Garson kıyafeti yerine nostaljik okul önlüğü

Nişantaşı'nda önümüzdeki haftalarda açılacak olan It's a Joke adlı mekanı Mahmut Anlar tasarladı; personelin dikkat çekici kostümlerinde ise Biricik Suden'in imzası var

Yemekleri falan bir yana, burası dekorasyonu ve personelinin kostümleriyle fark yaratıyor. İç mimarisinde Mahmut Anlar'ın, kostümlerde ise Biricik Suden'in imzası var. Her ikisi de Çapamarka'yla ilk kez çalışıyor ama rüya takımı oluşturmuş gibi görünüyorlar, en azından öyle hissediyorlar. Sırada bir It's a Joke kitabı var. Kitapta kafenin dekorasyonu, kostümleri ve yemekleri yer alacak. Hayalleri ise yurtdışına da açılan bir It's a Joke zinciri yaratmak. İzzet Çapa'nın kurucusu olduğu Çapamarka'nın İstanbul gece hayatının trendlerini büyük ölçüde belirlediğini söylersek yanlış olmaz herhalde. Çapamarka şimdi farklı bir girişimde bulunup Nişantaşı'ndaki City's Alışveriş Merkezi'nin içinde It's a Joke adlı bir mekan açıyor. Burası hem kahvaltı edip öğle yemeği yiyebileceğiniz bir kafe hem akşam yemeğe gelebileceğiniz bir restoran hem de akşamüstü gelip 03.00'e kadar takılabileceğiniz bir bar. Gizli döşenmiş ışık sistemiyle mekanın ambiyansı değişebiliyor. Mahmut Anlar: Cahide konseptini beğeniyorum ama buranın Cahide'yle ilgisi yok. Burada bazı şeylerin finalini yapmak istedik. Eskiyle yeninin ve değerliyle değersiz malzemenin birlikte kullanılması, mutfağın yarı açık olması çok görülen şeyler. Bu trendden çok sıkıldım, her yer aynı. Son noktayı koymak istedim; mutfağı tamamen açtım, betonla kristali, en eskiyle en yeniyi bir arada kullandım. Artık bu trend kapansın ve biz son olalım, kafeler yeni trendlere yönelsin. Burada biraz Cahide'nin havası var. "Kafeye mutfaktan giriliyor" Mahmut A.: Ona bakarsanız insan da artık sabah evden bir kıyafetle çıkıyor, aynı kıyafetle öğle yemeğine de gidiyor, akşam bara da. Onun gibi bir şey bu. Bir karışım var çünkü. Sabahın erken saatlerinden gecenin geç saatlerine kadar açık olan bir yerin dekorasyonunu yapmak zor değil mi? Mahmut A.: Vestiyer dışarıda. Dışarıdan mekanın içi görünmüyor ve insanlar mekanın sürprizini dışarıdan görerek yaşamayacak, her şeyi içeri girdikten sonra keşfedecek. Girişe bir pano koyduk. Hani Türk filmlerinde komiserin masasının arkasında bordo deriden bir pano olur... Biz bunun basma kumaştan bir versiyonunu yaptık, üzerinde plastik bir kaplama var, mönü buraya yazılacak. Yanında Türk bayrağı, üstünde de Atatürk büstü var. Okuldaki Atatürk köşesini de andırıyor burası. Mekana mutfağın içinden giriliyor. Duvarlarda seramikleri ters kullandık. Bazı abajurların kumaşını attık, iskeletiyle astık. Mutfakta Çukurcuma'dan aldığımız eski antika dolaplar var. Mutfak barla birleşiyor. Mekanda duvar tipi şömine vardı, biz onu bir nevi soba-şömineye dönüştürdük. Arkasında ayna var, alev yandığında aynadan da efekt alıyor. