12 EYLÜL KUŞAĞINA ŞİİRİ ÖĞRETEN ADAM...Cumhurbaşkanı Erdoğan, radyolar ortak yayınında, Ahmet Kaya’nın mezarının Türkiye’ye getirilmesini arzu ettiğini söyledi.
Belki önce Ahmet Kaya’nın kim olduğunu anlatmak gerekiyor bugünün gençlerine...
Ölümünden üç gün sonra Finansal Forum gazetesindeki köşemde şu satırlar vardı: “Ahmet Kaya, 12 Eylül darbesinin apolitik hale getirdiği bir kuşağa Attila İlhan, Hasan Hüseyin Korkmazgil ve Ahmed Arif şiirlerini öğreten adamdır.
Nazım Hikmet’in Kuvayı Milliye destanından okuduğu, “Kadınlar, bizim kadınlarımız” mısralarını hatırlamak bile yeterli neyi başardığını anlatmak için...”
Ailemden olanlar dahil bir sürü insan tepki gösterdi o yazıya.
Küfür eden, tehdit edenler oldu ama “Hayır, öyle değil” diyemediler.
O zaman daha bilmediğim bir sürü şey vardı:
Mesela bugün atanların da utandığı ‘Vay şerefsiz’ manşeti var ya, o terör örgütü pankartı olan konser dolayısıyla, Türkiye’de gıyabında yargılandı Ahmet Kaya.
Konser salonunun süslemesinden sorumlu tutulamayacağına karar verdi mahkeme, beraat etti.
Sabah gazetesinde ilk köşe yazımda o sonun başlangıcı olan gecede yaşananlara dair bir hatırlatmaydı:
Ahmet Kaya’ya en önde saldıran şarkıcı, askerden kaçmak için sahte çürük raporu alıp, yargılanan ve kısa süre hapis yatan birisiydi.
Herkesin kendisini temize çekmeye çalıştığı bir andı o.
Tarihin garip cilvesi işte, Ahmet Kaya’nın ölüm yıl dönümlerinden birinde, dönemin TOBB Başkanı Fuat Miras, Diyarbakır’da Kürtçe yasağı üzerine açıklamalar yapıyordu.
Bir başka ölüm yıl dönümünde, Kürtçe yayın yapacak TRT Şeş’in kurulması görüşmeleri yapılıyordu Meclis’te.
Ahmet Kaya’nın cenazesini kendi şovuna çevirmek istedi PKK; onlara karşı duran, izin vermeyen isim Gülten Kaya oldu.
Uzun yıllar önce telefonda konuşmuştum Gülten Abla’yla, “En büyük hayalim, Ahmet’in öldüğü günün Dünya Mülteciler Günü olması” demişti...
Recep Tayyip Erdoğan, “Hepiniz oradaydınız be” deyinceye kadar Ahmet Kaya dinlediğini ve sevdiğini söylemekten korkanlar, şimdi çok şey yazıp çizecekler.
“Olsun gözüm olsun” diyelim ve öyle bitirelim o zaman yazıyı...

İş başka dostluk başka
Arkadaşının şirketinin reklamlarında oynamak için, bir yatak firmasından gelen 8 milyon TL’lik reklamı kabul etmemiş Oktay Kaynarca... Bu piyasada para söz konusu olduğunda babasını dahi tanımayan, “İş başka, arkadaşlık başka” diyen o kadar çok insan gördüm ki... Hatta arkadaşı indirim istemesin diye parayı menajeri üzerinden konuşanlara da tanık oldum.
O yüzden de, “Helal olsun sana Oktay Kaynarca!” demekten alamadım kendimi...

12 EYLÜL KUŞAĞINA ŞİİRİ ÖĞRETEN ADAM...Üçüncü cemre düştü
Yazın geldiğinin üçüncü işareti de geldi işte... Her sene olduğu gibi bu sene de Alaçatı’daki fiyatları konuşuyoruz.
Bodrum Maça Kızı, her yaz lahmacun fiyatlarıyla haber olurdu, bu yıl daha beteri oldu, insanları öldürüyordu tekneleri...
Ve her yaz Eda Taşpınar’ın bikinili bir fotoğrafı mutlaka haber olurdu, sonunda o da geldi. Mevsim artık yaz, dilediğiniz gibi eğlenebilirsiniz...

12 EYLÜL KUŞAĞINA ŞİİRİ ÖĞRETEN ADAM...Tarihin durduğu yer
1987 yılıydı, Mağusa’da Polatpaşa Bulvarı’ndan kapalı bölge Maraş’a doğru yürürken, dikenli tellerin hemen arkasında görmüştüm Venus Cabaret tabelasını.
Mavisi solmuş, üzerindeki kırmızı deniz kızının belirli yerleri paslanmış bir tabelaydı.
Aramızda 10 adım vardı ama o zamanın durduğu yerde, ben devam ettiği kısımdaydım...
Oldukça geniş bir bölgedir Maraş, zaman zaman dikenli tellere komşu olan evlerde de oturdum, içinden incir ağacı çıkan binaları da gördüm.
Sonra bir gün geldi, 1970’lerde kurulmuş Maraş Emek Tiyatrosu oyuncusu oldum, köy köy dolaştım Kıbrıs’ı...
Ama asıl önemlisi Maraş’ı, hayalet şehir olmadan önce yaşayanlardan dinledim uzun uzun...
Mermer meydanlar, lüks oteller, dünyanın en önemli yıldızlarının tatil yeri, Doğu Akdeniz’in Las Vegas’ı bir başka deyişle.
Kuzey Kıbrıs Hükümeti, şimdi Maraş’ı açacak adımlar atmaya başladı, altın sarısı kumu olan plajların bir kısmı halka açılmıştı zaten birkaç sene önce.
Sırf zamanın durduğu yeri görmek için kalkın gidin açıldığında ya da zaten gidiyorsanız, kumarhaneden çıkın ve mutlaka keşfedin...
Dünyada Maraş gibi bir yerin eşi, benzeri yok bildiğim kadarıyla...
Bu arada bölgeye gidecek haberci arkadaşlarıma da hatırlatayım: Magosa diye bir yer yok Kıbrıs’ta, o yerin adı Mağusa...

Seçim gecesi yayınları
Türkiye’de televizyon tarihinin en kısa yayınları gerçekleşecek pazar akşamı.
Ülke genelinde yaklaşık 57 milyon seçmen var. Seçim sadece İstanbul’da yapılacağı için yaklaşık 10.5 milyon oy sayılacak.
Üstelik bu kez parti, belediye meclisi, ilçe belediyesi falan yok, sadece büyükşehir belediye başkanı seçilecek. Dolayısıyla sonuçlar tahminlerden çok daha erken gelecek, yayınlar da buna göre çok daha kısa olacak.
Umarım YSK, seçim yasaklarını kısa tutar, zira eskisi gibi olursa ya herkes yasağı delecek ya da yayınlar bir saat falan sürecek...