Trans cinayetleri ya da translara uygulanan ayrımcılık, baskı ve şiddet konusunda sicili hiç parlak bir ülke olmadığımız açık. Bu meselede ikiyüzlülükte de açık ara önlerdeyiz evelallah ve bunu konuşmaya bile yanaşmıyoruz çoğunlukla.

Hal böyleyken, trans onur yürüyüşünün tehditler alıp, güvenlik gerekçesiyle iptal edildiği bir ortamda, Athena’nın ‘Ses Etme’ gibi bir klip yapması az buz şey değil. Nitekim kaç gündür bu konu, bir transseksüel öldürüldüğünde ya da baskılara dayanamayıp intihar ettiğinde konuşulmadığı kadar çok gündemde.

Sen yıllardır bu ülkede geniş kitlelerce dinlenen bir grup olacaksın, Türkiye’yi Eurovision’da temsil edecek, kaç senedir de en çok izlenen yarışma programında jüri üyeliği yapacak kadar ünlü, medyatik, popüler; nasıl adlandırırsanız adlandırın; ‘ortada’ olacaksın ve klibinin merkezine bir transseksüeli koyacaksın.

Onun bir gününü, herkes gibi ev hali, annesi, arkadaşları, bir de gece kulübündeki hayatı olduğunu gösterecek; her an evine dönerken saldırıya uğrayabileceğini, üstelik canını tehdit edenlerin de asıl onu gördüğünde bıyık burarak, aç gözlerle bakanlar olduğunu teşhir edeceksin. Hakikaten takdir edilesi.

Ayrıca Gönenç Uyanık’ın yönetmenliğinde çekilen klip, görsel olarak da o derece kuvvetli olmuş ki, hakikaten çarpıyor izleyeni. Başrolde bütün ihtişamıyla İstanbul gece hayatının ‘drag queen’lerinden Onur Gökhan Gökçek var.

Eğer elinde bir güç varsa ve bunu sesi duyulmayan birtakım insanların sesi olmak için kullanmaktan söz edeceksek, Athena’nın yaptığı tam da budur.

Televizyonlarda yayınlanamayacağını bile bile cesur bir klip çekmek ve onu sosyal medyanın tam ortasına bırakmak. Üstelik son derece estetik biçimde ve “Bakın ben bir mesaj vereceğim şimdi” demeden. Gerçekten kurulacak onlarca cümleden çok daha önemli ve etkili.

Bu molaya çok ihtiyaç var

İstiklal Caddesi’nin müziğin kalbinin attığı yer olduğu, her sokakta sağlam bir grubun çaldığı günler biraz ‘nostalji’ye dönüştü ya, bazı ‘vaha’larda hâlâ umut var. Örneğin Hayal Kahvesi’nde bir gece İhtiyaç Molası’nı yakalama ihtimali sürmekte.

20 senedir aynı kadroyla devam eden kaç grup var bilemiyorum ama Çanakkale çıkışlı İhtiyaç Molası, Taner Sarf (gitar-vokal), Sinan Gürsoy (bas), Tolga Çebi (keman-klavye) ve Murat Güllü’le (davul) istikrarını koruyan bir grup. 20 yıla üç albüm çok az yalnız, o konuda da istikrar bekliyoruz kendilerinden.

Zaten çok iyi müzisyenler, bir de bunca yılı beraber çalarak geçirince de demek öyle bir uyum yakalıyorsun ki, albümdekinden de daha keyifli bir sonuç çıkıyor canlı performansta. Çarşamba gecesi, Hayal’e iyi müzik dinlemek için sığınmış bir avuç insanın kulaklarının pasını sildiler. İlk albüm ‘Milad’dan 10 yıllık sessizlikten sonra çıkan ‘Kapılar’a kadar şahane bir yolculuk yaptırdılar.

Oradaki insanların ‘bir avuç’ olması da hazin tabii. Halbuki bütün bu kaosta, uğultuda, gürültüde iyi bir müzik molasına her zamankinden çok ihtiyaç var. Yakalarsanız kaçırmayın.