KAYBOLAN MANDA VE iNEK SUTU

İstanbul’da manda sayısı son yıllarda roket hızıyla düşüyor. Bu durumda ne mutlu manda sütü içip, yoğurdunu ve olağanüstü katıksız kaymağını bulabilene!

KAYBOLAN MANDA VE iNEK SUTU

İZ TV’de yayınlanan Manda Yetiştiricileri Birliği’nin belgeselini izlediniz mi? İzlemediyseniz; YouTube’da var. Türkiye’de 1980 yılında, bir milyon kadar olan manda sayısı yüz bine kadar geriledi. Aynı dönemde Avrupa’da manda sayısı yüzde 60 arttı. İstanbul’da manda sayısı son yıllarda roket hızıyla düşüyor. Kala kala günümüzde İstanbul Manda Birliği’ne kayıtlı 10340 manda ve 230 üretici kaldı.
İstanbul’da yaşayıp hayatlarında manda görmeyen çok vatandaş vardır. Gençlerin çoğu mandanın şeklini bile bilmez. Saf manda yoğurdunun tadını bilen de çok azdır herhalde.

TADINI BİLE UNUTMUŞUM...

Bir hafta sonu manda yetiştiren köylere gidin. Manda sütü için; süt, köy yumurtası, manda yoğurdu ve kaymağı satın alın. Bahse girerim ki; piyasa sütüne alışık olan küçük çocuğunuz saf manda sütünü beğenmeyecektir ama siz mest olacaksınız.

Ben de unutmuştum saf manda yoğurdunun tadını. Taa ki geçen kış Cengiz Özdemir Bey bana saf manda sütünden kendi yaptığı yoğurdu hediye edene kadar. Lezzet bir tarafa, yağlılık oranı koyun yoğurdundan düşük ve midede gaz yapmıyor. Sabah da yiyebilirsiniz, akşam da. Ayrıca biliyorsunuz manda sütünde Omega 3 var; sağlığımız için çok önemli. Eskiden Omega 3, inek sütünde de vardı. Artık yok. Endüstri inekleri kapalı ahırlarda yem yedikleri için sütlerinde Omega 3 olmuyor. Biliyorsunuz; besi inekleri GDO’lu soya ürünleri ile de besleniyor. Ayrıca kuyruk sokumlarından hormonlu iğneyi yiyorlar. Böylece süt verimleri artıyor. Sanıyorum günde 35 litre gibi. Aşırı sağıldıkları için sık sık hastalanıyorlar ve antibiyotik almak zorunda kalıyorlar. Bizler süt ve süt ürünü tükettiğimiz zaman antibiyotik, hormon, GDO, insanoğlu hayvanın verimini artırmak için ne kullanıyorsa hepsini alıyoruz. “Süt ürünlerini hiç kullanmayın” mesajı veren ‘Çin Mucizesi’ gibi bir kitap bu durumda anlam kazanıyor.

YETİŞTİRİCİNİN KABAHATİ YOK!

Besi inekleri 5-7 yıl yaşıyor. Merada otlayan inek ise ortalama 15 sene ama merada otlayan inek besi ineğine göre çok verimsiz. Günde 10-15 litre süt veriyor. Bir kez Rize’nin bir köyünde doğal otlamış ineğin sütünden yapılan fırın sütlacın tadına baktım. Olağanüstüydü. İneklerin bu acıklı durumunda, yetiştiricinin kabahati yok. Ülkemizde meralar bitiyor ve birçok köy boşalmış durumda. Tüccar da üreticiye, kaliteye göre değil; litreye göre fiyat veriyor. Üretici ineği otlatıp verimini üçte bire indirse; iflas eder çünkü kazancı üçte bir azalır. Tüketici sütü kalitesine göre ayrımlaştırmıyor çünkü. Ucuz süt istiyoruz ve içine ortalama yüzde 17 su katılmış besi ineklerinin sütünü içiyoruz. Bu durumda ne mutlu manda sütü içip, yoğurdunu ve olağanüstü katıksız manda kaymağını bulabilene.

3. HAVAALANI İNŞAATI YÜZÜNDEN...

Öyle 20 TL’ye falan manda kaymağı alırsanız sakın inanmayın. İçinde ne var bu kaymakların kim bilir! Herhalde margarin çok. Sorun şu ki, İstanbul civarında manda yetiştiren köylüler zor durumda. Artık Göktürk’ün berisindeki köyler de şehirleşiyor. Köylünün arazisi, bildiğim kadarıyla, dönüm başına 175 bin TL’ye istimlak ediliyor, köylü de TOKİ’nin yaptığı apartmanlara taşınıp eski yaşam biçimini terk ediyor. Biliyorsunuz mandalar sulak yerde yaşar. 3. havaalanı inşaatı yüzünden mandaların otladıkları meralar imara açılırken, su içip oynadıkları göletler dolduruluyor. Kalan göllerde mandalar su içerken, beride hafriyat kamyonları arı gibi çalışıyor ve zaman zaman bu kamyonların yolun ortasında duran mandalara çarpıp onları telef ettiği de oluyor. 4 bin kadar hafriyat kamyonu faaliyette şu anda. Burada bulunan gölet ve su kaynaklarının üzerlerini düz zemin için kapatmakla meşguller. Para ve rant hırsımız sırtlanların açgözlülüğünden beter. Ama onkoloji klinikleri de dolup taşıyor ve yeni inşaat sahalarını açmak için tabiatı katlettikçe herhalde önümüzdeki 0-20 senede kanserin patlama yapacağını söylemek için kahin olmak gerekmez.

İTALYA’DA YERİZ OLMADI

Acı gerçekler böyleyken, size bir tavsiyem var. Bir hafta sonu atlayın arabaya gidin manda yetiştiren köylere...

Ben öyle yaptım. NTV ekibiyle eylül ayında yayınlanacak çekimler yaptık. Biz Yukarı Ağaçlı ve Nakkaş köylerine gittik. Nakkaş köyünde üreticiler var. Siz gönlünüze göre birini seçin. Gitmişken manda sütü için; süt, köy yumurtası, manda yoğurdu ve kaymağı satın alın. Ah bir de saf manda tereyağı ve İtalyanlar’ın yaptığı gibi mozzarella peyniri olsa. Bahse girerim ki; piyasa sütüne alışık olan küçük çocuğunuz, saf manda sütünü beğenmeyecektir ama siz mest olacaksınız. Yeni kuşaklar çok şanssız çünkü biz onlara olan vazifemizi yapmadık. Günü kurtaralım derken, yarını düşünmedik. Çok gecikmeyin merada otlayıp, göletlerde su içen mandaları görmeye. Çünkü yakında bunlar kalmayacak ve kalan mandalar da besi mandası olacak. “Ekmek bulamıyorlarsa; pasta yesinler” misali, “Biz de bulamazsak İtalya’da yeriz” deyip kara mizah yapmak geliyor içimden! Ama en önemlisini unuttum. Dikkat edin araba kullanırken hafriyat kamyonlarına. Bazıları ters yönden geliyor ve mandaların dışında sizi, bizi de telef edebilirler.