Kadınların sahip olmadıkları haklar dendiğinde, akla ilk gelen ülke Suudi Arabistan olur. Doğru, araba kullanma hakkına daha yeni kavuşan kadınların, tek başına banka hesabı açma hakları yok Suudi Arabistan’da...

Mahkemelerde de iki kadının şahitliği, bir erkeğin şahitliğine denk geliyor. Boşanma söz konusu olduğunda durum daha da vahim... Bir kadının yedi yaşından büyük oğlunun ve dokuz yaşından büyük kızının velayetini alması, neredeyse imkansız. Ancak sadece Suudi Arabistan’la sınırlı değil, kadını yok sayan uygulamalar.

Mesela dini mahkemelerin olduğu İsrail’de, eşinin izni olmadığı sürece kadınlar boşanma davası açamıyor.

Çin’de kadınların madencilik, tünel mühendisliği ve havacılık gibi alanlarda eğitim alması yasak.

Endonezya’da da kadınların dar pantolonlarına din polisi el koyuyor.

Daha ilginç olanı ülkenin Lhokseumawe kentinde kadınların motosikletin arkasında ancak yana doğru oturarak seyahat etmelerine izin veriliyor.

Kadının bedenine bakmaktan, kafasına ve kişiliğine bakmayı unutan adamların dünyası sonuçta...

KADINLARIN NERESİNE BAKILIR

Çocuklarını koruyamayan ülke...

İstanbul’da, çocukların yaşadıkları istismarı anlatabilecekleri iki tane Çocuk
İzlem Merkezi var. Geçtiğimiz günlerde altı yaşında bir çocuk sevk edildi bu
merkezlerden birine...

Travmaya yol açmadan, çocuğun ifadesini alabilecek bir pedagog ve psikolog
falan yoktu merkezde, ifadeyi uzman bir hemşire aldı.

Çocuk, suçlanan kişiyle oynadığı oyunları anlattı ifadede, “Ama bir oyun
daha var, onu anlatmak istemiyorum” dedi.

Hemşire, uzmanlık alanı bu olmadığı için üzerine gitmedi o cümlenin... Camın arkasında ifadeyi izlemesi, yönlendirmesi gereken savcı da yoktu o sırada, sadece bir polis ve avukat vardı.

İfade bitti, uzman hemşire, ‘suç yoktur ‘ yorumunu yazıp, savcılık makamına yolladı.

Çocuğun ifadesinin bir psikolog tarafından alınması talimatını veren savcılık, uzman hemşirenin aldığı ifadeyi yeterli buldu ve takipsizlik kararı verdi.

Çocuğun velayet konusu konuşulurken, anlattıkları sırasında doğan şüpheye rağmen, neden minik koruma altına alınmadı? Çocuk İzlem Merkezi’ne gidinceye kadar ifadesi öğretildi mi? gibi sorular ortada duruyor...

Çocuklara yönelik suçlarda ve yargılamalarda, hassasiyetini gördüğüm ve bunun için çok mutlu olduğum HSK Başkanvekili Sayın Mehmet Yılmaz, sizce de çok garip ve eksik değil mi bu dosyada yaşananlar?

KADINLARIN NERESİNE BAKILIR

Biz neler çektik, siz biliyor musunuz?

Dünya Kupası’nda İngiltere Panama’yı 6-1 yendi. Skor çok acımasız gelebilir size ama biz daha beterini yaşamış bir ülkeyiz. İngiltere, 1984’te, İnönü Stadyumu’nda 8-0 yenmişti bizi... Okuldan kaçıp gittiğim bir maçtı, 90 dakika bittiğinde, kalakalmıştım tribünde... Ben unutmuştum bu acı skoru ama İngilizliler unutmamış. Tayland’ta yaşayan üniversite arkadaşım, maçı seyrettiği yerdeki İngiliz vatandaşı arkadaşının, “Panama’ya da size yaptığımızın aynısını yapacağız” dediğini yazdı WhatsApp mesajı olarak... İngiltere’yle uzun zamandır resmi müsabaka oynamıyoruz ve en acısı resmi maçlarda daha İngiltere kalesine attığımız gol yok. Panama en azından bir gol atmayı başardı.

Bugün İngiltere’yle karşılaşma oynayacak olsak, galip gelmeyi umarız, fark bile içimizi çok acıtır. Yaşı 40’ın üzerinde olanlar, bir dönem yenildiğimiz her maçtan sonra yapılan ‘Şerefli mağlubiyet’ açıklamalarını gayet iyi hatırlar.
O yüzden ‘Biz neler çektik, siz biliyor musunuz?’ Diye yazdım zaten...

KADINLARIN NERESİNE BAKILIR

İnsan, yapay zeka, bilgisayar...

1967 yılında Vietnam’da üst üste çok ciddi kayıplar verir ABD.

Savunma Bakanlığı daha fazla asker yollanması talebinde bulunur, Beyaz Saray, daha fazla batmak istemez. Bir cuma günü, Savunma Bakanlığı’nın o dönemin süper zeka bilgisayarına, üst üste veriler yüklenir. ABD’nin ilk günden bugüne kadar yolladığı asker, teçhizat, tank, top, tüfek ve çakların sorti sayısı girilir önce...

Ardından, Kuzey Vietnam askeri bilgileri ve Güney Vietnam’ın silahlı militan grubu Vietkong sayısı yüklenir bilgisayara... Soru olarak da, ‘Savaşı ne zaman kazanırız?’ diye sorup, ofisten çıkarlar. Pazartesi günü geldiklerinde bilgisayar binlerce veriyi incelemiş ve tek bir cümle cevap hazırlamıştır: “Savaşı 1965’te kazandınız
zaten”

İnsan unsurunu hesaba katmayan şeyler, ne kadar zeki olursa olsun, bir işe yaramıyor işte...

KADINLARIN NERESİNE BAKILIR

Süper hücre efsanesi...

Gördüğünüz fotoğraf Eylül 2017’de İtalya’da, Cenova açıklarında çekildi. Kareyi çeken kişi Deniz Giray... Giray, internet sayfasında bu hücrenin dakikada en az 40 şimşek oluşturduğunu ve saatte 100 kilometre hızın üzerine çıkan rüzgardan söz ediyor.

Dün, yorumlarına çok güvendiğim Prof. Dr. Orhan Şen Hoca’yla konuştum, İstanbul’daki süper hücre alarmını... Hocam, “Süper hücre tek bir bulutta olur, bu
gelen yağışlı bir sistem” diye başladı anlatmaya...

Sonra da İstanbul değil ama Trakya’da dolu görülebileceğini, ceviz kadar olamayacağını söyledi.

“Hocam, herkes aynı haritaya bakıyor da neden yorumlar farklı oluyor?” diye sordum. Orhan Hoca, sadece görülen renklere değil, birçok parametreye ve hatta göl etkisi olacak yerlere kadar bakılması gerektiğini anlattı. Sonuç mu? Kozmik kasadan sonra medyanın kullanmayı en fazla sevdiği kelime, süper hücre galiba...

KADINLARIN NERESİNE BAKILIR

Bu fotoğraftaki hatayı bulun...

Ceren Hindistan’ın sosyal medyada paylaştığı bu fotoğraf, her yerde haber oldu. Kimi yapılan yorumları haber yaptı... “Kızının yanında bu kare olmamış” diyen de vardı ,“Çocuğunun babası kızar” diyen de...

Sonra yorumlara Hindistan bir cevap verdi ve o yanıt için de bu kare, tekrar dolaşıma girdi. ‘Kızıyla, tatile çıkmaya hazırlanan bir genç anne fotoğrafı’ deyip geçmek de mümkün ama kareyi gördüğüm an, benim aklıma gelen şey bambaşka oldu. Refleks gereği, önce küçük kızın neyin üzerinde durduğunu ve düşme ihtimali olup olmadığına baktım. Fotoğraftaki hata da tam olarak bu... Düşse, anne tutacak mesafede duruyor ama yorum yapanlar öncelikle annenin bikinisi ve vücuduna bakınca, asıl yazılması gerekeni atlamış.

KADINLARIN NERESİNE BAKILIR