BAL GiBi BiR BAL

Bu yaz gerçek bal yemedim derken bir okuyucum eve iki kavanoz yollamış. Adı Oğuz Engin. Balı yapan, babası Sadettin Bey. İlkini hızlıca tükettik ailece. Söyleyeceğim, gerçekten çok iyiydi ve piyasadakilerle kıyaslanacak gibi değildi

Ortalıkta güzel bir kahvaltının vazgeçilmezi balla ilgili skandallar cirit atıyor. Ben şahsen bu skandalların patlamasından önce bal yemeyi bıraktım. Şeker hastası değilim ama şekerim normalin üst sınırında (herhalde şarap sevgimden!) Bir de o sahte balları yiyip bal niyetine nişastalı glukoz ve parafin depolamaya niyetim yok.
Ama gerçek doğal balın harika bir lezzet olduğunu da kimse yadsıyamaz. Sabah kahvaltısında doğal karakovan balı ve manda kaymağı. Bir düşünün; sağlıklı, lezzetli ve bol kalorili!
NTV ile Doğu Karadeniz gezimizde meşhur Anzer’e gitmek istedim ama zaman darlığından kısmet olmadı. Ayder’de güzel bir arı kovan balı bulduk ama yağmur bir yandan, arka arkaya 50 fotoğraf diğer yandan derken, oradan bir kavanoz bal almayı unuttuk. Sağlık olsun! (balın kilosu 250 TL’ydi)

Bu işe gönül vermişler
Bu yaz gerçek arı balı yemedim derken bir okuyucum eve iki kavanoz bal yollamış. Adı Oğuz Engin. Balı yapan, babası Sadettin Bey. 30 sene fotoğrafçılık yaptıktan sonra bu işe gönül vermiş ve Bilecik Bozüyük’e yerleşmiş. İşi iyice öğrenmiş ve doğallıktan ödün vermemiş.
Oğuz Bey, babasının parafinsiz bal yaptığını ve balın tamamen doğal olması için antibiyotik bile kullanılmadığını söylüyor.
Elbette ki evimde laboratuvar olmadığı için ben Oğuz Bey’in yazdıklarına kefil olamam. Öte yandan mesajlarındaki samimiyet ve açıklık beni etkiledi. Profesyonel bir pazarlamacı değil. Sevgili babasının çalışıp çabalamasına saygı duyan ve hak edilen sonucun yani pazardaki başarının elde edilmemesine üzülen ve karınca kararınca bir şeyler yapmaya çalışan bir evlat. Bütün bunların gerisinde en önemlisi tabii balın lezzeti.

Piyasadakilerle kıyas kaldırmaz
Gönderdikleri iki baldan Gölpazarı yöresinin meyve çicekleri ve karaada bitkisinden yapılan ve hiç işlem görmemiş olanını bir haftada ailece temizledik. Oğuz Bey, bu balın doğal olduğu için çabuk şekerlenme eğilimi göstereceğini söylediği için acele ettik. Gerçekten çok iyiydi ve piyasadakilerle kıyaslanacak bir bal değildi. Aksi takdirde zaten bu yazıyı yazmazdım.
İkinci balı henüz denemedim. Oğuz Bey’in bu balıyla ilgili olarak gönderdiği bilgiler şöyle: “Üzerinde 2011 yazan kavanozda tüm sezonun balları süzüldükten sonra elde edilen farklı rakımlardaki bitki örtüsünün çicek balları harmanı bulunuyor. Satışa çıkmadan bir süre önce 38-40 derecede 48 saat dinlendiriliyor. Bal olma değerlerinin en az etkilendiği koşullar olduğu için babam bu yöntemi tercih ediyor. Bu şekilde balın şekerlenme süresi uzuyor. Flora olaraksa, Bilecik-Gölpazarı meyve bahçelerinin balı (450 m.), Bilecik-Bozüyük Çamlıyayla Köyü’nün çiçek balı (1450 m.) harman olarak bulunmaktadır.”

Küçük üretici büyük pazara giremiyor
Peki bu ballar İstanbul’da bulunuyor mu? Bildik markalardan oluşan zincirlere girmek nasıl oluyor? Ne siz sorun ne ben duyduklarımı söyleyeyim! Ama bu işin dürüst ve maddi imkanları sınırlı bir küçük üretici için imkansıza yakın olduğunu belirteyim.
Son 10 senede yediğim en iyi tereyağını, tamamen tesadüf eseri Tire pazarında bulmuştum. Hani ‘Tadı Damağımda’nın o bölümünü seyrettiyseniz, bana 18 TL’nin altında vermem diyen köylü teyzeden. Oğuz Engin’in babası da balını, halk pazarında satıyormuş. Bilecik-Bozüyük pazarına giderseniz aklınızda bulunsun. Ya da Oğuz Engin Bey’e ulaşmaya çalışın: 0 543 522 12 32.
Bir de site kuruyorlar ballarıyla ilgili: baltanesi@yahoo.com.