İSTANBUL’UN KLASİK BALIKÇISI

5 Ağustos 2019

Endonezya’da uzun yıllardır büyük başarılara imza atan değerli iş insanı dostum Özgür Zorlu, İstanbul’da güzel bir balık restoranında yemek yediğini söyleyince, uzun zamandır gitmeyi planladığım Balıkçı Sabahattin’i ziyaret etmeye karar verdim. Sabahattin Bey, klasikleşmiş mekanın sahibi... En çok ilgimi çeken onun Bursa’nın Mudanya ilçesine bağlı Trilye beldesinden oluşu...
Geçtiğimiz pazar günü akşam saatlerinde, Balıkçı Sabahattin’in Cankurtaran’daki mekanına gitmek için yola çıktık. Dar sokağa gelince, taksiden inip, yürüyerek devam ettik. Tam yol ayrımında Hotel Grand Peninsula’nın çalışanlarından bir genç, “Balıkçı Sabahattin’i mi arıyorsunuz?” deyip, yolu gösterdi. Ama adımı ve soyadımı söyleyerek, beni şaşırttı. Mardin’in Kızıltepe ilçesinden olan bu genç, CADDE okuyucusuymuş... TRT’de yaptığımdan şu anda FOX’taki programa kadar her şeyi biliyordu. Hoşuma gitti elbette...
Taze balıklar
Bu güzel rastlantıdan sonra taptaze ve mevsime göre çok çeşitten oluşan mostranın önünden geçerek, tarihi dokusu bozulmamış mekandaki masamıza oturduk. Tıklım tıklımdı restoran ve yabancı turist ağırlıklıydı... Levrek marine, atom, yoğurtlu kabak ve midyeli pilavla başlangıç yaptık. Daha sonra ızgarada olta kalamarı ve jumbo karidesle devam ettik. Ana yemek olarak da barbunya tavayı istedik. Mezelerin hepsi taze ve lezzetliydi. Her şey kıvamındaydı. Balık temiz yağda ve ayarında pişmişti. “Tarlan varsa, içinde; kayığın varsa, dümeninde; işin varsa, başında ol” felsefesiyle Sabahattin Bey, tertemiz beyaz örtülü masalardaki konuklarını ziyaret ediyordu.
Tek yol lezzet
İşini çok seven personellerle çalışıyor Sabahattin Bey... Daha masaya oturur oturmaz bize servis yapan garson, “Denizimiz yok ama lezzetimiz ve kalitemiz var” diyerek, öz güven sergiliyor. Biz de yemeğin sonunda teyit etmiş oluyoruz. Pek çok ünlü ismin gözde yeri burası... İstanbul balık piyasasına, otellere ve restoranlara tedarik sağlayan ünlü balık toptancısı Zeki Sözer de burayı ağzından düşürmez.
Lezzet işte böyle bir şey! Tabelanızın bile olmasına gerek yok, insanlar o daracık sokaklardan geçip, sizi buluyor. Ülkemize döviz kazandıran bir işletme burası.

Yazının devamı...

FRANSA’NIN MUHTEŞEM RESEPSİYONU

22 Temmuz 2019

Hayatımın önemli bir bölümü Ankara’da geçti. Ama bu yılki farklılıklarla ilk kez karşılaşıyorum. Özellikle temmuz ayında dolabımdan kaldırdığım kazakları bile çıkarıp, tekrar giymek zorunda kalışım, her gün yağan yağmurlar, İstanbul seçim sonucunu bekleyen insanların tatile gitmeyişi ve Ankara’nın bu aylardaki doluluğu gibi...
Büyükelçiliklerin resepsiyonlarında dikkatimi çeken yiyecek ve içecek sponsorlarıydı... Japonya Büyükelçiliği ünlü içki firmalarının ürünleriyle, Amerika Büyükelçiliği ise otellerin sponsorluğunda birbirinden farklı sunumlar gerçekleştirdi. Ama en göze çarpan Fransa Büyükelçiliği’nin peynir tadımı oldu.

Peynir şov!
Ekonomide istikrar ve paranın maliyeti düşük olunca, kaliteli peynirler üretmek kolaylaşıyor. Çünkü iyi peynir demek, kaliteli sütle birlikte uzun süre peyniri dinlendirmek demek. İki yıldan üç yıla kadar...
Fransa Büyükelçiliği’nin bahçesi çok büyük. Büyükelçi ile eşi, askeri ateşe, konsolos ve eşleri konukları kapıda karşıladı. Bahçeye inerken Palet Pastanesi’nin macaron kulesi ve hemen arkasında 120 yıllık Fransız peynir firmasının standı vardı. Camembert’ten Comte’ye, Mimolette’den Shropshire Blue’ya ve Roquefort’a kadar peynirlerin sergilendiği stand, çok ilgi gördü. Gecenin sonuna kadar peynirler bitmek bilmedi...
Firmanın dördüncü kuşak temsilcisi Romain Olivier, İstanbul’da konsolosluk binasındaki etkinlikte, Ankara’da ise Divan Otel’de ve Trilye Restoran’da yapılan tadımda peynirlerini tanıttı. Keçi ve ineklerin, sabah ile akşam sağıldıklarını, yedikleri yiyeceklerin ve sağım zamanının sütün lezzetini etkilediğini, peynirin yapım aşamalarıyla Fransa’nın peynir üretim bölgelerini anlattı. Mimolette’nin renginin peynirin olgunlaşma aşamasında tuzla ovularak yıkanmasından kaynaklandığını söyleyen Olivier, peynirlerine olan aşırı ilgiden çok memnun görünüyordu.

Samimi ortam

Yazının devamı...

UZAKTAKİ YAKINIMIZ

15 Temmuz 2019

Geçtiğimiz hafta Ankara’da göze çarpan en önemli etkinliklerden biri Japonya Öz Savunma Kuvvetleri Günü’ydü. Japonya’nın sempatik Büyükelçisi Akio Miyajima’nın ev sahipliğinde, rezidansta düzenlenen davete Milli Savunma Bakan Yardımcısı Alpaslan Kavaklıoğlu, Ankara’da görev yapan yabancı misyon temsilcileri, Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Korgeneral Yavuz Türkgenci, askeri ateşeler, diplomatlar ve gazeteciler katıldı.
Milli Savunma Bakan Yardımcısı Kavaklıoğlu konuşmasında, “Ülkelerimiz arasındaki uzaklık, güçlü dostluk bağlarının kurulmasına engel olmamıştır” dedi. Ertuğrul Fırkateyni’nin 1890’da geçirdiği kazada Japonlar’ın çok sayıda Türk denizciyi kurtardığını hatırlatan Kavaklıoğlu, “1987 yılında İran-Irak savaşı sırasında Tahran’da mahsur kalan Japon vatandaşlarının Türk Hava Yolları tarafından tahliye edilmeleri gibi ortak geçmişimizde paylaştıklarımız, iki halk arasındaki dayanışmayı güçlendirerek, gerçek bir dostluğa dönüştürmüştür. Japonya ve Türkiye ortak sınırları olmayan birer gönül komşusu olmuştur. 2024 yılında diplomatik ilişkilerimizin 100’üncü yılının kutlanacağı, uzun dönemde de halklarımızın ortak yararı temelinde daha da ileriye taşınacağına inanıyorum” diye konuştu.
Kalplerimiz yakın
Büyükelçi Miyajima 1 yıl 10 aydır Türkiye’de görev yapmaktan büyük onur duyduğunu belirterek, şu ana kadar 30 ili ziyaret ettiğini ve her yerde sıcak karşılandığını anlattı. İki ülke yetkilileri arasında üst düzey ziyaretlerin iş birliği ve ortaklığı geliştirdiğini aktaran Büyükelçi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın G20 Liderler Zirvesi vesilesiyle Japonya’ya yaptığı ziyaretinde, ikili ilişkiler açısından taşıdığı öneme işaret etti. Japonya İmparatoru Naruhito’nun tahta çıkmasıyla ülkede ‘güzel uyum’ anlamına gelen ‘reiwa’ döneminin başladığına dikkat çeken Miyajima, “Böyle bir dönemin ruhuna uygun olarak dostluğumuzu ve ortaklığımızı daha da güçlendirmek için çaba gösteriyorum. Türkiye ve Japonya birbirine uzaktır fakat kalplerimiz yakındır” diyerek sözlerini bitirdi.
Türk yemeklerine oldukça ilgili olan Miyajima geçtiğimiz aylarda Tokyo’ya gittiğinde, Japonya’daki gururumuz Mehmet Dikmen’in Burgaz Ada Restoranı’nı ziyaret etmişti. Japon mutfağından yemeklerin sunulduğu açık büfede en çok karides tempura ilgi gördü. Hilton Oteli’nden uzun yıllardır tanıdığım, başarılı yiyecek içecek müdürü Cenan Balcı yemek ve servisle bire bir ilgilendi.

Yazının devamı...

