Geri Dön

“Böyle adrenalini hiçbir yarışmada görmedim”

Biz onu “Fear Factor”, “Var mısın Yok musun?” gibi heyecanı bol yarışmalardan biliyoruz. Ama yaz ekranında Asuman Krause’yi “Çocuk Oyunu”nda izliyoruz. “Bu kadar maceralı yarışma sundum, böyle adrenalin görmedim” diyen Krause “Tüm gün çocuklarla taklalar atıyorum, yerlerde sürünüyorum, kan ter içinde kalıyorum”

“Böyle adrenalini hiçbir yarışmada görmedim”

Bundan yaklaşık bir ay önce, Ezgi Mola’nın sunuculuğunu üstlendiği “Çocuk Oyunu” isimli yarışma için Mola ile röportaj yapmıştım. Star TV’deki yarışmanın sunucusu değişti, Asuman Krause oldu. Bu sefer yine ben yola çıktım, bu yarışmayla ilgili üçüncü sunucu değişikliği için başka bir isimle röportaj yapmamayı umut ederek, Krause ile Zekeriyaköy’de buluştum.
Asuman Krause ile ilgili şöyle enteresan bir durum var; sunduğu “Wipe Out”, “Fear Factor” ve “Var mısın, Yok musun?” gibi yarışmalarda dünyadaki örneklerine bakıldığında aslında erkek sunucuların hakimiyeti var. Fakat Türkiye’de de erkek sunucunun yerine düşünülen ilk isim Krause oluyor. Belki sporcu geçmişinden, belki Alman disiplininden, belki de burcunun
Koç, yükseleninin Koç olmasından, bilemiyorum... Bildiğim şu ki Asuman Krause, hayatımda gördüğüm en yapmacıksız insanlardan biri. Bir de gerçekten çok komik. Röportajımız esnasında da içinden ne geldiyse saklamadan, lafın kenarından dolanmadan konuştu...

Doğallığınızı neye borçluyuz?

17 yaşıma kadar Almanya’da yaşadım. Orada dedikodu yapmak diye bir şey söz konusu değildi. Bir yere mi davet edecekler, ya çağırırlar ya çağırmazlardı. Türkiye’de ise hep bir “Biz de seni tam arayacaktık ya” durumu var. Yemeğe gitmişsiniz, üzerine parti yapmışsınız, e arasaydın keşke! Buraya ilk geldiğimde hakkımda en çok patavatsız dendiğini fark ettim. Anlamını bilmiyordum tabii. Öğrenince çok şaşırmıştım. Halbuki ben net olmanın tek yol olduğunu düşünerek büyüdüm. Mantığım daha düz çalışıyor. Annem, ben Türkiye’ye gelmeden önce “Herkesle muhabbet etme” demişti.
O zamanlar bunu kişiliğime bir müdahale olarak görmüştüm ama
ne demek istediğini anladım.

“Bir Türkle evlenmeyi tercih ederim”

Arkadaşlarınızla ilişkinizde de hissettiniz mi bunun ağırlığını?

Elbette. Mesela yakın arkadaşlarımla bir yerde yemek yiyoruz. Ben o gün kendimi dünyanın en güzel kadını olarak hissediyorum. Gelene geçene gülücükler dağıtıyorum. Sonra eve geliyorum,
iki dişimin ortasında kocaman bir parça maydanoz. Ben salata yedim mi, yedim, üzerine de üç saat o masada oturdum mu? Neden kimse dişinde maydanoz var demedi o zaman? Bunu demeye utanıyoruz.

Ya özel hayatınıza etkisi nasıl oldu Almanya’da yaşamanızın?

Almanya’da bir erkekle cinsiyet ayırımı olmadan rahatça konuşabilirsin. Fakat burada merhaba demenden bile bir sonuç çıkarılabiliyor. Sadece aşk ilişkisinden söz etmiyorum, iş hayatında bile bunu yaşıyorum. Söylediğim bir lafın üzerine sıkça şu soruyu duyuyorum:“Aslında bunu mu demek istedin?” Hayır, ne demek istediğimi söyledim ya az önce!

Peki evlenecek olsaydınız, bir Alman’ı mı, bir Türk’ü mü tercih ederdiniz?

Annem küçükken şöyle demişti, “Dünyaya bir daha gelsem bir Türk’le evlenirdim”. Belki bu cümlenin etkisinde kaldığımdan, bilemiyorum ama ben de bir Türk’le evlenmeyi tercih ederim. Türkçe aşk bile bir başka. Bir gerçek daha var ki, sen ne kadar şeffaf ve açık sözlü olursan ol, senin de dönemlerin var. Düşün ki
22 yaşındaki halinle 30 yaşındaki halin arasında ne kadar büyük bir fark var.

“Annem beni oğlan diye doğurmuş”

Erkek egemen yarışmaları bir bakıyoruz siz devralıp sunmaya başlamışsınız.

Annem beni oğlan diye doğurmuş, hep bunu düşünüyorum. “Fear Factor” ve “Var mısın, Yok musun?” formatına globalde sahip olan Endemol, Türkiye ofisini açtıktan sonra sunucu değişikliğine gitti
ve benimle çalışmaya başladı.
Fear Factor, dünya genelinde erkeklerin sunduğu bir yarışma. Benim kasetlerimi isteyen ülkeler olmuş, kadın sunucu nasıl duruyor bu formatta diye. Galiba aksiyon ve adrenalini seviyorum.

Şimdi sunmaya başladığın “Çocuk Oyunu”nda da var mı adrenalin?

Hem de nasıl! Bu kadar maceralı yarışma sundum, böyle adrenalin görmedim ben. Tüm gün çocuklarla taklalar atıyorum, yerlerde sürünüyorum, kan ter içinde kalıyorum. Bir de karşınızda 30 aylık bebekler olduğu için kimin ne yapacağı belli değil. Set hazır, ben hazırım ama bebeğin uykusu geliveriyor, uyanmasını bekliyoruz. Ezgi’nin bir film çalışması olduğu için bu değişikliğe gidildi. “Çocuk Oyunu” ile birlikte “Fear Factor”a da devam edeceğim. “Fear Factor”da da finale doğru gidiyoruz.

Yarışmaya farklı bir bölüm eklediniz mi?

“Ne yaptın Asuman?” diye bir bölüm ekledik. Hatta çocuklardan biri yanıma gelip “Asuman pansuman” dedi geçen gün.

Çekimler nasıl geçiyor?

Harika. Çok eğleniyorum.
Geçen gün beni yukarıya çağırdılar, bebişlerden biri sana yemek yaptı, köfte ve pilav diye. Ben de çıktım yukarı, kamerayla kayda girdik. Bebiş beni görünce dondu kaldı. Ben de
o konuşsun diye soruyorum “Sen bana köfte mi yaptın?” “Pilav mı yaptın yoksa?” diye. O da durdu, omzunu şöyle bir silkti, “Görmüyor musun, bunun içi boş” dedi. Hepimiz koptuk tabii. Çocukları yarıştırmadığımız için biz de çok keyfine varıyoruz işin.

Çocuklar sizi seviyor mu?

Beni görür görmez gülmeye başlıyorlar. Geçen gün biri işaret parmağını uzatıp yavaşça elmacık kemiğime dokundu, belki düzelir diye düşündü sanırım. Yüz yapımla alakası olabilir, bende onlara komik gelen bir şeyler var.

Siz de çocuk istiyor musunuz?

İstiyorum. Bence Allah’ın varlığına bizi inandıran en güçlü şey çocuk doğurmak.

“Yapı malzemeleri satan yerlerde saatler geçiriyorum”

Modaya meraklı mısınız?

Geçen gün kendime harika bir çanta aldım. Alet çantası... Ben yapı malzemelerine meraklıyım. Modayı geç, önüme ayıklamam için bir kilo fasulye koy, bir de tamir edip boyamam için bir masa, direkt masayı seçerim. Yapı malzemeleri satan yerlerde saatler geçiriyorum.
En büyük zevkim bu.

O yüzden mi toprakla uğraşabileceğiniz bir yerde yaşamayı seçtiniz?

Şehrin içinde yaşadıktan sonra Zekeriyaköy’de daha mutlu olduğuma karar verdim. Atlar, inekler, toprak, domatesim, biberim, tamamen doğal bir ortam... Zaten gece çıkmayı sevmem, o yüzden burada kendi National Geographic belgeselimi çekiyorum.

“Bir ayda 10 kilo verdim”

Sizi oldukça formda görüyorum...

Son bir ayda tam 10 kilo verdim. En son bir iş için ofise gittiğimde ayva göbeğime laf ettiler ki onu her zaman severim, ne kadar zayıf olursam olayım hep oradadır. Fakat şunu fark ettim; ailemiz güzeldir, boylu posludur
hatta anneannemin lakabı “Adapazarlı uzun Hatçe’dir” ama yaş ilerledikçe kadınlar irileşir. Bunun önünü kesmek için ben de önlemimi aldım. Bir de basketi bıraktığımdan beri kredimden yediğimi fark ettim. Yoksa hayatımda kalori hesabı yapmadım. Yapmıyorum da. Sadece spora başladım. 13 yıl profesyonel basketbol oynadığım için altyapım sağlam. Yani benim de Engin Altan Düzyatan kaslarım var.

İyi bir spor hocası buldunuz sanırım...

Şöyle düzeltelim, yakışıklı bir spor hocası buldum. Buradan spor yapmayı sevmeyen tüm hanımlara sesleniyorum, yakışıklı bir spor hocasıyla spora ne kadar motive olacağınızı göreceksiniz. Bana şekeri kestirdi çünkü çayımı, kahvemi 16 şekerle içiyordum. Süt tozu kullanıyordum. Hele ki bu süt tozu felaket kilo aldıran bir şey. Son bir ayda o kadar sıkı çalıştık ki spor salonunda bir kadın yanıma yaklaşıp “Hangi dal için hazırlanıyorsunuz?” diye sordu. Olimpiyatlara katılsam katılırım, o derece.

Boyunuz kaç?

Her yerde 1.73 yazıyor ama 1.78. Kilo vermeye çalışanlar arasında da şöyle bir muhabbet varmış, yeni duydum “En son kaçı gördün?” diye. Ben en son 69 kiloyu görmüştüm, şimdi 58 kiloyum.

17 Ocak 2020 Magazin Haberleri Bülteniİşte magazin dünyasındaki günün gelişmeleri...

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber