Geri Dön

Ekranın da kraliçesi

Kraliçe II. Elizabeth’in hayatına ve dönemine odaklanan “The Crown”, sinematografik dili, etkileyici diyalogları ve gerçekçi atmosferiyle ilgi çeken bir dizi

Ekranın da kraliçesi

Dönem dizilerini sevmemizin başlıca iki nedeni var. Birincisi, o dönemde yaşanan ve bilmediğimiz şeyleri öğrenme şansımızın olması, ikincisi de dönemin getirdiği ölçülerde o ihtişamı, olanakları ve tarzı izlemek... Netflix’in bütçesi 100 milyon dolar olduğu (kimi kaynaklar 150 milyon dolara yaklaştığını da söylemekte) belirtilen yeni dizisi “The Crown”, Kraliçe II. Elizabeth’in hayatını anlatıyor. IMDb puanı 9.1 olan dizi, hayatı en fazla irdelenen kadınlarından birinin hayatına ve dönemine ışık tutuyor.

Başrollerinde “Doctor Who”dan tanıdığımız Matt Smith ile “Wolf Hall”dan bildiğimiz Claire Foy’un olduğu “The Crown”, Kraliçe Elizabeth’in genç yaşlarından ve tahta çıktığı süreçten itibaren süregelen hikayesini işliyor. “Downtown Abbey”, “Mr. Selfridge”, “The Borgias” gibi dönem dizilerini takip edenlerin beğenisini ilk bölümden kazanan “The Crown”, kostümleri ve dizide yaratılan gerçekçi atmosferle de fazlasıyla ilgi çekici.

Kusursuza yakın bir iş

“The Queen” kitabının yazarı Peter Morgan ve bol ödüllü ünlü yönetmen Stephen Daldry’ın kamera arkasında ve hikaye tarafında kusursuza yakın bir iş çıkardığı dizi, Kraliçe II. Elizabeth’in 25 yaşında tahta geçmesini konu alan süreçle 10 bölümlük serüvenine başladı. Her bir sezonunun Kraliçe’nin 10 senelik hayatını anlatacağı dizi sinematografik bir dile ve etkileyici diyaloglara sahip.

En çok dikkat çeken sahnelerden biri 25 yaşındaki Kraliçe II. Elizabeth’in, 77 yaşındaki Başbakan Winston Churchill ile konuştuğu sahne oldu. Yabancı dizi eleştiri sitelerinde, yorum yapılan forumlarda ve benzer sitelerde “Kesinlikle etkileyici!” olarak adlandırılan sahne, dizinin zirve yaptığı anlardan sadece bir tanesi ama şimdiden akıllarda yer etmeyi başardı. Aralarındaki düşünce ve yaş farkının etkilerinin görüldüğü sahnenin şimdiden dizinin Emmy ve diğer prestijli ödüllere aday olmasının en büyük nedeni olacağı söyleniyor.

Bir diğer dikkat çeken nokta ise Kraliçe Elizabeth ve eşi Philip Mountbatten arasındaki ilişki. Yıllardır “Kraliçe’nin sessiz ve arka planda kalan, hakkında hiçbir şey bilmediğimiz değerli ve asil eşi” olarak nitelenen Edinburgh Dükü Philip Mountbatten, Matt Smith tarafından harika bir performansla canlandırılıyor. Kraliçeyi oynayan Claire Foy ise dönemin kıyafetleri ve içinde bulunduğu durumun ağırlığıyla oyunculuğunu öyle usta bir şekilde birleştiriyor ki Buckingham Sarayı’nda gerçek bir kraliçenin dolaştığını hissetmekte hiç zorluk çekmiyorsunuz.

Alınan riske değmiş

Karakterler kadar önemli olan ve diziyi izlemeye iten önemli bir sebep daha var. İngiliz Kraliyet Ailesi’nin nasıl yaşadığı, özel günlerde neler yaptığı ve buna benzer önemli detaylar “The Crown”un sade ama etkileyici şekilde anlattığı konular olarak göze çarpıyor. Winston Churchill’e hayat veren John Lithgow’un performansının da dizinin kalitesini yukarıya taşıdığını söylemeden geçmeyelim.

Dönem dizilerini izletmek zor, özellikle hikayesi yavaş işleyen ve genel-geçer izleyicinin dikkatini çekecek sakin bir dönem dizisini izletmek daha zor. Bu noktada Netflix’in “The Crown” ile aldığı riskin başarılı bir şekilde sonuçlandığını söyleyebiliriz. Dizinin devam ettiği süreçte Lady Diana, Prens Charles ve daha magazinel konulara girmesi ile daha fazla gündeme geleceğini tahmin etmek ise hiç zor değil. İzleyecek olanlara şimdiden iyi seyirler!

Prof. Dr. Naci Görür Elazığ ve çevresini vuran depreme nokta atışıyla işaret etmiştiHakan Çelik: “6 Ekim 2019 tarihinde CNN Türk’te Hafta Sonu programıma katılan Prof. Dr. Naci Görür Elazığ ve çevresini vuran depreme nokta atışıyla işaret etmişti. Bilim insanları, yıllardır bu risklere dikkat çekiyor acil önlem çağrısı yapıyor.”

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber