Esprili polisiye

Ortak polisler hikayesine bol dozda komedi katan “Yedek Polisler”in başrollerinde Will Ferrell ve Mark Wahlberg var

Esprili polisiye

Aksiyon, polisiye gibi türler komedi ağırlıklı ele alındığında, ortaya ne komedi ne aksiyon olarak işleyen vahim sonuçlar çıkabiliyor. Hatta formülün başarılı olarak işlediği film sayısı bir hayli az. Hollywood’un klasik, iki ortak polis filmlerinin komedi dozu artırılmış hali olan “Yedek Polisler” ise formülün tuttuğu nadir filmlerden...
Danson (Dwayne Johnson) ve Highsmith (Samuel L. Jackson) New York’un havalı ve ünlü polisleri olarak hep göz önündeler. Bu ikili, şehre büyük maddi zarar vermekten kaçınmadan suçluları kovalarken, onların arkasını toplayanlar Allen Gamble ve Terry Hoitz gibi kağıt işlerine bakan polisler oluyor. Allen Gamble titiz, masa başı işini memnuniyetle yapan, düzenli bir tip. Terry ise geçmişindeki “büyük” bir hata yüzünden ofis işine mahkum edilmiş, sinirli bir adam.

Hollywood’un klişelerini kullanıyor
Bir gün basit gibi gözüken bir işe bulaşan Allen ve Terry’nin şansı dönüyor. Dava gitgide karışık bir hal
alıyor. Terry bu davayı Danson ve Highsmith gibi olmak için bir fırsat olarak görüyor.
Filmde Will Ferrell da, Mark Wahlberg de başarılı bir komedi performansı sergiliyor. Ama onlara bu imkanı tanıyan tabii ki senaryo. Filmin yönetmenliğini de üstlenen Adam McKay’in, Chris Henchy ile birlikte kaleme aldığı senaryo hem görsel hem de diyaloglar açısından bol esprili. Malzeme olarak da, Hollywood polisiye sinemasının klişelerine bol bol başvuruyor. McKay, kendisini uzun ve iddialı aksiyon sahneleri çekmenin cazibesine kaptırmıyor; mizaha her sahnede yer açmaya özen gösteriyor. Bütün bunlar bir araya gelince ortaya eli yüzü düzgün, iyi vakit geçirten bir komedi çıkıyor.


“Yedek Polisler / The Other Guys”
Yön: Adam McKay
Oyn: Michael Keaton
(Gene Mauch), Will Ferrell (Allen Gamble), Mark Wahlberg (Terry Hoitz)
Sen: Adam McKay,
Chris Henchy
Gör: Oliver Wood
Müz: Jon Brion



Hastanede başlayan ortaklık
Noi Albinoi” ve “Tutunamayanlar / Dark Horse” filmleriyle hatırlanabilecek İzlandalı yönetmen Dagur Kari, serinkanlı mizah anlayışı ile dikkat çeken bir isim.
Kari’nin ilk İngilizce filmi “İyi Yürek / The Good Heart”, iki adamın tesadüf eseri tanışmasıyla başlıyor. Sert ve huysuz bir adam olan Jacques (Brian Cox) kalp krizi geçirip hastaneye kaldırılıyor. Sokaklarda yaşayan yufka yürekli Lucas (Paul Dano) da intihar teşebbüsü sonucu hastanede Jacques’ın yanına düşüyor. Jacques, Lucas’ı yanına alıp, ölümünden sonra barını işletmesi için eğitmeye başlıyor.
Kari “İyi Yürek”te birçok Avrupalı yönetmenin yaşadığı bir travma yaşıyor.
O da kendi ülkelerinde, ana dilleriyle çektiği filmlerin ardından uluslararası alana açılırken yaşanan sarsıntı. “İyi Yürek”, Kari’nin önceki iki filminin seviyesinde değil. Ama bağımsız bir sinema örneği olarak kalburüstü...


Türkiye’den Bosna’ya

Özlem Akovalıgil’in imzasını taşıyan “Kako Si? / Nasılsın?”, uzun süre önce Bosna’dan Türkiye’ye göç etmiş Semahat’in (Semahat Garuşanin) hikayesini anlatıyor. Semahat bir film ekibiyle birlikte Bosna’ya gidiyor ve kökenleri araştırıyor.
“Kako Si?”, filmin senaristliğini ve yapımcılığı da üstlenen Özlem Akovalıgil’in ilk uzun metrajı...

Baykuşların ordusu

300 Spartalı / 300”ün ardından çizgi roman uyarlaması “Watchmen”i yöneten Zack Snyder, bir animasyon filmi olan “Baykuş Krallığı Efsanesi / Legend of the Guardians” ile karşımıza çıkıyor. Kathryn Lasky’nın “Guardians of Ga’Hoole” adlı kitap serisinden uyarlanan filmde, Soren adlı baykuş, babasından Ga’hoole Muhafızları’nın hikayelerini dinlemeyi çok seviyor. Ga’hoole Muhafızları, baykuşlar için savaşmış, efsaneleşmiş bir ordu... Soren bir gün kendisi de bu orduya katılmayı umuyor.

Define peşinde

Hakkı Görgülü’nün yönettiği “Harbi Define”de, ölen bir baba, oğullarına Uşak’ta bir köyde saklı olan bir hazineden bahsediyor. Babanın dört oğlu, bu köye gidip hazineyi aramaya başlıyor.
Filmde Cengiz Küçükayvaz, Önder Açıkbaş, Kemal Kuruçay ve Melih Oğuzhan’ın da aralarında olduğu oyuncular rol alıyor.


Üç boyutlu cehennem

3 boyutlu yerli korku filmi “Cehennem”de, ailesi tarafından öldürülen ve intikam peşindeki bir çocuk, kocasını aldatan bir kadın gibi çeşitli karakterleri konu alıyor.
“Cennet” ve “Araf” filmlerinin yönetmeni Biray Dalkıran’ın yönettiği film, 3D olmasıyla iddialı bir deneme. Ancak film, basına gösterilmediği için Dalkıran’ın 3D olarak nasıl bir iş çıkardığını söylemek mümkün değil.


Adana’da üç ödül aldı
“Kavşak”, geçtiğimiz hafta sonuçlanan 17. Adana Altın Koza Film Festivali’nden üç ödülle döndü. Yönetmeni Selim Demirdelen, En İyi Yönetmen ödülünü “Nefes” filmine imza atan Levent Semerci ile paylaştı. Demirdelen’in film için bestelediği müzik En İyi Müzik ödülünü alırken; Sezin Akbaşoğlulları da Altın Koza’dan En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı.
Güven (Güven Kıraç) muhasebe şirketinde çalışıyor, karısına ve kızına düşkün bir aile adamı... Burada yeni işe başlayan Arzu (Sezin Akbaşoğulları), boşanmanın eşiğinde. Güven’in ev sahibi komiser, ailesine şiddet uyguluyor.
Reklam sektörünün önemli ismi Selim Demirdelen, ilk uzun metrajlı filmine “Kavşak” ile imza atıyor. Hayatları kesişen karakterlerin problemlerini, sıkışmışlık duygusunun öne çıktığı bir senaryo ve görüntü tercihleriyle anlatıyor. “Kavşak” başarılı oyuncu performanslarına ve temiz bir yönetmenliğe sahip bir ilk film.

18 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber