Oyuncu Yasemin Hadivent, Bodrum, Torba’da gördüğü büyük bir köpek balığının görüntüsünü paylaştı sosyal medya hesabından...

BODRUM’DA DEV BİR KÖPEK BALIĞI...

Endişeye kapılmış olacak ki, “Torba’da köpek balığı hem de camgöz” diye not düştü altına... Dünyada 350 köpek balığı türü var ve bunlardan 10 tanesi saldırgan ve sadece beşi istemli olarak saldırıyor. Tüm Akdeniz’de, 1970’li yıllardan beri tek bir köpek balığı saldırısı kaydı yok ama insanlar her zaman ürküyor bu hayvanlardan... Kılıç ve orkinos balığı sayısı azalmadan önce, 1930’larda İstanbul Boğazı’nda da görülmüş büyük beyaz köpek balıkları... Hatta 1967’de, Tuzla’da zıpkınla dalan ve daha sonra sadece eli bulunabilen bir doktorun öyküsü var. Bir de 1970’de, Antalya Konyaaltı’nda şehir mezbahasından gelen kanın kokusundan dolayı kıyıya yaklaşan ve gemiden denize atlayan bir bahriyeliye saldırı hikayeleri mevcut... Her iki olaydan da, büyük beyaz dediğimiz türü sorumlu tutmuş o zamanın uzmanları...

Torba’da görülen Camgöz cinsi köpek balıkları da cisim olarak büyük ama dişleri saldırgan köpek balıklarından çok daha küçük. Camgözler suyu süzüp, planktonları yiyerek beslenirler, üreme ve yumurtlama döneminde kıyılara yaklaşır ki, zaten o dönemdeyiz. Yine de uzmanlara göre, köpek balığı gördüğümüzde yapacağımız iki şey var: Biri mümkünse sırtınızı bir kayaya verip saldırı açısını daraltmak, diğeri de size saldırırsa, burnuna yumruk atmak ki bu darbeden sonra ya kaçıyor ya da sersemliyormuş bu hayvanlar. Sonuç mu? Derisi zımpara olsun diye de, eti ya da yüzgeci için de insanlar o kadar çok köpek balığı öldürüyorlar ki, karşılaştığımızda korkması gereken biz değil, onlar aslında...

Futbol bebekleri

BODRUM’DA DEV BİR KÖPEK BALIĞI...

“Futbolun doğum oranları üzerine etkisi ne olabilir?” diye sorsalar, ‘doğan bebek sayısı azalır’ diye yanıt veririz, değil mi? Oysa büyük turnuvalar sırasında, özellikle ev sahibi ülkeler için tam tersi bir durum yaşanıyor.

Almanya’da da 2006’daki Dünya Kupası’ndan sonra doğum oranları yüzde 15 artmış.

2014 Dünya Kupası’nda ev sahibi Brezilya, Almanya’ya 7-1 yenildikten dokuz ay sonra, Mart 2015’te, doğan bebek sayısı, bir önceki yıla göre yüzde 7 artmış.

En ilginç veri bunlar değil ama...

İngiliz Tıp Dergisi’nin yaptığı bir araştırmaya göre Barcelona oyuncusu Iniesta’nın, Mayıs 2009’da Şampiyonlar Ligi yarı final maçında, Chelsea’ye son dakikada attığı gol ilginç
bir istatistiğe neden olmuş.

O maçtan dokuz ay sonra, Şubat 2010’da, Katalonya bölgesinde doğan bebek sayısı, yüzde 16 artmış. Bilim insanları ‘Iniesta kuşağı’ terimini kullanmışlar doğan bebekler için...

BBC’nin, ‘Dünya Kupası Rusya’nın azalan nüfus problemine çare olur mu?’ diye hazırladığı bir dosyada rastladım bu bilgilere...

İnsana “Vay arkadaş” dedirttiği için de sizinle paylaşmak istedim.

Görgüsüzlükle para kazanmak...

BODRUM’DA DEV BİR KÖPEK BALIĞI...

Güzel değil de, şuh olmanın ekmeğini yemeyi en iyi bilen aile, hiç şüphesiz Kardashian’lar... Ailenin soyadı Kardashian olmayan, Kim Kardashian’la anne bir, baba başka kardeş olan Kylie Jenner, beş aylık bebeğinin ayakkabılarının fotoğrafını paylaşmış. Toplam 22 bin dolar eden, çoğu marka bir sürü ayakkabı.

Belki ayakkabılar 22 bin dolar ama o kare hem ABD’de hem dünya genelinde bir sürü yerde haber oldu, milyon dolarlık reklama yaradı. İlginç bir aile... Kylie Jenner’ın öz, Kim Kardashian’ın üvey babası Bruce Jenner, 65 yaşında cinsiyet değiştirmişti. Geçenlerde baktım hâlâ E! Entertainmet kanalındaki programda yeni cinsel kimliğiyle de para kazanmaya devam ediyor.

Ne aileymiş ama arkadaş!

Çakma trafik polisleri...

BODRUM’DA DEV BİR KÖPEK BALIĞI...

Bu aralar çeşitli belediyelerin motosikletli trafik zabıtası ekipleriyle karşılaşıyorum. Üniformaları trafik polislerinin giydiklerine benziyor.

O benzerliği geçtim ama trafikte olmayan geçiş üstünlüğü hakkını kullanıyorlar kendi kendilerine... Normalde eğer bir olaya müdahale etmiyor ve rutin devriye görevi yapıyorsa, polis araçlarının bile geçiş üstünlüğü yoktur. Geçtiğimiz salı günü Beşiktaş Belediyesi’nin motosikletli trafik zabıtası cart diye geçti kırmızı ışıktan. Bir de etrafındaki insanlara bir bakışı vardı ki sormayın, egosu, kendi kendine verdiği kırmızı ışıkta geçebilme hakkının yarattığı boş gurur, kaskından dışarı taşmıştı. Araçlarına hakkı olmadan çakar takanlarla uğraştığımız yetmiyordu, bir de bu çakma trafik polisi görünümlü trafik zabıtaları çıktı başımıza! Tamam, işini yap ama üzerinde o üniforma var diye kırmızı ışıkta geçme kardeşim!

Habertürk’ün doğduğu gün...

Ahmet Kaya’nın şarkısındaki gibi başlamak lazım aslında yazıya: “Biz dört kişiydik...” Habertürk binasının 10’uncu katında, boş bir odada, masanın etrafında toplanmış dört kişi. Fatih Altaylı, Doğan Satmış, Sanlı Ergin ve ben..

Sanlı ve ben sigara yaktık, Doğan Abi daha o gün başlamıştı, itiraz edecek oldu, “Canın baklava mı istiyor?” diye sordu Sanlı, eski bir olayı hatırlatarak, güldük uzun uzun... Sonra bir yazının içinden alınmış A4 kağıtları katladık, üzerine “Bismillah”, diyerek Habertürk yazdık, sonra her sayfada ne olacağını...

Dün kağıda basılı son sayısı çıktı gazetenin piyasaya... ‘Neden olmadı?’ sorusu için bir sürü cevap sıralanabilir arka arkaya...

Benim de kendime göre cevaplarım var ama en sert gerekçeyi ‘İç savaş’ diyerek Hıncal (Uluç) abi yazdı geçtiğimiz çarşamba günü...

Günün birinde Habertürk basılı gazete olarak hayatımıza döner mi derseniz, New York Times ve Newsweek dönmüştü, bakarsınız Habertürk de döner...