Gümrük yönünden Konak’taki saat kulesine doğru ilerliyordu. Hasan Tahsin, elinde Yunan bayrağı olan Yunan teğmene ilk kurşunu sıktı. O kurşun, aslında bir ulusun uyanışını, bir devletin kuruluşunu müjdeliyordu. Daha sonra 150 metre öteden, bir Yunan kurşunuyla vuruldu Hasan Tahsin... Ve bir büyük kahraman olarak tarihimizde yerini aldı.

HASAN TAHSİN KİMDİR?
1888’de Selanik’te doğdu. Mustafa Kemal gibi önce Şemsi Efendi Okulu’na gitti. Daha sonra Fevziye Mektebi’nde okudu. sıl adı Osman Nevres olan bu idealist, maceraperest, ittihatçı, teşkilat-ı mahsusacı, gazeteci, yurtsever genç, 31 yaşında şehit oldu. 1909-1914 yılları arasında Sorbonne Üniversitesi’nde siyaset bilimi üzerine eğitim gördü. Belçikalı sosyalist düşünür Emile van Der Velde’nin konferanslarını izledi. Yurda döndükten sonra, ittihatçılarla birlikte çalışarak Teşkilat-ı Mahsusa’ya girdi. İlk eylemii, 1914 yılında Romanya’da Osmanlı aleyhine çalışan Buxton kardeşlere karşı düzenlenen suikast girişimiydi. Hasan Tahsin takma adını ilk kez bu suikast girişiminde kullandı.

Hukuk-u Beşer gazetesini çıkardı
1918 yılında gazete çıkarmak için İzmir’e gelen Hasan Tahsin, fessiz giydiği koyu renk elbiselerle hemen dikkat çekiyordu. Birinci Kordon’daki Sporting Kulüp’ün birkaç sokak arkasında tipik bir Rum evini kiralayarak, burada yaşamaya başlayan Hasan Tahsin, 11 Kasım 1918’de, Hukuk-u Beşer (İnsan Hakları) adlı gazetesini çıkarmaya başlar. Ekonomik sıkıntı nedeniyle gazeteyi uzun süre yaşatamadı. Hukuk-u Beşer’in kapanmasından sonra, “Sulh ve Selamet” gazetesinde özellikle savaş zenginlerine karşı yazılar kaleme aldı. Gazete, Osmanlı Sulh ve Selamet Cemiyeti’nin İzmir’deki yayın organı durumundaydı.

Hasan Tahsin nasıl öldürüldü? 
Hasan Tahsin’in, 15 Mayıs 1919 günü Yunan askerleri tarafından şehit edildi. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde, 9 Ağustos 1919 tarihli “İzmir Fecayii” adlı dosyada, İzmir Jandarma Alay Kumandanı Kaymakam Ziya Bey’in, Dersaadet Umum Jandarma Kumandanlığı’na 20 Mayıs 1919’da gönderdiği telgrafta, şehit edilenler şöyle açıklanıyor: ”...Kışlada 14 kişi şehit edildi. İzmir Askerlik Şubesi Reisi Miralay Fethi Bey, Ahmet Bey ve Kolordu Levazım Müdürü Fahrettin Efendi vardı. Sanayi Mektebi talebesi İhsan Efendi, Ziraat Bankası önünde şehit edildi. Manisalı muhallebici Ahmet Ağa parçalanmıştır. Fahri ve Refik Hüseyin Avni, Giritli Hüseyin Efendiler, vazifeleri başında şehit edilmişlerdi. Hukuk-u Beşer Gazetesi sahibi ve ser muharriri (Başyazar) Hasan Tahsin Recep Bey , ikametgahında şehit edilmiştir.”

Rodas’ın anıları
Yunan İşgal Komutanlığı tarafından Matbuat ve Sansür Müdürlüğü’ne getirilen Mihail Rodas’ın anıları, 1925’te, İzmir’de yayınlanan Anadolu Gazetesi’nde yayınlanmıştır. Mihail Rodas; Hasan Tahsin’le ilgili şu bilgileri aktarmaktadır.
“...Ayakta olan bu Türk kitlesi arasında Hukuk-u Beşer Gazetesi’nin genç Çerkes muharriri Hasan Tahsin’e tesadüf ettim. Gazetesinde Bolşevik tarzında müteaddit sosyalist makalat neşretmiş idi. Hasan Tahsin’i müteheyyiç halk arasında gördüğüm vakit, kendisinden vaziyeti sordum. Hiç tereddüt etmeden bana; ahval icap ederse, ertesi günü Türk ahalinin müdafaası için o safta bulunacağı cevabını verdi. Gerçekten de genç Çerkes muharririn cesedi, 15 Mayıs’ta öğleden sonra  Kışla önünde bi-ruh olarak bulundu.”
 


Etiketler: ABD, askerlik
Hangi uygarlık piramit inşa etmemiştir?
©Copyright 2011 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.