İlkokulun bir bölümünün, daha sonra da Saint Joseph’li yıllarımın geçtiği Moda’da ve Bahariye’de yıllardır bir gezinti yapmamıştım. Geçtiğimiz günlerde Meri Çevik Simyonidis’i ziyaret etmek için gittiğimde; şehrimizin adeta yeni bir eğlence ve yeme içme bölgesini keşfetmiş oldum. Bir ara bu bölgeyi daha detaylı dolaşmaya karar verdim. Gençlerle orta yaşlıların bir arada keyifle eğlendiklerini ve bir şeyler atıştırdıklarını görmek, insanı mutlu ediyor.

GERÇEK İSTANBUL MEZELERİ

En büyük aşkı...
Şimdi gelelim özellikle İstanbul ekalliyet meze ve yemekleri konusunda, derya deniz bir hanımefendinin yaptıklarına bakmadan önce, size onu tanıtmak istiyorum. İstanbul doğumlu Rum bir ailenin evladı olarak Kurtuluş’ta, eski adıyla Tatavla’da doğmuş. Tahsilini tamamladıktan sonra, uzun yıllar Yunanistan İstanbul Başkonsolosluğu’nda idari memur olarak görev yapmış. Emekli olduğunda ise en büyük aşkı olan meze yapımını profesyonelleştirmiş. Aklımda kalan ilk cümlesi, “Sevgimi içine katarak yemek yaparken, babam Yorgo’nun meze hazırladığında içinde bulunduğu keyifli hali gözlerimin önünden gitmez.”
Sonra bununla da yetinmemiş, ‘Tadı Damağımda Kaldı Dünden Bugüne İstanbul Lezzetleri’,
‘İstanbul’um Tadım, Tuzum, Hayatım’, ‘Bir Varmış Bir Yokmuş’ ve ‘İstanbul Kokulu Mutfaklar’ adlı kitaplarını yazmış. 2015 yılında ‘Yılın En İyi Gastronomi Kültürü Kitabı’ ödülünü de almış.
Yazarlık onun sadece bir yönü, şimdi asıl gelelim biz onun ikinci yönüne, ‘meze yapımı ve sunumu’...
Şimdilerde Kadıköy’de açtığı ve adını Cantina By Mezedaki koyduğu mekanının sadece bir meze yeme yeri değil, gençler için kendi tabiriyle; bir kantin, servisi muhteşem bir lokanta, hem de şık tahta masaları ve mükemmel dekorasyonuyla bir müzik kulübü olmasını istemiş.
Bulmak mümkün değil
Enteresan olan şu ki, birçok meze ve sıcak yemek arasında, sokağın hareketini de yaşayabiliyorsunuz. Dışarıyı seyrederken kulağımız çalan Rum taverna müziğinde, gözümüz parkta dans eden iki çiftte olabiliyor. Biz önce beş yıldızlı mezeleri sayalım. Efsane bir midye dolması, arkasından unutulan bir tat olan midyeli lahana dolması, ev yapımı günlük tarama ki Yunan Adaları’nda bile bu tatta bulmak mümkün değil. Bunların yanında fasulye pilakisi, Selanik usulü cacık, Erzincan tulumu, tereyağ ve fıstıkla yapılan Girit lokumu, anneminki gibi bir Çerkez tavuğu ve de soğukların muhteşem sonu Meri Hanım’ın annesinin formülüyle topik.
Şimdi gelelim sıcaklara, burada beni en mutlu eden tatla başlayacağım. Rum usulü yoğurtla yapılan kabak mücver, özel otlarla bezendirilmiş beyaz peynirli muska böreği, ıspanaklı ve kaşarlı sigara böreği, ballı Hellim saganaki... Aslında son yıllarda Kıbrıs’ta yaşamama rağmen balla saganaki’nin birlikte sunulacağını hiç düşünmemiştim. Tatmanızı tavsiye ederim.
Kadıköy’de eğlenen mutlu üniversite gençliğini, genç beyaz yakalıları ve Kadıköylüler’i seyrederken bu damak çatlatan yemekleri tatmak çok zevkli idi. Bana bu güzel günü yaşatan dostlarım Vasfi Pakman’a ve Mörfi Menahem’e teşekkür ederim.

GERÇEK İSTANBUL MEZELERİ