ABD BAĞIMSIZLIK GÜNÜ

8 Temmuz 2019

Her yıl 4 Temmuz tarihinde Ankara’daki büyükelçilik rezidansında kutlanan Amerika Birleşik Devletleri’nin Bağımsızlık Günü, bu yıl yoğun katılımla 2 Temmuz’da gerçekleşti. Girişte eşiyle birlikte davetlileri kabul eden Maslahatgüzar Jeffrey M. Hovenier ve Laura Hovenier göreve geldiği günden beri her zamanki pozitif enerji yüklü, sempatik ve sevecen tavırlarını yine sergiledi.
Güzel mesajlar
Maslahatgüzar Hovenier ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, günün anlam ve önemini belirten konuşmalar yapmadan önce iki milletin İstiklal Marşlar’ı okundu. Tam o sırada sosyal medya çalkalanıyordu. Beyaz Saray’daki acil durum ilanından kimsenin haberi yoktu. Telefonuma gelen mesajlara verdiğim yanıt netti: “Amerikan istihbaratı sosyal medyadan önce haberdardır, rahat olun”... Kokteyl masasında Prof. Dr. Edibe Sözen, ünlü hukukçu, turizmci ve avukat Kaan Şahinalp ve eşim Mahmure ile birlikte geceyle ilgili yorum yapıyorduk.
İki müttefikin arasında zaman zaman sıkıntılar yaşansa da, birlikteliğin güçlenerek devam edeceği vurgusunda bulunuldu. Bağlarımızın hiçbir zaman kısa vadeli işlerle ilgili olmadığını, Türk-Amerikan dostluğunun ve tarihi bağlarının önemli olduğunu söyledi Jeffrey... İki ülke arasındaki turizm ve ticaret ilişkilerinin daha da gelişeceğine dikkat çeken Turizm Bakanı Ersoy, yabancı turistlerin Türkiye’ye ilgisinin artmasından dolayı mutlu görünüyordu.
Resepsiyona yetişemeyen ama ataması yapılan yeni büyükelçi David Satterfield, Orta Doğu’yu çok iyi tanıyan ve bölgeye hakim olan biri... Bu da Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye’yi çok önemsediğinin göstergesi...
Eğlencenin geç saatlere kadar devam ettiği gecede mangal kokuları da eksik olmadı. JW Marriott Oteli barbeküde minik hamburger, çizburger ve köfte ikramında bulundu. Sheraton Oteli geleneksel sosuyla pankek, Holiday Inn Oteli de dondurma sunumlarıyla final yaptırdı. Uzun süre ayakta kalmanın getirdiği yorgunluktan biraz dinlenebilmek için koltuk ve sandalyenin de düşünüldüğü resepsiyon, bugüne kadar katıldıklarımın içinde en kalabalık olanıydı. Başkentin renkli simalarını bir araya getiren bu etkinlik temmuzun sıcak başlangıcını adeta serinletti.

Yazının devamı...

DENİZANALARI ÖLÜMSÜZ MÜ?

1 Temmuz 2019

Gıdaların insan sağlığına yararları ve zararları bilim insanlarının değişik görüşleriyle, son zamanlarda hiç gündemden düşmüyor. ‘Kötü’ ilan edilip aklanan yiyecek sayısı, gün geçtikçe artıyor. Ama gerçek olan bir konu hiç konuşulmuyor neredeyse... İnsanlar ekonomik durumlarına göre satın alabildikleri gıdaları tüketerek yaşamlarını sürdürüyorlar. Ama ortalama yaş ömrü hızla artıyor. Dünya nüfusu kıt kaynakları sürekli tüketiyor. ‘Ne olacak’ tartışmaları yapılırken, “Acaba ölümsüzlüğe çare bulunur mu ilerleyen yıllarda?” diye bir soru düştü aklıma... Düşünmek bile insanı yoruyor!
Aradan üç gün geçti. Amerika’da yaşayan bir dostum gece geç saatlerde bir haber linki gönderdi: “Bilim insanları ölümsüz bir çeşit denizanası keşfettiler”. Ölüme meydan okuyan denizanasıyla (turritopsis dohrnii) ilgili her yaz hatırlatma yaparım. Sahillerde zaman zaman karşılaştığımız denizanaları vücudumuza dokunduğunda kaşıntı yapar, hemen iyileştirmek için sirke sürün.
Ama bu kez ölüme meydan okuyan denizanaları dünyayı sararsa, bizim denizden temin ettiğimiz ve geleceğimizin besin kaynakları tehdit altına girmez mi?
Neyse ki her canlının bir gün ölümü tadacağı inancı var ki, bu haber karşısında biraz rahatlayabiliriz.

TEMİZLİĞİN MÜJDECİLERİ
Gelecekte karanlık bir delik görmenin, ağlamanın ve sızlanmanın kime ne yararı var? Niçin umutlarımız tükeniyor? Bazen yaşanan olumsuzluklar dünyanın sonuymuş gibi algılanıyor.

Yazının devamı...