İsmini duyunca bile gülümsediğimiz, dilimize renk, müzik, espri katmış güler yüzlü bir Karadeniz efsanesidir hamsi...

Bir zamanlar bolluğundan fındık ağaçlarının dibine gübre olarak serpiştirilen hamsi Karadenizlilerin yoğun duygular beslediği bir balıktır. Hatalı avlanma yüzünden eskisi kadar bol bulamadığımız hamsiyi artık çok az görür olduk.
İsmini duyunca bile gülümsediğimiz, dilimize renk, müzik, espri katmış güler yüzlü bir Karadeniz efsanesidir hamsi. Kocaman ağızlı cingöz balık hamsilerin ortalama boyu 12 cm’dir. Akdeniz, Ege ve Marmara’da yaşasa da anavatanı Karadeniz’dir.
Canlıyken, üstü yeşil altı gümüşi beyazdır. Sırtı, durdukça mavileşip koyulaşır. Yani Karadeniz rengini alır. Büyük balıklardan korunmak için çok kalabalık sürüler halinde yaşayan balık, sürü içerisinde diğerlerine sürtündükçe dökülen pulları yiyerek beslenir. Planktonları da bulunca tüketir.

Her zaman şeref mevkiinde
Küçük boyuna rağmen öyle lezzetli eti vardır ki tercihlerimizde hep ön sıralarda yerini alır. Her yıl kasım ayının ikinci yarısında Karadeniz’den Marmara’ya inmeye başlar, bu akım mart sonuna kadar devam eder. Mayısa kadar dolaşmaya devam ederken pek çok av verir ve özleyenlerin karnını doyurur.
Aralık başından itibaren karların soğuttuğu denizlerde hamsi çok lezzetli olur. Hamsinin en lezzetli olduğu ve yenmeye başlandığı zamana “kulağına kar suyu kaçınca” denmesi bu yüzdendir. Yağlı bir ete sahip olan hamsi balığının buğulaması, tavası, ızgarası ve sayılamayacak kadar çeşidi pişirilir. Ünlü provansal mutfağında da hamsinin sayısız yemekleri yapılır.
Azak Denizi ve Doğu Karadeniz yöresinde yaşayan hamsiler en lezzetli türlerdir. Batı Karadeniz’de lezzet biraz daha azalır. Marmara hamsisi gurme damaklara pek hitap etmez. Pahalı bir balık olmayan hamsi zengin protein içeren bir balıktır.

Hamsinin geleceği sevindirici
Balıkçılık akustiğiyle elektronik cihazlarla hamsinin Karadeniz’deki yolculuğunu öğrenmeye çalışan bilim insanları balık için ideal tuzluluk, sıcaklık ve oksijen miktarı gibi çevresel değişkenleri de ortaya koymaya çalışıyor.
Yılda 59 kere yumurtlama ile her seferinde 400 bin dolayında yumurta bırakmaktadır hamsi balığı. Tezgahlarda tüketiciyi sevindiren hamsi balığının yasal avlanma boyu 9 cm ve üzeridir.
Üreme dönemindeki rüzgarın, akıntı durumunun hamsi stoklarının belirlenmesinde önemli rolü vardır. Denize bırakılan hamsi yumurtalarının uygun akıntı ve rüzgarlarla besin açısından zengin kuluçka alanlarına taşınması bir sonraki yıl hamsi miktarının artacağını müjdeliyor. Haftaya kadar umutlarınız hiç tükenmesin.

MAYDANOZLU HAMSi KUŞU

Yapılışı

Balıkları iyice temizleyip kafalarını koparın, orta kılçıklarını alın. Yıkayıp süzdükten sonra tuzlayın. Maydanozların saplarını ayırın. Soğanın kabuğunu çıkarıp ayıklayın. Soğan ve maydanozları çok küçük parçacıklar haline gelene kadar zırhtan geçirip karıştırın. Fileto çıkardığınız iki balığın arasına dışarıya taşmayacak şekilde hazırladığınız karışımdan yerleştirin. Balıkların her iki yüzünü ayçiçek yağına bandırıp una bulayın. Önceden ısıttığınız ızgarada dört dakika pişirin, sonra da diğer yüzünü çevirip iki dakika daha pişirin. Afiyet olsun.

Malzemeler
* 1 kg hamsi balığı
* 1 adet orta boy soğan
* 1 demet maydanoz
* 1 çay fincanı ayçiçek yağı
1 su bardağı un
*4 Yeterince tuz

YERiNi TESPiT USULLERi

Hamsi sürüleri gündüz dolaşırken büyük balıkların hücumuna uğrayınca denizde muazzam bir kitle oluşturur. Tonlarca balığın bir araya gelip sıkışması sonucu kabarma meydana gelir ve denizin üzerinde kırmızı-kahverengi bir renk belirir. Deniz kuşlarının devamlı suya çakılmaları ve denizin rengi, balığın yerini belli eder. Buna “kızarıntı” denir.
Gece av sırasında ayaklar teknenin tabanına vurulduğu zaman suyun sathına doğru yükselen sürü ürker ve bir anda yön değiştirdiği için denizde büyük bir yakamoz meydana gelir ve bir an için süt beyaz görünür. Buna “açıntı” denir.
Gündüz ve gece hamsi sürüsü suyun üstünde kabarır ve sıçrama hareketleri yapar. Bu hareket yağmurun denize yağmasını andırır. Buna da “yağıntı” denir.