Asu Maro

Asu Maro

amaro@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Sizi ne gibi küçük sürprizler ve parlak fikirlerle buluşturacaklarını kestiremediğiniz bir topluluk Tiyatroadam.
Tek bildiğiniz şu olabilir ki, bir oyununa gidiyorsanız; dekorundan müziğine, özenli ve dört başı mamur bir oyun izleyeceksinizdir.
Geçen yıl ‘Arturo Ui’nin Önlenebilir Tırmanışı’ ile tiyatro ödüllerine damgalarını vurdular, bu yıl Dürrenmatt’ın ‘5. Frank’ını sahneliyorlar.
Oyun, Frank Bankası’nın iki yüz yıldır kuşaktan kuşağa aktarılan dolandırıcılık genleriyle nasıl hortumlandığını anlatıyor.
Bankayı ayakta tutmak için her türlü hile, hurda, şiddet, katliam mübah. Herhangi bir insani duyguya; sevgiye, şefkate, merhamete yer yok. Ancak 5. Frank ataları kadar acımasız olamadığından, yönetim zayıf düşüyor ve işler giderek kötüye gidiyor.
Hakikaten çok çarpıcı bir metin ve çok yerinde bir seçim, dün olduğu gibi bugün de güncel.
Fatih Koyunoğlu, Dürrenmatt’ın kan dondurucu bir şiddeti, baş döndürücü bir komediye dönüştürerek veren metnini, müthiş dinamik, tempolu bir rejiyle tamamlamış. Aşkın Şenol, Ayça Koyunoğlu, Ayça Güngör, Alican Yılmaz, Berk Yaygın, Deniz Özmen, Gökhan Azlağ, Hivda Zizan Alp, Mehmet Solmaz, Pelin Bölükbaş, Serdar Akülker’den oluşan Tiyatroadam oyuncuları, bir saatin dişlileri gibi birbiriyle uyum içinde çalışan, hiçbiri aksamayan şahane bir ekip.
Aynı anda müzikleri de canlı olarak sahnede icra etmekteler, oyunun müzik direktörü Çağrı Beklen.
Koreografi ise Esra Yurttut’a ait.
Dekor ve kostümlere ayrıca hayran oldum. Salonda yerimizi aldığımızda neredeyse bomboş olan sahnenin her köşesinden yeri geldiğinde bir dekor parçası çıktı, işlevini yerine getirdi ve yine yok oldu.
Tasarımcı Şirin Dağtekin Yenen’i kutlamak lazım. Yine oyunun dinamizmini son derece artıran ışık tasarımı nedeniyle Önder Arık’ı da.
İtiraf etmeliyim, tiyatro toplulukların artmasından hoşnut olmakla beraber artık oyunlara gittikçe daha korkarak gider oldum. İzlediğim kötü metin ve rejilerden ve tabii oyunculuklardan, özetle ‘iki kalas’lardan epey hevesim kaçtı. Ama Tiyatroadam, bütününün tüm parçaları yerli yerinde, seyri de çok keyifli bir iş çıkarmış. ‘Adam gibi tiyatro’ bulmuşken kaçırmamalı.

Haberin Devamı

ASIL DiVA AYTA’NIN KENDiSi!

Haberin Devamı

Geçen pazar söyleşi yaptığım Ayta Sözeri’yi tiyatro sahnesinde görmeyi sabırsızlıkla bekliyordum. Çünkü Ayta sahiden ne anlatsa dinlettiren, her koşulda kendisini izlettiren biri.
Şarkı söylerken de öyleydi, nitekim yeni kurulan bildiğintiyatro’nun ilk oyunu ‘Diva’da da öyle...

SÜRPRİZ SON
Başak Kıvılcım Ertanoğlu’nun yazıp yönettiği, Ayta Sözeri’nin yanı sıra Elifcan Ongurlar, Gülüm Baltacıgil Gacoin ve Ömer Fırat Köker’in oynadığı oyunu, prömiyerinde Cihangir’deki Tatavla Sahne’de izledim.
“Diva, çektiği filmlerle, söylediği şarkılarla, sansasyonlarıyla, yardım kampanyalarıyla gündemin en önemli magazin malzemesi olan bir kadının, isimsiz bir sanatçıya destek olmak için evine gitmesi ve evde yaşanan ilginç olayları anlatıyor” diye tanıtılmıştı oyun.
Sahiden de, ilginç olaylar yaşanıyor evde. Bazılarına benim çok da mana veremediğim ilginçlikte olaylar...
‘Diva’mız bir tantanayla ve yanında onun bir işaretiyle gülüp bir işaretiyle susan iki kukla adamıyla gelip kendi resmini yaptıracağı ‘isimsiz sanatçı’yı serseme çeviriyor. Bu arada ‘diva’ olmak için hangi aşamalardan geçtiğini, şu anki ezen pozisyonuna gelmek için ne tokatlar yediğini anlıyoruz satır aralarında. Ve daha olaylar pek de gelişmemişken, Diva’nın yanındaki adamla kadının girdiği halleri çok çözememişken ‘sürpriz bir son’ ile nihayete eriyor oyun.

OYUNDA BOŞLUKLAR VAR
Benim için, ilgiyle izlense de boşlukları var. Soru işaretleriyle çıktım salondan. Ama eğer ‘diva’ dediğin insan, başta söylediğim gibi her yaptığı izlenen biriyse, Ayta Sözeri bütün doğallığı, yeteneği, şahane sahne ışığı ile gerçek bir diva. Bu oyunda da ışıl ışıl parlıyor.