Özay Şendir

Özay Şendir

ozay.sendir@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Mustafa-Emina Sandal çifti boşanıyor. Ünlü ya da ünsüz, boşanan ne ilk ne de son çift olacaklar. Tamam ünlü çiftlerin boşanma sebepleri gazetelerde, televizyonlarda konuşulur, herkes bir senaryo anlatır, özel hayata saygı falan da kimsenin umurunda olmaz, buna alışkınız. Ancak iş çocukların ağzından konuşmaya gelmemeli, saygısızlığın da bir sınırı olmalı.

Seda Sayan’ın programında edilen cümleyi duyunca kulaklarıma inanamadım. Çiftin çocuğunun adını da vererek “Ben eskiden Türk kanı taşıyordum ama artık Sırp kanı taşıyorum” dediğini öne sürdü bir konuk. Neyi değiştirdi hayatımızda bunu bilmek, ne alakası var boşanma davasıyla bu cümlenin?

Haberin Devamı

Velev ki çocuk gerçekten böyle bir laf etmiş olsun, insan bir düşünür acaba neden diye.

Ben söyleyeyim, çocuklar anne ve babaları boşansın istemez, boşanmadan kimi sorumlu tutuyorlarsa onun canını yakacak cümleler kurmaya, tavır geliştirmeye çalışırlar kendilerince. Kimi, “Senden nefret ediyorum” der, kimi “Hayatım boyunca seni görmeyeceğim” der, kimi de başka cümleler kurar.

Çocuklar ne söylerse söylesin, hatta işin içine kan ya da milliyet de girse, cümleleri magazin programlarında meze yapılmaz. Mustafa Sandal’ın hemen ortaya çıkması ve oğlunu koruması gerekiyor. İnsan karı-koca sıfatlarından vazgeçebilir ama annelik ve babalık bırakılan sıfatlar değildir...

Televizyonmania

Bu ülkede dizi karakterlerine özenen insanlar görmüştük. Mesela bir dönem ‘Kurtlar Vadisi’ karakteri Polat Alemdar gibi dolaşıyordu genç çocuklar. Kıvanç Tatlıtığ’un oynadığı Kuzey karakterinin cep telefonu tutuşu moda olmuştu, bir de ‘Asmalı Konak’ta Dicle karakterinin gözüne çektiği sürme... Tüm bunların hepsi normal kabul edilebilir, televizyonun kitleler üzerinde böyle bir etkisi var, dünyanın her yerinde.

Ama reality show programlarında konuşulan, örneklerden sonra babalık testi yaptırma furyası başlamış. İnsan televizyonda gördüğü, doğruluğu tartışmalı örnekler yüzünden kendisini ve eşini küçük düşürür, evladına duyduğu sevgiyi sorgular mı? Normal bir ruh hali değil bu şüphecilik, bu kadar televizyon endeksli yaşamak. Yazık, çok yazık...

Haberin Devamı

BARİ ÇOCUKLARI KARIŞTIRMAYIN...

Hiç sevmedim bu fotoğrafı

Kapıcı Cafer karakteri ve onun abartılı “Buuyruuuun” deyişi 13 yıl devam eden ‘Bizimkiler’i seyreden herkesin aklındadır. Ercan Yazgan deyince, “Kimdi?” diye soranlar, “Kapıcı Cafer” diye hatırlatınca, “A, o mu?” derler ya, tam öyle bir durumdu yaşanan. Usta sanatçı felç geçirmiş ve özel bir hastanede tedavi altına alınmış. Haberi duyunca üzülmüştüm, fotoğrafı görünce daha çok üzüldüm. Hastanenin adının yazılı olduğu yastık kılıfı ve çarşafa gerek var mıydı acaba? Ya da marka gözüksün diye Yazgan’ın yüzünü bu şekilde görmeli miydik? Doğrusu hiç sevmedim bu fotoğrafı.

Yandın sen Ronaldo...

Tamam sonunda bu da oldu. Dünya starı, Real Madrid’in yıldızı Ronaldo da magazin malzememiz haline geldi. Hikayeyi bilmeyenler için özetleyeyim; Cansu Taşkın, “Ronaldo beni İspanya’ya davet etti, Londra’ya film galasına çağırdı” dedi. Birileri itiraz etti, o da Instagram yazışmalarının bir bölümünü gösterdi. Gördüğümüz bölümde Ronalda telefon numarasını istiyor ama konuşmanın öncesi olduğu belli, ilk kim, kime mesaj yazdı falan gibi sorular sormak da mümkün ama hiç önemli değil bu kısmı.

Haberin Devamı

Önemli olan Cansu Taşkın’ın bu diyalogdan bırakın rahatsız olmayı, mutlu gözüken halleri ve bu işin bilerek ya da bilmeyerek kariyer basamağı haline gelmesi. Ronaldo bir kere bizim magazinin gündemine düştün ya, bittin sen, haberin yok. Abartmıyorum, hatırlarsanız bir dizi senaryosundaki “Ahlaksız teklif” kurgusunun ardından önce bir sürü kadın, sonra da erkek meydana çıkıp, “Ben de ahlaksız teklif aldım” diye haber olmaya çalışmıştı. Yakında “Ronalda bana da yazdı” diye söyleyen yeni yüzler görürsek hiç şaşırmayacağım...

Kadına finansal şiddet...

Kadına fiziki, duygusal ve cinsel şiddeti duymuştum da finansal şiddeti ilk kez duydum. Duymak ne kelime, ceza yasasına suç olarak girdiğini de öğrendim.

Tunus’ta yeni yürürlüğe giren bir yasayla, aynı işi yapan erkek çalışana göre kadına daha az para veren şirketlere, ceza verilmeye başlandı. Sadece iş hayatında değil aslında kadının uğradığı, finansal şiddet. Evlendikten sonra baskı yaparak ya da surat yaparak eşinin iş hayatını sonlandıran birçok erkek tanıyorum. Ünlü bir şarkıcı var, oğluna ve ayrıldığı eşine daha az nafaka vermek için evrakta sahtecilik yaparken yakalandı ve yargılandı. Hayatını nasıl devam ettireceğini bilemediği için eşinden boşanamayan bir kadın mutlaka vardır çevrenizde. Çoğu kişinin aklına dahi gelmemiştir ama Türkiye’de evlerin çoğunun tapusu erkeğin üzerinedir, karı-koca her ikisi de çalışıyor olsa bile...

Bunun tam tersi durumlar da var, mesela bir grup erkek kadından daha fazla para kazandığında da rahatsız olur. Sonuç mu? Alt alta yazmaya başlayınca oldukça önemli bir şiddet türü olduğu anlaşılıyor finansal şiddetin. Belki bir gün biz de konuşmaya başlarız...