Geri Dön

“Bizim jenerasyonumuza basit şeyler lazım”

Ferhan Şensoy’un iki kızının da rol aldığı “Pera’daki Hayalet” adlı müzikal oyunu yazıp yöneten Müjgan Ferhan Şensoy: “Babam uzun zamandır oyun yazmamı istiyordu, ‘Sizin jenerasyonunuzun dertlerini siz bilirsiniz’ diyordu. Bizim jenerasyonumuza basit şeyler lazım. Biz de popülerliği hicveden, basit bir oyun yaptık”

“Bizim jenerasyonumuza basit şeyler lazım”

Usta tiyatrocu Ferhan Şensoy ve Derya Baykal’ın kızları Müjgan Ferhan Şensoy ve Derya Şensoy, “Pera’daki Hayalet” adlı müzikal oyunda birlikte rol alıyor. Müjgan Ferhan Şensoy’un yazıp yönettiği oyun bir “popülerlik komedisi”. Ünlü olmaya çalışan insanların ortak hikayesini anlatan oyun bugün ve her cumartesi Ortaoyuncular Sahnesi’nde izlenebilir. Bu oyunu ve oyunda anlatılan gençleri baba-kız Ferhan Şensoy’larla konuştuk.

Ferhan Bey bir oyun yazması konusunda kızınızı siz cesaretlendirmişsiniz...

Ferhan Şensoy: Kızım bana düşüncelerini anlattı, “Böyle bir
oyun yazmak istiyorum. Sen mi yazarsın yoksa ben mi yazayım?” dedi. Bende “Konu güzel ama ben radyoyla büyüdüm. İnternet konusunda özürlüyüm” dedim.
O dilden anlamıyorum ben. Kızlarım aralarında konuşup gülüyor. Ben komik olanın ne olduğunu bile anlamıyorum. Demek istediğim, bu benim yazabileceğim bir oyun değildi.

Müjgan Ferhan Şensoy:Babam bana sadece bu oyun için değil, uzun zamandır “Bir oyun yaz” diyordu. “Sizin jenerasyonunuzun dertlerini
siz daha iyi bilirsiniz” derdi bize.
Ben cesaretimi ancak topladım.

Yazma süreci nasıldı sizin için? Kardeşinizle birlikte mi yazdınız?

Müjgan F.Ş.: Ben yazdım ama büyük bir beyin fırtınasıyla birlikte... Yazdıklarımı babama getirdim “Bunlar nasıl olmuş?” diye. Derya’ya (Şensoy) sordum kaç kere “Şurası nasıl olmuş?” diye. Oyunda anlattığımız dünya aslında bizim de içinde bulunduğumuz bir dünya. Herkesten bir şeyler var oyunun içinde.

“Hep gittiğimiz mekandan esinlendim”

Oyundaki Pera Cafe’nin müdavimleri sizin çevrenizdeki insanları mı temsil ediyor?

Müjgan F.Ş.:Pera Cafe küçük bir Cihangir aslında. Hep gittiğimiz bir mekan var. Oradan esinlendim. Orada birkaç konuşmaya şahit olmuştum. Bir TV programıyla ünlü olmuş birinin “Benim hakkımda
Ekşi Sözlük’te 24 sayfa entry var yalnız” dediğini duydum mesela.
O gün notlar almaya başladım. Oyunun ilhamı biraz budur.

Oyunda geçen bir söz var. “İnsanlar artık basit şeyler izleyip basit şeyler okumak istiyor” diyorsunuz. Kafayı çalıştırmamak mı istiyoruz gerçekten?

Müjgan F.Ş.:Bence insanların artık boş zamanı yok. Hayatın ritmi çok hızlandı. Yaz tatilinde neden daha çok kitap okunuyor? Çünkü insanlar rahat rahat okuyabiliyor. Fakat şu koşturmacada benim kafam psikolojik gerilim romanını kaldırmıyor. Çok sevmeme rağmen okuyamıyorum. Basit şeyler okumak istemekten kasıt çöp okumak değil. Basit şeylerin popüler olmasının nedeni çabuk tüketilebiliyor olması. Bizim jenerasyonumuza basit şeyler lazım. Biz de popülerliği hicveden, basit bir oyun yaptık. Bu jenerasyonu tiyatroya çekmek için mesajımızı basit bir şekilde vermemiz gerekti. Kendi dilimizi kullandık.

“Arkadaşlarım ‘İlk defa tiyatroya geldik’ diyor”

Bir röportajda “Pera’nın bozulmasıyla bizim jenerasyonun bozulması aynı zaman denk geldi” demişsiniz...

Müjgan F.Ş.:Ben aslında “Beyoğlu çok bozuldu” klişesiyle yola çıktım. Biz Beyoğlu’nda çok vakit geçiriyoruz. Tiyatro burada, babam burada yaşıyor, ben de burada yaşıyorum... Fakat burada yaşamak zorlaşmaya başladı. Bu, bizim jenerasyonumuzun bozulmasına bağlı aslında. Birçok insan buradaki tiyatronun önünden geçip gidiyor. Arkadaşlarımın çoğu utanarak “Senin oyunun olduğu için geldik hayatımızda ilk defa” diyor.

Ferhan Bey Beyoğlu’nun değişimi sizi nasıl etkiliyor?

Ferhan Ş.: Ben 1961’de Galatasaray Lisesi’ne öğrenci olarak geldim. O zamandan bu zamana da denilebilir ki hayatım hep Beyoğlu’nda geçti. Fakat kızımın da oyununda altını çizdiği gibi artık ben sokağa çıkamıyorum. Beyoğlu’nda yürünemiyor. Vahşi bir ormana dönüştü Beyoğlu. Zaten genelde Bodrum’da, Yalıkavak’tayım, hayatımı oraya devirdim. Kütüphanemi de oraya taşıdım, yazma düzenim de orada. Burada sabaha kadar “zanga da züng”!
Bu gürültünün içinde ne okunabilir ne de yazılabilir.

Dejenere olduğunu iddia ettiğiniz kuşak Gezi olaylarının kahramanı değil mi?

Müjgan F.Ş.:Gezi olaylarında bu jenerasyonun kendini ortaya atmasının nedeni bence suçluluk duygusu. Aslında bu sadece
bu jenerasyonun suçu değil. Biz korkutularak, apolitik büyüdük. Gezi olayları bu jenerasyon için bir fırsattı. Gezi olayları da popülerdi... Popüler olduğu için Gezi olaylarına dahil olan kesim var. Bu bir samimiyetsizlik göstergesi değil ama sosyal medyadaki mahalle baskısından ötürü bunlar yaşandı. Sosyal medyada
Gezi Olayları hakkında yazmak modaydı. Kimse AVM’de annesiyle alışveriş yaparken çektirdiği fotoğrafı koyamazdı.

“Bilgisayara kızlarımın zoruyla geçtim”

Ferhan Bey sizin yeni jenerasyonla ilişkiniz nasıl?

Ferhan Ş.:Zaman zaman kendi eserlerimde dile getiriyorum ama ben yeni nesli Gezi olaylarına kadar Türkiye’de olup bitenden soyutlanmış, gece bara, diskoya giden, “zanga da züng” bir hayat yaşayan gençler olarak düşünürdüm; kitap okumazlar, sanatı takip etmezler, tiyatroya gitmezler, sadece popüler sinemayı bilirler... “Bu kitap internette yok mu?” diye sorarlar... Kitap öyle bir şey değil ki. Ben daktilodan elektronik daktiloya çok zor geçtim. Ondan da bilgisayara kızlarımın zoruyla geçtim. Bana hediye almışlar. Günlük yazıyorum. Yazdım kapattım. Sabah bulamıyorum. “Save ettin mi? dediler. “Seyfettin kim yavrucum?” dedim. Kaydetmeyi bile bilmiyordum. Bu nedenle gençlerin kullandığı teknolojilere de mesafeliyim.
Cep telefonu mesela. Ona da çok geç geçtim.

Bu teknolojilerle aranız yoksa popüler kültüre de uzaksınız. Hayatınızın ne kadarına sirayet ediyor popüler kültür?

Ferhan Ş.:Hiç. Sadece dolaylı olarak. Kızlarım nedeniyle. Tamamen dışındayım. Çok da ilgilendirmiyor beni.

“Tanınıyor olmaktan şikayetçi değiliz”

Peki sizin hayatınızda popüler kültür
ne kadar yer kaplıyor?

Müjgan F.Ş.:Ben de kardeşim de istesek de istemesek de çok içindeyiz popüler kültürün. Özellikle geçen sene Derya da ben de dizi sektörüne iş yaptık. Biz bu kültürle dalga geçen bir iş yaptık ama bundan para kazanacaksak içinde de olmamız gerekiyor. Tanınıyor olmaktan şikayetçi değiliz tabii ki.

Tanınmanın bunaltıcı yanları yok mu?

Müjgan F.Ş.:Tabii ki var.

Bir teraziye koyabilseniz iyi yanları mı yoksa bunaltıcı yanları mı ağır basar?

Müjgan F.Ş.:Yaptığınız işin alkış alması daha ağır basar.

Trump 'Yüzyılın Planı'nı açıkladı: Kudüs bölünmemiş bir şekilde İsrail'in olacakABD Başkanı Trump, sözde Orta Doğu barış planı kapsamında Kudüs'ün, İsrail'in "bölünmez" başkenti olarak kabul edileceğini açıkladı. Trump, Filistin'in bağımsız devlet olabilmesi için 4 yıllık süre öngördüklerini söyledi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber