“Annecim merak etme ben Zihni’deyim”

Zihni Bar’ın isim babası Zihni Şardağ’ın, 1970’lerde galerici-antikacı olarak açtığı dükkanı, şimdi İstanbul’un en bildik ‘müdavim barı’. Özellikle kadınların rahat eğlenmeleri için ciddi emek harcadığını belirten Şardağ, “Çok keyif aldılar ve herhangi bir ilkellikle karşılaşmadılar” diyor

Zihni Bar nasıl doğdu?
1979’da bir sanat galerim vardı. O dönem yıkılması planlanan Park Otel’in eşyaları satılıyordu. Herkes porselen, kristal, bardak alırken ben tarihi barını çok beğenmiştim. Aslında amacım onu bar yapmak değildi. Sadece mobilya olarak beğenmiştim ve galerime koyup sergilemek istedim. Gelen insanlar çok ilgilendi. Sanat ikinci planda kaldı, sonra kendimi barda buldum. Müdavim kitlemiz de kendiliğinden oluştu. Zaten kapıda bir tabelamız bile yoktu. Tam 15 yıl tabelasızdık! Bir isim koymak için geç kalmıştık. Herkes ‘Zihni’ diyordu, adımla anıyordu yeri. Bu yüzden biz de ‘Zihni Bar’ yapalım dedik adını.

Bar konseptine geçtikten sonra galeriyi kapattınız mı?
Bir süre devam ettik böyle. Sonra bara karşı daha yoğun talep olmaya başladı. İkisinden birini seçmem gereken bir aşamaya geldim. Aslında bir bar ya da sanat galerisi olarak değil, ev sahibi olarak baktım ben buraya. Çok profesyonel değildim yani... 22.30’da da kapatırdık dükkanı.

Neden erkenden kapatırdınız?
İnsanlar önce bana gelir, birer içki alır, sonra başka yerlere giderdi. Bu da hoşuma gidiyordu açıkçası. Bir de alternatifi yoktu Zihni’nin. Barlar, sadece otellerde vardı.

Hangi otellerin barlarına gidilirdi?
Divan’a çok gidilirdi, Hilton’un içinde ‘Lalezar’ vardı. Yani bir bakıma otel dışında sokak arasında açılan ilk yer Zihni Bar diyebiliriz. ‘Şamdan’ gece kulübü olarak vardı. Ama böyle insanların buluşabildiği bir yer yoktu. Zihni Bar ilktir.

Kadınlar eğlenmek için nereye giderdi?
Önemli bir meseleyi başardım ben Zihni’yle. Bugün nereye gitseniz, hanımların çoğunlukta olduğunu görürsünüz. Birçok hanım yanında erkek olmadan eğlenmeye gidebiliyor artık. Ben 1980’de bunu amaç edinmiştim. Ve sonuçta hanımlar çok rahat ettiler. Vestiyerin orada bir telefon vardı. Annelerini arayıp, “Annecim merak etme ben Zihni’deyim” diye haber veriyorlardı. İyi bir ortamımız vardı yani. Herkes çok keyif aldı, kimse ilkellikle karşılaşmadı. Benim iyi bildiğim bir iş değildi işletmecilik, amatörce yaptım ama hanımların rahat etmesi için de çok emek harcadım.

Barların sayısı ne zaman artmaya başladı?
Özellikle 1985’te ve 1990’larda ciddi bir artış oldu. İnsanlar seyahat etmeye başladı çünkü. Belki de bu seyahatlerde bar tipi yerleri görmelerinin bir yansıması olmuştur.

“Sezen sabaha kadar şarkı söylemişti”

Bu binanın hikayesi var mı?
Burası Vedat Tekin’in evi. Osmanlı Sultanı Reşat’ın akrabası, aynı zamanda mimar. Burası onun eviymiş. 1944’te ölmüş. Ben aşık oldum buraya. Çok değerli bir bina.

Zihni Bar’ın müdavimleri arasında kimler var?
Tiyatro ve sinema dünyasından sanatçılar, gazeteciler, gazete patronları gelir. Çok severler. Öğle yemeğinde canlı
müzik vardır çünkü. Sanat çevresinden hemen herkes gelir. Yaşar Kemal, Sezen Aksu, Ajda Pekkan... Bazen Fazıl Say gelir. Burada kendini iyi hissettiği için bir resital verir. O geceler muhteşem oluyor. Sürekli mikrofon el değiştiriyor. Sezen de bir akşam sabaha kadar şarkı söylemişti.

Burayı farklı kılan nedir?
Belki samimi ve kuralsız bir yer, bilmiyorum. Çok fazla magazinsel değil. İnsanların huzurla oturduğu, keyif aldığı, dans ettiği, eğlendiği bir yer. Akşamüstü bile bazıları kalkıp dans edebiliyor. Bu sadece özgüvenden değil, bizim verdiğimiz rahat ortamdan kaynaklanıyor. Kendilerini iyi hissettiriyoruz.

Yoğunluk saati nedir?
Akşamüstünden geç saatlere kadar sohbet ortamını korumaya çalışıyoruz. 18.00’de başlıyoruz müzik yapmaya. Saat 22.00’ye kadar fonda müzik devam ediyor. 22.00’den sonra canlı müzik başlıyor. Gece 02.00’ye, hatta bazen doğum günü varsa 04.00’e kadar kalıyoruz. Gitmeyi unutuyorlar. Burada iyi bir enerji var çünkü.

İstanbul’daki lüks eğlence mekanlarında dans edenleri görmek zor değil mi?
Biz yapı olarak eğlenmeyi değil de, birinin bizi eğlendirmesine daha çok yatkınız. İnsanın kendi içinde eğlenme amacı olsa çözülecek olay. Ama artık birçok dans okulu var. Özellikle yeni jenerasyon dans okullarına gidiyor.

Kitap çıkarma projeniz ne durumda?
O proje senaryoya dönüştü. Üzerinde çalışıyorum. Yazarlık konusunda tecrübem yok. Yaşar Kemal beni çok sever, “Bu işi devamlı yapmayacaksın, değil mi?” der. Ben de hep, “Param olunca sinema yapacağım” derim. Gördüğünde kızar bana, “Beni kandırıyorsun, hâlâ buradasın” diye.


“AJDA ÇOK KONTROLLÜDÜR”

“Ajda Pekkan’ın sevdiği içki dönem dönem değişir. Onun bir viski dönemi var, bir votka dönemi. Ama hep çok dikkatli içer. Onu sarhoş görmek pek mümkün değildir, çok kontrollüdür. Son dönemde ‘dry martini’ içiyor, antika bardakları tercih ediyor. Sezen ise her şeyi içer. Yaşar Kemal de her şeyi içer. Eskiden daha çok rakıyı tercih ederdi ama bu ara şaraba döndü.”


Nişantaşı Zihni Bar, salı akşamlarını Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen isimleriyle çalışan Aşkın Arsunan’ın pop-caz karışımı müziğinin büyüsüne teslim ederken, cuma akşamlarını adından ‘her insanın hayatında bir kez olsun dinlemesi gereken müzisyen’ olarak söz edilen Güvenç Dağüstün’e emanet ediyor.
Adres: Valikonağı Cad. No: 39 Nişantaşı Tel: 0 212 248 80 33

Cem Yılmaz’dan 'Karakomik Filmler' eleştirilerine yanıtKomedyen Cem Yılmaz, 'Karakomik Filmler' serisinin ilk filmleri '2 Arad' ve 'Kaçamak'ın Eskişehir’deki gösteriminde sevenleriyle bir araya gelirken, sosyal medyadan yapılan eleştirilere yanıt verdi.
Cadde Yazarları

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber