Vedat Milor

Vedat Milor

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

Bursa’da eski garajın oradaki bu dönercide İskender kebap yemedi iseniz hayatınızda bir şey eksik kalmış demektir. Mutlak tavsiye ederim.
Şimdi de İstanbul’da Kozyatağı’nda ve Etiler’de şube açmışlar.
Bu şubeleşme işi bir kez başladıktan sonra genellikle kalite aşağı iniyor. Kaliteli malzeme ve bu işi bilen aşçı ya da döner ustası sayısı maalesef şubeleşmenin dayattığı miktarda ve süratte artmıyor ve giderek standartlar düşüyor. Sadece dönerde değil, balık ve kebap işinde de genellikle olan bu.

Bursa’dan bir gömlek aşağı
Ben Bursa’daki Cemal Usta’da yediğim zaman sadece et kalitesinden değil, kullandıkları odun kömüründen, ısıyı hep aynı derecede tutmaktaki başarılarından, önceden kesip hazır bekletmemelerinden ve tereyağı ile yoğurtlarının lezzetinden de etkilenmiştim.
İstanbul’daki şubelerini ve aynı lezzeti tutturup tutturamayacaklarını merak ediyordum.
Tamam bellek insana oyun oynayabilir. Bir sene önce yediğiniz bir döner ile bugünkünü kıyaslamak kolay değil.
Ama imkânsız da değil.
İstanbul’daki Uludağ Kebap’tan mutlu ayrıldım. Diyebilirim ki burası İstanbul’da en iyi 3-4 İskender kebap yiyeceğiniz yerden biri.
Ama Bursa’dan bir gömlek aşağı buldum.

Aradaki farklar neler?
Et çok lezzetli. Bursa’daki bileşim.Yüzde 70 koyun eti. Bazılarının yaptığı gibi incecik değil, kalınca kesilmiş. Önceden kesilip bekletilmemiş. Kıvamında ve eşit pişmiş. Kısacası çok iyi.
Peki Bursa ile aradaki farklar neler?
Birincisi, et aynı kasaptan gelse bile buraya şoklanmış geldiği için lezzetini azıcık kaybediyor. Bursa’daki o yaban kekiği yemiş kuzu kokusu pek kalmıyor.
İkincisi tereyağı ve yoğurt. Orada üstüne çok lezzetli bir sıcak tereyağı döküyorlar. Burada özel rica etmek gerek. Önceden size söylenmedikleri için durumu fark edip rica edene kadar hafif soğuyor döner. Tereyağı ve yoğurt da aynı lezzette değil gibi sanki.
Üçüncüsü serviste o gün benim ve iki arkadaşımın başına gelen bir durum. 90 YTL’lik hesap için 100 YTL verdim ama paranın üstü gelmedi. Tahmin edebileceğiniz gibi en az 10 YTL’yi zaten almayacak hatta belki de ekleme yapacaktık. Ama sonunda bu müşteriye kalmış bir şey. Bahşiş miktarını garson değil, müşteri takdir eder, etmelidir!
Benim İstanbul’daki favorim hâlâ Teşvikiye Hacıbey ama burayı tekrar ziyaret edeceğim.
Değerlendirme:
* * * *
Tel: 216 574 9999

Kumrucu Hüseyin-Ilıca
Bazılarına göre iyi, bazılarına göre kötü bir şey olabilir ama sonunda küçük Amerika olmayı başardık galiba.
Özellikle popüler kültür ve onun önemli bir parçası olan ‘fast food’ alanında.
Amerikalılar, bildiğiniz gibi 10-15 malzeme koyarlar sandviçlerinin içine. Malzeme çok, miktar bol, ama kalite düşüktür. Ne yediğinizi bilmezsiniz.
Bir de her şeye hazır mayonez ve bol keçap koyarlar. Bu ikisinin tadı bir araya gelince zaten ne yediğinizin pek önemi kalmaz.
Etrafıma bakıyorum da, özellikle çocuklar, ketçap ve mayonez ile besleniyorlar bizde galiba.
İstanbul’da yenen Ayvalık Tostu, Kumru gibi karışık tostlar da bol mayonez ve ketçaplı.
Şimdi bir de bunun tam tersini düşünün.
Nohut mayasından taze bir susamlı ekmek.
Odun kömürünün az kullanılıp yanmaması için özel dizayn edilmiş ince saç mangal. Tertemiz tutuluyor.
Sucuk ve salam pişiyor mangalda. Ama ne idüğü belirsiz ya da tavuk-hindi etinden olanlar değil. Gerçekten kaliteli sucuk. Markası Tire.
Kaşar peyniri de soya fasulyesi mayasından yapılan ve kağıt gibi lezzeti olan ve hemen hemen bütün tostçuların kullandığı taze kaşar değil.
Gerçek eski kaşar kullanılan.
Mayonez yok. Ketçap yok. Sucuk ve salamın akan yağları ısıtılmış özel kumru ekmeğinin daha da lezzetlenmesini sağlamaya yetiyor.
Yanında da güzel bir turşu. Çek bir de ayran.
6-7 YTL’ye işte böyle öğlen karın doyurulur sadece 15 dakikanız varsa. Malzemeler bu kadar iyi olunca da mideye de oturmuyor. Hem lezzetli, hem hijyenik, hem de ucuz.
Türk işi fast food sandviç bence bu olmalı. Olmalı ama İstanbul’da bulamıyorum, bulamıyoruz. Neden?
Yolunuz İzmir-Çeşme taraflarına düşerse Ilıca’ya bir uzanıp Kumrucu Hüseyin’i ziyaret edin lütfen.