“Bu kadarı Türkiye’de bile olmadı”

Yeni Baba Zula albümü “34 Oto Sanayi” Japonya’da büyük ilgi gördü. Bu ilgiye Baba Zula üyeleri de şaşırıyor. Murat Elter “Müziğimizin Japonya’da bu kadar beğenildiği görmek her şeye değer” diyor

“Bu kadarı Türkiye’de bile olmadı”

Baba Zula’nın sekizinci stüdyo albümü “34 Oto Sanayi”, 28 Eylül’de ilk önce Japonya’da yayınlandı. Bunun nedeniyse topluluğun Japonya turnesine çıkacak olmasıydı. Öğrendiğimiz kadarıyla hem albüm hem de konserler Japonya’da büyük ilgi görmüş. Öyle ki sorularımızı yanıtlayan grubun solisti Murat Elter bugün sona eren turneyle alakalı “Konserlerden sonra bir saate yakın imza kuyruğu oluyor. Bu kadarı Türkiye’de hiç olmadı” diyor.

Japonya turnenizden bahseder misiniz? Nasıl geçti şimdiye kadar? Tepkiler nasıl?

Şu an üçüncü konserimizi bitirdik. Konserlerin hepsine ilgi büyük, biletler tükenmiş. Tokyo’da mütevazı bir restoranda suşi yerken bizimle fotoğraf çektirmek isteyen Japon dinleyicilerimiz var. Konserlerden sonra bir saate yakın imza kuyruğu oluyor. Bu kadarı Türkiye’de bile olmadı. Hiç beklemiyorduk. Şehirlerarası yolculuklar için güzel bir turne otobüsümüz var. Biraz yorucu olabiliyor fakat müziğimizin Japonya’da bu kadar beğenildiğini görmek her şeye değer

“Ülke gündemi bizim yaratıcılığımızı etkiliyor”

Japon halkının Türk müzisyenlere karşı büyük bir sevgisi var. Barış Manço örneği malum. Sizce sebebi nedir?

Aslında Japon kültürü ile Türk kültürü arasında derin bir bağ var. Biz çok farkında değiliz belki ama iki toplum da Asyalı; misafirperver, farklı kültürlere saygı duyuyor. Türk müzisyenlere gelince... Burada orijinal olana ilgi var. Barış Manço da kendi coğrafyamızdan esinlendiği müziği icra ederdi ki Baba Zula da Barış Manço’dan çok esinlenmiştir. Bu ilginin standart dışı müzik sunanlara özel olduğunu düşünüyoruz. Bizim müziğimizde elektro saz, kaşık, darbuka var. Aksak ritimler var. Bu arada Fazıl Say’ı da unutmamak lazım. O da Japonya turnesinde. Yine bizim coğrafyamızdan esinlenerek yaptığı besteleri icra ediyor.

Yeni albüm üzerinde ne zamandır çalışıyorsunuz? Nasıl geçti çalışmalar?

Aslında bir önceki albümümüz “Gecekondu”dan (2010) beri çalışıyoruz. Üretim süreklilik isteyen bir şey. Örneğin şimdiden bir sonraki albüme dair fikirleri tartışıyoruz, kayıtlarını yapıyoruz. Burada turnedeyken bile Japon bir müzisyenle bir parça kaydettik. Her zaman bu kadar aktif değiliz tabii. Normal şartlarda turnedeyken kayıt yapamıyoruz. Ya da ülke gündemi yaratıcılığımızı pozitif/negatif yönde etkileyebiliyor

Üretim sürecinizi de merak ediyorum. Şarkılarınız nasıl ortaya çıkıyor?

Herhangi bir şeyden çıkabiliyor, Abbasağa Parkı’nın AVM olma olasılığı konuşuluyordu. “Abbasağa” diye parça yaptık mesela. Ya da Türkiye’de (hatta dünyada) kadına karşı ayrımcılık bizi “Babasız Kızlar Balosu” diye bir parça yapmaya itti. Yeni albümümüzde “İtaat Etme” diye bir parça var. Yani sadece aşk yok parçalarımızda. Çünkü gerçek yaşamda sadece aşk yok (keşke öyle olsaydı bu arada). Kısaca hayatta ya da çevremizde gördüğümüz şeylerden esinlenerek üretiyoruz.

“Bizim konserde tanışıp evlenenler oldu”

Türkiye’nin en çok konser veren topluluklarından birisiniz? Sahnede olmak size nasıl hissettiriyor?

Sahnede olmak, müziği ön planda tutarak mesajımızı iletmek, aynı zamanda insanların müziğimizle dans ettiğini, eğlendiğini görmek, konserimizde tanışıp evlenen çiftlerin olduğunu bilmek çok güzel. Fakat senede 200 gün yoldayız; uçak, tren, turne otobüsü..
Bu yorucu olabiliyor. Bizim de ailelerimiz
ve özlediğimiz
insanlar var.

“Kasımdada Türkiye turnesi var”

Türkiye’de de bir turneye çıkacak mısınız?

Japonya konserlerinin ardından kasım ayında Türkiye konserlerimize başlıyoruz. Eğer ülke gündeminden ötürü iptal olmazlarsa tabii. Biz de dahil birçok sanatçı konserlerini iptal etmek zorunda kaldı son zamanlarda. Aslında en çok Türkiye’de konser vermek hoşumuza gidiyor bizim. Çünkü kendi kültürümüzün müziğini içinde hisseden insanlara çalıyoruz.

15 Ekim 2019 Magazin Haberleri.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber