“Son yıllarda işi tutmayan jönlere bak; hepsinin libidosu olmayan partnerleri vardı” diye buyurmuş Can Yaman...
Demek tüm suç Meryem Uzerli’ninmiş, ‘Gecenin Kraliçesi’nin tutmamasında. Oysa senaryousu sıkıntılı bir diziydi, üstelik yayın öncesi öyle büyük bir beklenti yaratıldı ki, ekrana gelen hayal kırıklığı oldu.
Bir de Farah Zeynep Abdullah var, bu mantığı doğru kabul edecek olsak, ‘Kurt Seyit ve Şura’nın faturasını da ona kesmemiz gerek. Çok örnek yazarım ama anlamsız olur.
Düşünün, Fatih Sultan Mehmed’in hayatının bir kesimi, iki kere, dizi yapıldı Türkiye’de ikisi de battı. Üstelik ikinci denemede Kenan İmirzaloğlu gibi oynadığı her dizi zirve yapmış biri vardı.
Hikaye libidodan önemlidir, yönetmenin hikayeyi sürükleyerek anlatma becerisi, kanalın hitap ettiği kitleyle, dizinin kitlesi arasındaki
uyum, doğru günde yayın gibi bir sürü libidodan önemli sebep sayılabilir.
Daha uç bir örnek ‘Al Yazmalım’... Güzel bir işti ama seyirci, Kadir İnanır ve Türkan Şoray’dan sonra aynı hikayenin dizi versiyonunu kabul etmedi.
‘Estağfurullah Yokuşu’ da sıcacık, güzel bir diziydi. ‘Ezel’de, Cengiz karakteriyle ünlenen Yiğit Özşener, Hande Ataizi, Hümeyra ve Nehir Erdoğan gibi isimlerin rol aldığı bir iş final bölümü bile yapamadı.
Yani dizisi tutmayan jönlerle, libidosu olmayan partnerler arasında bir ilişki kurmak mümkün değil. Ama anladık ki, fazla libido, kulaklara zarar veriyor, ağızdan çıkanı duymasına engel oluyormuş...

‘Sarışın bebek’ değil ama...

Yasmin’i çok severim ben, Mehmet Ali Erbil’in kızı olduğu için değil ama... Hakkını sonuna kadar savunan, karakterini kimsenin ezmesine izin vermeyen bir yanı vardır Yasmin’in.
Hocalarının sertliğiyle ünlü bir Fransız lisesinden mahkemelik olup, ayrılmış, başka ve iyi bir lisede eğitimine devam etmiştir.
Çok genç olmasına rağmen,babasının hastane sürecini, babasının hayatına giren kadınların o dönem duruşlarına dair ilişkileri o kadar güzel analiz edip, o kadar doğru bir duruş sergiledi ki Yasmin, sadece saygı duyabilirsiniz.
Her genç kadın gibidir Yasmin, ünlü bir anne ve babanın çocuğu gibi davranmaz asla. TV 100’deki programı öncesinde ya da sonrasında paylaştığı fotoğrafları, YouTube’da ünlenen ilişki uzmanlarını yorumlarını gizli gizli takip etmesi ya da yıldız haritalarına merakı dahil klasik genç kadın davranışı sergiler Yasmin.
Aradaki fark, Yasmin işinden ve ailesinden dolayı haber oluyor ve o zaman, anlam farklılaşıyor.
Amerikalılar’ın eğlenceden başka şey düşünmeyen, flörtöz ‘Sarışın bebek’ tanımlamasından çok daha kişilikli, çok daha saygı uyandıran biridir Yasmin.
Sosyal medya hesabıyla yargılamaya kalkarsanız, fena halde yanılırsınız...

Vefalı bir adam olarak, Uğur...

‘İsimsizler’ dizisiyle tanıdım ben Uğur Güneş’i... Tanıdım dediğim, oturup aynı masada konuşmuşluğum yok ama ortak bir çevremiz var. Bugüne kadar, fikirlerine önem verdiğim insanlardan Uğur hakkında hep iyi cümleler duydum. En fazla duyduğum da “Uğur vefalı bir adamdır” oldu.
İlk başlarda bu normaldir ama insanlar ünleri artıkça değişirler ya, Uğur’un değiştiğine dair de tek bir cümle duymadım daha. Bir hanımla yaşadığı iddia edilen ilişki, Uğur’un tepkisi, o tepkiden sonra söz konusu hanımın ona dair söyledikleri ve “Dublörümle idare etsin” lafını biraz şaşkınlıkla okudum doğrusunu isterseniz. İyi ve vefalı bir adamdır Uğur, saçma bir tartışmanın tarafı olmak da istemez, olmamalı da zaten...

Abdullah Avcı Mahmut Hoca olacak

Acıma değil; saygı duygusu uyandırıyorlar
insanda... Sahnede hissetmek gerekiyor ya, hissediyor ve bunu da bize hissettiriyorlar. Sadece bu değil yapabildikleri ama... İçlerinde yelken yapanlar da var,
üniversite sınavında ilk 300 için girenleri de... Görme engelli diye tanımlıyoruz onları ve onlar bizim fark edemediğimiz başarılarıyla aslında kör olduğumuzu gösteriyorlar bize.
Okula gidip, kaynaştırma eğitimi alıyorlar. “Çocuklar acımasız olur” derler tam aksi, aslında hemen kaynaşıyor onlar.
Bir de Parıltı Derneği var, her sene görme engelli miniklere eğitim vermek için canla, başla çalışan insanlar onlar.
18 Aralık’ta Türkiye’nin ünlü isimleri ile Parıltı çocukları Zorlu PSM’de ünlülerle ‘Hababam Sınıfı’nı oynayacaklar. Beşiktaş Teknik Direktörü Abdullah Avcı, Mahmut Hoca rolünde ama daha bir sürü yıldız da sahnede olacak.
Provaların görüntülerini izledim, öyle mutlu, öyle neşeli ve öyle gerçek oyunuyor ki çocuklar. Tam 10 aydır uğraşıyorlar bu tek gecelik gösteri için.
Parıltı Derneği sadece bu işi organize etmekle kalmamış, cemiyet hayatının tanınan isimlerinden, dernek yönetimindeki isimlerden biri olan, Hande Sezer Pekcan müzik öğretmeni rolünde sahnede olacak mesela.
Tüm geliri görme engelli çocukların eğitimi için harcanacak böyle güzel bir etkinlik, Şeyma Subaşı’nın verdiği kiloların, dörtte biri kadar konuşulmuyor bu ülkede maalesef.
Onlar görme engelli ama biz kör olmuşuz, maalesef bu yaşadığımız şeyin özeti...

Özalizm kurbanı Güzide...

Turgut Özal’ın bu ülkeye büyük hizmetleri oldu bu doğru ama zararları da oldu. En büyüğü de “Benim memurum işini bilir” sözüyle başlayan, hayali ihracat ve “Rüşvetin belgesi mi olur?” diye zirveye ulaşan algıdır. Bu, servet sahibi olmayı öne çıkarıp, onu nasıl kazandığını önemsiz kıldı.
Televizyonda ‘MasterChef’ yarışmasında tanıdık Güzide’yi... 7 milyon TL değeri olan bir evde oturuyormuş, parası haksızlıkla kazanılmadıysa, vergisi ödendiyse, kime ne peki?
Kimse farkında değil ama Özal’dan önce yasa dışı yollardan elde edilen servete kızan halimiz, sonrasında ‘servet varsa mutlaka arkasında sorunlar vardır’ algısına ve düşmanlığına döndü.
Güzide, mecbur hissettiği için anlatmış uzun uzun... Ülkeye döviz kazandıran ve alanında dünya genelinde kafaya oynayan bir şirketin
sahibiymiş eşi.
Kazanıyor ve vergisini veriyorsa nerede oturduğunu sorgulamak ve daha garibi oturduğu yerden dolayı birisini suçlamak haksızlık.
Sapla samanı birbirine karıştırmamak lazım artık...