YOUTUBER ÇOCUKLAR, MİLYON DOLARLAR...

14 Ağustos 2019

SocialBlade, çocuk YouTuber’ların olası gelirlerini hesaplamış.
5.1 milyon abonesi olan Oyuncak Ayı TV’nin aylık tahmini kazancı minimum 57, maksimum 921 bin dolar.
519 bin abonesi olan Fatih Selim, Tube kanalından elde edilen gelir minimum 22 bin, maksimum 354 bin dolar, 3 milyondan fazla takipçisi olan Prenses Elif hesabının aylık geliriyse minimum 21 bin, maksimum 350 bin dolar. Oyuncak Oynuyorum kanalı içinse hesaplanan gelir minimum 49 bin, maksimum 795 bin dolar.

Yılda milyon dolarlara ulaşan bu rakamlar çok iştah açıcı değil mi? Bu madalyonun bir yüzü ve altın diğer yüz ise inanılmaz derece düşündürücü. Türkiye’de çoğu kişinin haberi dahi olmadı ama ABD Hükümeti, YouTube’a, geçtiğimiz ay oldukça ağır bir ceza kesti. Cezanın gerekçesi, yetişkinlerin izlemesi gereken videoların, 13 yaşından küçük çocuklara kontrolsüz şekilde sunulması.
Dünyadaki birçok pedagog, çocukların YouTube üzerinde maruz kaldıkları içeriğin, beyin gelişimlerini olumsuz etkilediğini anlatmaya çalışıyor bir süredir. Kısıtlı mod falan işin hikaye tarafı, zira özellikle çocuklara ait kanallarda maruz kalınan reklamlar bile büyük dert. Örneğin Türkiye’de çok izlenen küçük bir YouTuber bayram öncesi, reklamları televizyonda kontrol altına alınan şekerleme ve benzeri ürünlerin reklamını yapıyordu hesabında... Pedagoglar, ünlü ya da ünsüz aileleri tarafından YouTuber haline getirilen çocuklarda maskeleme ve beğenilme duygusunun öne çıktığını, miniklerin istedikleri kadar beğeni almadıklarında büyük hayal kırıklıkları yaşadıklarını da anlatıyorlar. Sonuçta da doğal büyüme ve özgün kişiliğini oluşturma gibi gelişim süreçleri zaman içerisinde kayboluyor. Yıllar önce, yaptığım bir televizyon programında, 23 Nisan için o dönemin çocuk yıldızlarını ekrana çıkarmıştım. Bazı babaların, baba olmaktan çok, altın yumurtlayan tavuktan daha fazla faydalanmaya çalışan birer organizatör haline geldiğini görmüş, çok üzülmüştüm. Çocukları korumak, vergi denetiminden tutun da, televizyonda reklamı yasak ürünler adına RTÜK denetimi dahil bir sürü yolu devreye sokmamız gerekiyor artık. Daha acısı, Türkiye’ye dair tüm bu bilgilere bir Alman medya kuruluşunun kaynak olması bile tehlikenin hiç farkında olmadığımızı gösteriyor bize...

YARIN BU HANIMLAR KONUŞULACAK

Yazının devamı...

LENİN VE BAYRAM NAMAZI...

11 Ağustos 2019

Bedir Savaşı’nın yapıldığı 624 yılından beri Kurban Bayramı kutluyor İslam alemi. Müslümanların yaşadığı her yerde kurban kesiliyor ama  farklı bir sürü gelenekle yaşanıyor bayram.

Bu sene Ay’a gidişinin 50. yılını kutluyor ya insanlık, 7 sene önce Türkiye, Suudi Arabistan ile bir gün, Pakistan ve Hindistan ile iki gün farkla kutladı Kurban Bayramı’nı.

Cezayir’de Kurban Bayramı’nın ilk gününde odun ve kömür alır vatandaşlar. Bayramın ikinci günü oruçla geçer, ancak bayramın 3. günü kesilir kurbanlar ardından büyük sofralar kurulur.

Türkmenistan’da sadece iki gün sürüyor Kurban Bayramı. Bayramı bayram yapan eğlenceyse mahallelere kurulan büyük salıncaklar. Salıncağa binen Türkmenler günahlarından arındıklarını düşünürler.

Bangladeş’te Kurban Bayramı demek aslında aile büyüklerini ziyaret etmek demektir. Ulaşım olanakları sınırlı bu ülkede binlerce insan tren yollarında yürüyerek de olsa ailelerini ziyaret eder mutlaka.

Filipinler’de kesilen kurban eti eşe dosta  dağıtılmaz. Kurban kesenler öğle vakti büyük bir sofra kurarlar, bu sofra herkese açık olur, insanlar oturup yemeklerini yerler, ihtiyacı olan evine de götürebilir sofradaki yemeklerden.

Fas’ta en önemli bayram geleneği, kurban edilecek hayvanın iki boynuzu arasına kına yıkmak. Azerbaycan’daysa kurbanlıklar, damat evinden gelin evine götürülüyor, gelin adayının beline bağlanacak kırmızı kuşakla süsleniyor.

İklim şartları nedeniyle, küçükbaş hayvan olmadığı için, Malezya’da daha çok inek ve dana, Suudi Arabistan’da da deve kurban ediliyor.

Yazının devamı...

‘BİZİMKİLER’ BUGÜN YAYINLANSA...

9 Ağustos 2019

Türkiye’nin en uzun soluklu dizilerinden biri olarak aklımızda kaldı ‘Bizimkiler’...
Yayında olduğu dönemde herkesi ekran başına toplayan bir yapımdı. Dilimizde yer etmişti o diziden kimi sözler ve tonlamalar, Kapıcı Cafer gibi, “Buyyruuun...” demek, Almancı ailenin babasının oğluna söylediği gibi, “Dunkoff!” (Dumm-kopf) demek ya da bugün zaman zaman sosyal medyada kullanılan “Sevim koş bak!” laflarının tamamı, o diziden kalmadır.
Huysuz ve kedi sevmeyen bir yönetici, horoz dövüşüne meraklı bir apartman sakini gibi tüm karakterleri vardı ‘Bizimkiler’in...
Bu dönem ekrana gelse, bırakın yıllarca devam etmeyi, 2-3 hafta bile ekranda kalamazdı. Televizyon ve dizi sektörü geliştiği için değil; biz değiştiğimiz için ortaya çıkardı bu sonuç. Artık apartman dairesi yok bizim dizilerimizde; yalılar, villalar ve köşkler var. Büyük entrika, yalanlar, aldatmalar var yapımlarımızda, en büyük kötülüğü gizlice içki aldıran bir komşu ya da huysuz apartman yöneticisinin komik yasaklamaları kesmez kimseleri. Yerli otomobiller vardı ‘Bizimkiler’de, şimdi mutlaka dört çeker ve en pahalısından arabalarla çekiliyor.
Bizim doymazlığımız, lüks merakımız, daha kirlenen, aileden çok daha para odaklı hale gelen yaşamımız öldürürdü ‘Bizimkiler’i...
‘Bizimkiler’in senaristi Umur Bugay’ı son yolculuğuna uğurladı Türkiye bu hafta...
Kendi masumiyetimizi, komşuluk değerlerini, aile dediğimiz yapının, paradan çok daha değerli olduğu inancını toprağa ne zaman verdiğimiz de belli değil aslında...

Yazının devamı...