'PAPATYA TEOMAN'IN BÜYÜME HİKAYESİ

Büyüyünce Mr. Spock, Tarzan ya da Robin Hood olmayı hayal eden bir çocuk... Eniştesinin İsviçre’de çalışması gibi onun babası da ‘cennette’ çalışıyor. Annesi ve anneannesiyle yaşıyor. Babalardan bahsedilmesini sevmiyor. İştahsız. Annesi her gün okula ona yemek yedirmeye geliyor, üzüm suyu sıkıp getiriyor. Sevmiyor üzüm suyunu.

PAPATYA TEOMANIN BÜYÜME HİKAYESİHer hafta halasının evine gittiklerinde, onların Dual pikabında ‘Yemen Türküsü’nü dinleyip, hıçkırarak ağlamamak için kendisini zor tutuyor. Ölen askerlerden geriye sadece ‘Bir çift kundura, bir de fes’ kalması kalbini yaralıyor. İleride zengin olunca pikap alacak, plakları olacak, radyoda çalanları değil, kendi istediği şarkıları dinleyecek. Çok kazanıp, parasını fakirlerle paylaşacak.

‘Tatlı Sert’teki Emma Peel ya da Emel Sayın gibi sevgilileri olacağı yetişkinlik günlerinin hayalini kuruyor. İnce Memed’i seviyor. Kendisi gibi zayıf ama kahraman olabilmiş. Zaten diziler ve filmlerdeki bütün ufak tefekler kendisi. Elvis gibi dans ediyor, Travolta gibi yürüyor. İleride deri ceket de alacak. Annesi, “Ne o öyle, şoför gibi” dese de siyah bir deri ceket...

Annesi ve öğretmeni gibi Ecevit’çi. Kendisi anlatsın sebebini: “Bir kere çok güzel konuşuyor ve kibar bir insan. Bıyıklı olmasına rağmen yakışıklı. Büyüyünce inşallah onun gibi hoş biri olurum. Galiba iyi insan olanlar solcular, efendi tipler, fakirleri koruyorlar. Biz de fakiriz, o zaman ben de solcuyum. Büyüyünce çok iyi bir insan olacak, fakir ve düşkünleri koruyacağım.”

PAPATYA TEOMANIN BÜYÜME HİKAYESİ

Teoman’ın hep kitap’tan çıkan kitabı ‘Fasa Fiso’, en çok müthiş sahici ve açıksözlü bir büyüme öyküsü anlattığı için çarptı beni. O utangaç, huzursuz ve komik çocuğu çok sevdim. O kadar gerçek, dili o kadar yalın ve matrak ki... Kendi günlüklerinden parçalar da kullanmış zaten yazarken ve hepimizin tanıdığı rock yıldızına; ilk ünlü olan şarkısının adıyla ‘Papatya Teoman’a giden yol, bütün inişiyle çıkışıyla, dikeniyle gülüyle mevcut kitapta.

Böyle deyince yanlış anlaşılmasın; bir ‘başarı öyküsü’ değil Teoman’ın anlattığı, tam tersi hep ‘ileride’ yapacaklarını sıralayan oğlan çocuğunun, bütün onlara ulaştığında, düştüğü boşluk ve mana arayışı da olanca açıklığıyla anlatılıyor. “O kadar az planım, hedefim kaldı ki, korkuyorum” diyor bir arkadaşına: “Bütün planlarımı gerçekleştirmeye kalksam iki senede bitiririm. Ama önümde koskoca bir yaşam var. Yapacak şey bulamamaktan korkuyorum. Çok sıkılacağım galiba.”

Özetle, bir rock yıldızı olmaya giden yola dair ipuçları arayanlar için değil ama samimiyetle anlatılmış bir insan hikayesi okumak ve bundan edebiyat tadı almak isteyenler için ideal bir kitap, Teoman’ınki. Gerisi de ‘Fasa Fiso’ zaten.