Hiç yolunuz Estonya’ya düştü mü? Nereden düşecek, Sovyetler Birliği dağılmasaydı, Estonya bağımsızlığına kavuşmasaydı, hemen ardından da herkesleri, başta da bizi sollayıp Avrupa Birliği’ne girmeseydi Finlandiya Körfezi’ne açılan bu küçücük ve tenha ülkeden haberimiz bile olmazdı.
Oysa şimdi, Avrupa Birliği’nin son genişlemesinden sonra Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti’nin ardından ekonomisi en güçlü ülkeymiş. Talin’deki Büyükelçimiz Şule Soysal, ülke bütçesinin hep artıda olduğunu söyledi. Estonya’ya Türk Hava Yolları uçmuyor. Oraya varmak için en kestirme yol Helsinki’ye uçmak, havalanından bir taksiye atlayıp feribotu yakalayıp Estonya’nın başkenti Talin’e varmak.
Feribot çok rahat, harika bir yolculuk. Küçücük adacıkların arasından geçerek Finlandiya Körfezi’ni kat ediyorsunuz. Herkes lıkır lıkır bira tüketiyor, en fıstık kızdan en uzun oğlana kadar bira göbeği bağlamışlar. Feribotun her köşesi kumar makinalarıyla dolu. Bundan birkaç ay önce Gerede Kayak Maratonu için geldiğinde Estonya Başbakanı Andrus Ansip’le bir söyleşi de yaptığımdan pek bir yakın hissettim Estonları kendime. Dillerimiz de zaten Ural kökünden geliyor, bir yakınlık da öyle var. 

1400 göl, 1500 ada

Konya’dan biraz büyükçe olan Estonya’da irili ufaklı 1400 göl ve yine irili ufaklı 1500 ada var.  Biz önce ülkenin doğusundan Litvanya’nın tepesine doğru sarkan en büyük ada Saarema’ya doğru yola çıktık çam ormanlarının arasından geçerek. Çünkü bu adanın Kuraasare kentinde 14. Yüzyıl’dan kalma bir kale var ve o kalede de Askeri Festival. Zaten Estonya’nın her köşesinde bu mevsimde başka bir festival var. Askeri Festival’e bizim Mehter Takımımız da davetli.
Dünyanın bu bölgesinde bu aylarda hava geç kararıyor. Kale de gece olunca çok hoşlaştı. Adalılar ortaçağ kıyafetleriyle çoluk çocuk gelmişlerdi festivale. Demek dolaplarında birer ortaçağ kostümü bulunduruyorlar her zaman diye düşündüm. Bizim Mehter Takımımız bu küçücük adanın daracık sokaklarında iki ileri bir geri yürürken Eston’lar Türkiye ile ilgili tek bilgi kırıntılarını “Viva Atatürk, Viva Atatürk!” diye bağırarak ortaya saçıyordu.
Türk Bayrağı’nın sallanması milliyetçi duygularımızı kamçıladı. Halk mehteranlardan imza almaya başladı. Davulcunun bir ara “kendimi Michael Jackson gibi hissediyorum” dediğini duydum. Bizim Mehter Takımı’mızın peşine 7-8 genç kız dansöz giysileri içinde uyduruktan göbek ata ata takılmıştı. Kızları köşeye sıkıştırıp, “siz de nereden çıktınız?” demekten alıkoyamadım kendimi. Meğer bunlar lise öğrencisiymiş, içlerinden biri, Gerda Ader, göbek atmayı internetten öğrenmiş, arkadaşlarına da öğretmiş ve şimdi saati 100 euro’ya doğum günlerine, düğünlere katılıyorlarmış. Ne müteşebbis ruh ama!!

Talin’e dönüşteki büyük sürpriz: Pädaste

Talin’e dönerken yolda birkaç festivale daha uğramadan yapamadık. Bira festivali, caz festivali... Caz festivalinde ilginç olan 1996 yılında dağılan Estonya’nın en ünlü orkestrası Tooma Pojad’ın tekrar bir araya gelip sahneye çıkmasıydı. Örneğin sahnede şarkı söyleyen Estonya’nın Helsinki Büyükelçisi Toivo Tasa idi. Dinleyiciler ise milletvekili Imre Soaar ve Sağlık Bakanı Maret Maripuu...  Oradaki tempo tutan halka, kasabalılara bir bakış atmak Estonya’nın neden Sovyet Rusya’dan kurtulur kurtulmaz AB  ülkeleri arasına kabul edildiğini açıklıyordu.
Aklıma gelmişken söyleyeyim, Estonyalılar Rusları sevmiyor. Oysa nüfusun dörtte biri Rus.
Saarema adasından hemen sonra gelen Mohu Adası’ndaki sürpriz müthişti. Yeşilliklerin arasından bir cennete çıktık adeta; 1227’den kalma bir derebeyi evine, Pädaste (pedaste okunuyor) Manor’a... Burası şu anda bir otel olarak kullanılıyor. Kapıda bizi sahibi Martin Brauer karşıladı. Amsterdam’dan gelmiş Mohu’ya yerleşmiş adam. Koskoca bir arazi üzerinde küçük küçük tarihi kulübeler ama lüks mü lüks. Zaten bara oturur oturmaz İngiltere’nin Lordlar Kamarası’ndan Lord Cavendish ve eşine rastladık, İstanbul’a bayılıyorlarmış, sohbeti koyulaştırdık. Pädaste Manor’da çift kişilik oda fiyatları 146-618 euro arasında değişiyor. Helikopter pisti de var, manej de, deniz de, spa da.
www.padaste.ee adresine bir girin bakın. Kendinizi tam anlamıyla ayrıcalıklı hissettiriyor bu bol yıldızlı otel. Pädaste Manor’da akşam yemeğimizi yiyip Talin’e gitmek üzere saat 22.00’de kalkan feribota zor yetiştik.