ROMANTiK BiR BAŞBAKAN OLABiLiRDiM

Türkiye’nin en komik kadınlarından Gupse Özay, “Eskiden seçimlerin kaç yılda bir yapıldığını bile bilmezdim. Ama şimdi neredeyse TBMM’de konuşma yapacak düzeydeyim” diyor

Gezi’den bu yana siyasi bir kaos içerisindeyiz, herkes gündemle ilgili konuşuyor. Etrafınızdakilerin halini nasıl görüyorsunuz?
Siyasetteki karışıklığa maruz kalan arkadaşlarım, dostlarım adına konuşmak gerekirse, fena halde kafa karışıklığı yaşıyorlar. Yorgunlukla beraber adrenalin pompalanıyor sürekli. Bir yandan da sesimizin gürleşmesinden ötürü ortama mutluluk hâkim.

Sizde durumlar nasıl?
Bende yorgunluk, güvensizlik ve paranoyaklık var. Apolitik bir tipim. Yani öyleydim. İlgimi çekmezdi, takip etmezdim ne yalan söyleyeyim. Bakanların isimlerini, seçimlerin kaç yılda bir olduğunu vs. asla bilmezdim. Daha çok psikolojiye meraklıydım. Sıkıcı bulurdum siyaseti. Jenerasyon olarak sanırım çoğumuz öyleydi. Ama şimdi neredeyse TBMM’de konuşma yapacak düzeydeyim. Nasıl oldu hiç bilmiyorum.
Bazen konuşma sırasında
Anayasa Mahkemesi kararlarından örnekler falan veriyorum. Sonra da “Nereden biliyorum yahu ben bunu” diye şaşırıyorum. Geçenlerde konuşma sırasında “Lahey Adalet
Divanı” dedim. Bir 10 saniye kendime gelemedim.


Türkiye sizce nereye gidiyor?
Ülkemizi beşinci vitese takılmış, çok hızlı bir şekilde nereye gittiğini bilmeyen araca benzetiyorum. İnşallah uçurumdan aşağıya düşmeyiz.


Tepkilerimiz kadar tepkisizliklerimiz de büyük olmaya başladı. Sonunda geldiğimiz nokta delilik mi? Delirdik mi?
Evet delirdik... Vietnam gazileri gibi geziyoruz ortalıkta. Psikiyatriste gidenlerimiz çoğaldı.
Kafamız karışık. Gaz yiyip “Aha benim gözüm o kadar
yaşarmadı bu sefer len!” diye birbirimize hava atar olduk. Bir gün önce bağırırken, bir gün sonra ayakta durma eylemi yapar olduk. Gerildik, delirdik ve yaratıcılığımız yükseldi.


Son bir yıldır çok fazla olay yaşadık. Geriye dönüp bakınca sizi en çok şaşırtanlar, en çok üzenler, en çok güldürenler neler oldu?
Koskoca adamların, göz göre yalan söylemesi ve buna sorgusuz sualsiz inananları görmek çok şaşırttı. Bu kadar problemler olmasına rağmen, karşılaştığım bazı insanların bunu kabul etmeyişi beni gelecekle ilgili çok üzdü; paniğe kapıldım. Her ölüme ise ayrı üzüldüm.

AŞKA ZAMANIM YOK

Bu kadar siyaset sizi bunaltmıyor mu? Nasıl arınırız bu durumdan?
Bilimkurgu filmleri izlerim. Siyaset yok, ahlak kuralları yok, ekonomi konsantrasyonu yok... Nefes aldırıyor yani. Aslında kendimi bu tempodan hiç ayrıştır-mıyorum. Çünkü ayrıştır-dığım zaman vicdani pişmanlık duyuyorum.


Baharla beraber biraz açılıp saçılsak, aşık olsak olmaz mı?
Gönül rahatlığıyla kendimizi bahara kaptıracağımızı düşünmüyorum. Bende aşk meşk yok. Zaman ve konsantrasyonum yok açıkçası. Aslında ‘isyan günlerinde aşk’ gibi bir şey olsa fena olmazdı.


Yaza planlarınız var mı?
Dizi ara verecek haziranda, eylül ortasında başlayacağız. Temmuzda bir film çekeceğim ama uzun bir tatilim var.

Komedi mi?
Tabii ki. Benden ne dram, ne de aşk hikayesi çıkar. Filmi de yazıp oynu-yorum.

SiYASETLE HAŞIR NEŞiRiM

Ülkenin gündemi hep hareketli. Ciddi şeyler tartışılırken mizah yap-tığınız için tepki alıyor musunuz?
“Biz canımızın derdindeyiz, sen ne diyorsun?” tepkilerinin haddi hesabı yok. Haklı tarafları da var, haksız tarafları da. Her kaos içeri-sinde mutlu bir taraf bulma yanlısı-yım. Üzüntünün içerisinde kahkaha da var ve ben hakikaten en abuk durumlarda bile komik bir taraf yaka-lamayı seviyorum. Çünkü sıkıntılar ancak böyle aşılabilir. Benim en güzel cevaplarım hep mizahla çevirili olacak.

Birçok sanatçıya yapıldığı gibi, sizin için de karalama kampanyası başlatılmasından endişeleniyor musunuz?
Bir insanı, farklı görüşte olduğu için sevmeyebilirsin, karalama kampanyası yapabilirsin, fakat hedef gösterip öldürmeye, sağlığına zarar vermeye gelirse iş, bu korkutucu. Bana da böyle şeyler oldu. Twitter’dan “Adresini biliyoruz indireceğiz seni” diye mesajlar aldım. Hemen abimi arayıp “Benim yerimi biliyorlar, ben bittim” demiştim (gülüyor). Bir ara pencereden dışarıyı gözetlemediğimi, kapüşonla gezmediğimi söylesem yalan olur.
Ama ben de düşüncemi söylemek zorundayım. Bunu da adam akıllı yapmak gerekiyor. En güzel yolu mizah galiba.


Siyasetle haşır neşir olmak sizce iyi bir şey mi?
Siyasetle haşır neşir olmak durumunda kaldık. O kadar eğlenceli bir şey değil siyaset. Benim abim ile babam avukat. Bu yüzden haşır neşirim.


Siz siyasetçi olsanız nasıl olurdunuz?
Kesinlikle çok komik bir siyasetçi olurdum. Sanat aşığı bir insan olduğum için milleti uluslararası ilişkilerden sanata yönlendirirdim. Metro yapacağıma “Tramvay daha nostaljik” derdim. Ekonomiden hiç anlamam, iki günde iflas ettirirdim. Romantik bir başbakan olabilirdim. Kaos olabilirdi ama tavsiye etmiyorum. Çökeriz.

Röportajın tamamı Tempo dergisinde.

20 Ekim 2019 Magazin Bülteni20 Ekim 2019 Magazin Bülteni
Cadde Yazarları

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber