ANLAYIŞ FARKIModacı Gülşah Saraçoğlu, Beren Saat’e giydirdi televizyon ekranında: “Beren zaten zevksiz bir kız” gibi hoyrat cümleler kurdu.
Zevk çok geniş bir başlıktır
aslında...
Tahminen aynı romanı okuduklarında farklı şeyler hisseder Saat ve Saraçoğlu. Bir heykele baktıklarında, bir konseri izlediklerinde farklı şeyler anlarlar.
Saat’in kadına şiddet ve tecavüz konusunda yürüyüşlere katıldığını biliyorum, Saraçoğlu ise işi gereği, en uzun yürüyüşlerini, Milano ya da Paris’te vitrin önlerinde yapıyordur.
Küçümseme cümlesi değil bu yazdığım şey, işinin gereğinden söz ediyorum, hayata bakış farkından, farklı zevklere sahip olmaktan...
Gözden kaçırdığımız nokta şu:
Uzmanlık alanı moda olduğu için Saraçoğlu’nun, Saat’in giyim tarzını eleştirmesiyle, onu zevksiz ilan etmesi arasındaki farkı, fark etmemiz lazım.
Eleştiri çok ciddi bir iştir, Batı’da son derece saygın bir meslektir. Birinci kuralı da tek bir noktaya bakarak, genellemeler yapmamaktır.

Ekmek bulamıyorlarsa, altın yesinler!
Tarihin en büyük haksızlıklarından biridir “Ekmek bulamıyorlarsa, pasta yesinler” sözü...
Fransa Kraliçesi Marie Antoinette’in bu sözü söylediğine dair aslında bir kanıt bulunamamıştır bunca yıl.
Daha önemlisi kellesi giden Kraliçe bu lafı ettiyse bile, pastadan değil; aslında bir Fransız ekmeği olan ‘brioche’ diyor orijinal cümlede...
Normal ekmeğe, süt, şeker ve tereyağı eklediğinizi düşünün, brioche öyle bir ekmek işte.
Her neyse, Türkiye son üç aydır mutfak enflasyonunu tartışıyor.
Pahalılığa çare olması için Tanzim Satış Merkezleri kuruldu, insanlar çoğu zaman önünde kuyruklar oluşturuyorlar.
Böyle bir ortamda, Nusret’in altın tozuna bulanmış, porsiyonu 6-9 bin TL arasında satılan etlerinin haberlerini okumak kadar can sıkıcı bir durum yok.
Kaldı ki, bütçesi fazla veren, Avrupa’da en sağlam ekonomiye sahip Almanya’nın takımı Bayern Münih taraftarları, Dubai Nusr-et’te altın tozunu bulanmış antrikot yiyen Ribery’e çok sert tepki göstermişlerdi.
Türkiye’de altın tozlu çorbaya dair ilk haberi okuduğumda 1980’lerin ortasıydı, çok anlamsız bulmuştum bu zenginlik gösterisini... Yıl 2019 oldu, bana halen çok manasız ve aynı zamanda görgüsüzce geliyor bu tarz işler!

TUĞRUL KUŞU GİBİ ADAM...
ANLAYIŞ FARKIKüllerinden yeniden doğan kuş efsanesi her kültürde vardır. Türk mitolojisinde, ‘Tuğrul Kuşu’ denir adına... Başka efsanelerde, ‘Phoenix’ olur, ‘Zümrüdü Anka’ olur, ‘Simurg’ olur... Adı değişse bile aynı şeyi anlatır, küllerinden yeniden doğuşu temsil eder.
“Türkiye’de bu sıfatı en çok hak eden isim kim?” derseniz, hiç şüphesiz Haluk Levent derim size! Binlerce insanın izleyeceği bir konser sırasında, polisin karşılıksız çek suçlamasıyla gözaltına aldığı bir isim oldu o. “Neden konserini bitmesini beklemediler ki?” diye düşünmüştüm yıllarca...
İşte o hareketlere maruz kalan Levent’ten, bambaşka bir portre çıktı ortaya!
18 Mart konserinden elde ettiği geliri, Yeni Zelanda’daki cami saldırılarında hayatını kaybedenlere bağışladı. Daha önce de Antalya konser gelirini, Batman’da şehit olan askerlerin ailelerine bağışlamıştı. Acı çektirilen hayvanlara, yanan ormanlara, karınca kararınca destek veren, elinden geleni yapan bir Haluk Levent var hayatımızda...
Konserini bitirmesini beklemeden onu gözaltına alan polis memuru arkadaşlar, bu haberleri görünce ne hissediyorlar acaba?

954 BİN KEZ AYNI SORU...
ANLAYIŞ FARKI‘Serdar Ortaç boşanıyor mu?’ diye yazdım Google ekranına... Aynı sorudan tam 954 bin tane buldu arama motoru.
Üşenmedim, yıllara baktım, 2016’dan beri hayatımızda bu soru, Aralık 2018’de zirve yapmış haber sayısı...
Yazık değil mi bize diye düşündüm sonra.
Kaç kere aynı şeyi okumak zorunda kalıyoruz sonra kaç kere “Yanlış alarm, dağılın” diyoruz.
Şinasi’nin ‘Şair Evlenmesi’ diye öğrenmiştik ilk Türk tiyatro eserini... Bu da ilk senfonik magazin haberi olarak girdi hayatımıza; çıkmak bilmiyor bir türlü...

Telefonla konuşmayan otobüs şoförü var mı?
İstanbul’da toplu ulaşımı ve otobüsleri sık kullanan bir vatandaşım ben.
Bugüne kadar binip de şoförünün cep telefonuyla konuşmadığı tek bir otobüs olmadı desem, abartmış olmam.
Koskoca aracı tek elle kullanmak ve dikkatini yola vermemek, sanki normal hale geldi İstanbul’da...
Beyazıt’ta dün meydana gelen halk otobüsü kazanısının sebebi, cep telefonu mu bilmiyorum ama bu yüzden başka kazalar yaşanacağından adım gibi eminim.
Birsinin artık şu telefonla konuşarak otobüs kullanma alışkanlığına “Dur” demesi gerekiyor.