Geleneksel Türk mutfağı, temelde Anadolu çıkışlıdır ve bugün, ‘Osmanlı mutfağı’ adıyla bilinir. Dünyanın sayılı zengin mutfakları arasında yer alan Türk mutfağı, Anadolu’nun göç yolları üzerinde bulunması ve İstanbul’un üç büyük imparatorluğa başkentlik yapmış olması nedeniyle, şaşırtıcı bir zenginlik gösterir. Aynı zamanda dünya çapında yeterince bilinmeyen çok çeşitli yerel mutfakları da kapsar. Tek başına Gaziantep mutfağı, tescil edilmiş ve literatüre girmiş 400’e yakın yemek çeşidiyle, başlı başına bir şölendir. Türk mutfağı 18’inci ve 19’uncu yüzyılda rafine bir mutfak haline gelerek, zamanın seyyahlarının ilgi odağı olmuştur.
Gerek Osmanlı saray geleneği, gerekse Akdeniz, Balkanlar, Kafkasya ve Orta Doğu mutfaklarını da içine alan ve binlerce özgün lezzeti içeren Türk mutfağı, ne yazık ki dünyada hak ettiği yerde değil... Fransız, İtalyan ya da Çin mutfağı kadar iyi tanınmıyor. Hâlbuki eşsiz lezzetleriyle, bunlardan aşağı kalmayan muhteşem bir çeşitliliğe sahip... Günümüzde başta İstanbul’da olmak üzere, Türkiye’de giderek yaygınlaşan ve başarılı yemekler sunan lokantalarsa bu büyük geleneğe yeni değerler katmayı başarıyor.

Sektörün olimpiyatı

Türk mutfağının uluslararası mutfaklara entegrasyonu açısından küresel yarışmalar ve Hotel, Restaurant, Kafeterya (HORECA) sektörüne hitap eden organizasyonlar büyük önem taşır. Bunların başında dünyanın büyük gastronomi fuarlarından Sirha geliyor.
Sirha, sadece doğup geliştiği ve 17’nci yüzyıldan beri Fransa’nın yemek kültürü hazinesi Lyon şehrinde değil; Budapeşte ve İstanbul’da da düzenleniyor. Buradaki etkinlik, bu yıl 14-16 Kasım tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi’nde yapılacak.
Aynı zamanda dünyada gastronominin olimpiyatları olarak gösterilen Bocuse d’Or yarışmasına da ev sahipliği yapıyor. Beş kıtada iki yıl süren maratonun ardından, finale kalan ülkelerin şefleri Sirha Lyon’da ‘Dünyanın En İyi Şefi’ seçilmek için yarışıyor. Dereceye girenler, ülkelerinin mutfaklarını dev bütçelerle yapılamayacak derecede tanıtıyor.

Bocuse d’Or’un şefi

Bocuse d’Or Türkiye’nin başkanlığını ise Türk gastronomisinin gelişmesi için büyük emekler veren usta şeflerden Mehmet Gök üstleniyor. Gök ile Nişantaşı’nda harika lezzetler sunan People of Coffee’de buluştuk ve söyleştik. Kariyerine Swissotel’de başlayan Gök, Four Seasons’ın ilk executive chef’liğine kadar yükseldi. 2003’te dünyanın en prestijli seyahat dergilerinden Travel and Leisure’ın okuyucularının oylamasıyla Seasons Restoran’a ‘Avrupa’nın En İyi Restoranı’ ödülünü kazandırdı.
Mehmet Gök’le sohbetimiz koyulaştığında, Bocuse d’Or Türkiye seçmeleri hakkında kendisinden bilgi aldım. Sirha İstanbul bünyesindeki seçmelerde dereceye giren yetenekli genç şeflerimiz, ilk etapta Bocuse d‘Or Avrupa finallerinde yarışmaya hak kazanacak. Orada dereceye girdiklerindeyse, 2021’de Fransa Lyon’da düzenlenecek dünya finalinde, ülkemizi temsil etme hakkı kazanacaklar.
Şeflik sanatının çok ötesindeki Bocuse d‘Or, dünya çapında dev bir medya desteği alıyor ve gastronomi sektörüne büyük katma değer sağlıyor. Hâlihazırda 4 bini aşkın şefin bilgi ağı konumunda olan organizasyona, iki yıllık gastronomi maratonu boyunca, 60’tan fazla ülke katılıyor. 1987’den bu yana 15 ülke takımı zirveye adını yazdırdı.
Bizim birbirinden nefis ve lezzetli yemeklerimizin hudutlarımızı aşması, dünyanın çok önemli gastronomi merkezlerinde misafirlere sunulması, turizmimiz açısından çok önemli... Katkılarından dolayı Sirha’yı kutluyor, yetenekli genç şeflerimizi tebrik ediyorum.

Genç şeflerimiz yarışacak

Bu yıl Türkiye seçmelerinde yarışacak şeflerimizden Serhat Eliçora, The St. Regis Hotel İstanbul’da, Junior Sous Chef; Ahmet Can Aras, Say Hello Brasserie’de, Executive Chef; Sezer Deniz, JW Marriott Hotel Ankara’da, Head Chef; Emre İnanır ise Aila Restaurant Fairmont Quasar Hotel İstanbul’da, Chef de Cuisine olarak çalışıyor. Jüride de çok değerli isimler yer alıyor.