‘Bende ışık görmüşler ama bana söylememişler’

Türkiye’nin satrançtaki ikinci kadın büyükustası olan Kübra Öztürk: “Ailem satrancı derslerimin önünde tutabileceğimi söyledi”

‘Bende ışık görmüşler ama bana söylememişler’

Yaşıtları oyun oynarken Kübra Öztürk zamanının çoğunu bir satranç tahtası başında geçirdi çocukken. İlk gençlik zamanında da durum pek değişmedi. Asosyal biri değildi belki ama vaktini oyun oynamakla geçirmektense satrançta ustalaşmayı daha anlamlı buluyordu. Arkadaşları bazen bunun biraz sıkıcı olduğunu düşünse de o, hayatta da hep bir adım sonrasını düşünmenin faydasını gördü. Öztürk emeklerinin karşılığını almaya devam ediyor. Geçtiğimiz hafta Mardin’de gerçekleşen Dünya Kadınlar Satranç Şampiyonası’nda Rus rakibi Tatiana Kosinteva’yı yenerek “kadın büyükusta” (WGM-Woman Grandmaster) unvanını aldı. Öztürk’ün “Onlar olmasaydı bu noktaya gelemezdim” dediği ailesi ona her zaman güvenmiş, hatta “Sen satranca çalış, dersler ikinci planda kalabilir” bile demiş.

* “Kadın büyükusta” unvanı kazandınız. Ne anlama geliyor bu?

Bayanlar kategorisinde “kadın FIDE ustası”, “kadın uluslararası usta” ve “kadın büyükusta” diye üç tane unvanımız var. Bunları kazanmak için yeterli sayıda ELO’yu (uluslararası sporcu puanı) ve normu (yüksek performans seviyesi) tamamlamanız gerekiyor. Benim en son aldığım “kadın büyükusta” unvanını için 2 bin 300 ELO’ya gelip üç tane normu almak gerekiyor.

* Bundan sonraki hedefiniz ne?

Şimdi genel kategoride olacağım. Bu kategoride de sınıflandırma aynı. Sadece ünvanların başındaki “kadın” ifadesi gidiyor. Burada da uluslararası kategoride normumun birini aldım. Başka bir turnuvada tamamlarsam eğer bu sefer de genel statüde uluslararası usta olacağım. Ondan sonraki hedefim de genel statüde büyükusta olmak.

* Son yarışta rakibiniz kimdi?

Tatiana Kosintseva. Rus bir Avrupa şampiyonudur kendisi. Olimpiyat şampiyonlukları da var. Satranç zaten Rusların ata sporudur. Bu alanda marka olmuş bir ülkenin marka
olmuş bir yüzünü yendim.

* Kazandığını öğrenince ne hissettiniz?

Heyecandan ne yapacağımı bilemedim. Çok şaşırmıştım. Çünkü rakibim benden kat kat üstündü. Uzun süreden beri bekliyordum bu ünvanı. Kendi ülkemde almış olmak da ayrıca çok mutlu etti.

* Çok mu iyi hazırlanmıştınız?

Normalde normlarımı tamamlamıştım ama ELO’yu bekliyordum. Bu turnuvada çok iyi konsantre oldum. Olması gerektiğine kendimi ikna ettim ama gerçekten çok zorlu bir turnuvaydı.

* Nasıl başladınız satranca?

Satrançla ilkokul ikinci sınıfta öğretmenlerimin teşvikiyle Gaziosmanpaşa Rotary Kulüp’ün kurduğu merkezde tanıştım.

“Vaktimi boş şeylere harcamayı sevmem”

* Bu spora zaman ayırmak yerine eğlenmek istediğiniz zamanlar oldu mu?

Arkadaşlarım dışarıdayken ben satranç çalışıyor olurdum ama zaten satrançla olmayı istediğim için çocukluğumdan da birazcık fedakarlık ettim. Bu bütün sporlarda böyle. Bir yere varmak istiyorsanız bu fedakarlıkları yapmanız gerekiyor. Hiçbir zaman çok asosyal bir insan olmadım ama vaktimi boş şeylere harcamayı da sevmem.

* Ailenizin satranç yerine derslere ağırlık vermenizi öğütlediği oluyor muydu?

Ailem beni her zaman destekledi. Hiçbir zaman “Satrancı bırak, derslerine çalış” demediler. Her zaman “Satranç çalış, ders ikinci planda da kalabilir” dediler. Çünkü ilk hocam onları “Bu kızda ışık görüyorum, ileride dereceler elde edecek” diye ikna etmiş. Bunu bana çok sonra söylediler.

“Kahvaltıda pekmez, maçlarda kahve ve çikolata tüketirim


* Maç günü neler yaşanır?

Sabah erken uyanırız. Sonra maça, rakibimize çalışırız. Genelde maçlar 13.00-15.00 arası olur. Yaklaşık dört-beş saat sürer. Maç bittikten sonra analiz ederiz. Diğer günün rakiplerini kontrol ederiz. Sonra pek bir şey yapmaya da vaktimiz olmuyor. Gidiş-geliş günleriyle birlikte turnuva yaklaşık 13 gün sürüyor. Bir günü boş günümüz oluyor.

* Fiziksel olarak nasıl hazırlıyorsunuz kendinizi?

Spor okulunda okuduğum için zaten fiziksel olarak hep kendimi kuvvetlendirmeye çalışıyorum. Masa başında çok uzun
süre kaldığımız için zinde olmamız gerekiyor. Genelde kahvaltılarda pekmez yemeye özen gösteriyorum. Maçlarda da kahve ve çikolata tüketiyorum.

* Yolda yürürken, televizyon izlerken satranç düşünür müsünüz?

Genelde maçlardan sonra aklıma takılıyor. Şurada şunu yapsaydım diyorum, hatalarım aklıma geliyor. Her zaman aklım bir şeylerle dolu oluyor.

* Satrancın günlük hayatınıza yansıması nasıl? Hayatta da hep bir hamle sonrasını hesaplar mısınız?

Satranç analitik düşünceyi, matematiği de kapsadığı için ister istemez günlük hayatımıza da etki ediyor. Bir de satranççı “ileriyi düşünen” olarak görülür. Bu bazen arkadaşlarım tarafından sıkıcı bulunuyor ama ileriyi düşünmenin bana faydası olmuştur her zaman.

“Para ödülünü duyan küçükler de daha çok hırslanıyorlar”

* Kaç yaşındasınız? Nerede okuyorsunuz?

20 yaşındayım. Hacettepe’de spor yüksek okulunda beden eğitimi öğretmenliği okuyorum. İkinci sınıftayım.

* Okulu bitirdikten sonra ne yapmak istiyorsunuz?

Henüz karar vermedim ama spor psikolojisiyle ilgileniyorum. Akademik kariyer yapmak istiyorum.

* Unvanları alırken ödüller de alıyorsunuz. Yaşıtlarınızdan daha fazla paranız vardır. Geleceğiniz için yatırım yapıyor musunuz?


Kesinlikle. Ödüller çok motive edici oluyor. Ünvanımı aldıktan sonra Türkiye Satranç Fedarasyonu’ndan 10 bin lira alacağım. Küçükler de bunları duyduktan sonra daha çok hırslanıyorlar.

20 Eylül 2019 Magazin Haberleri.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber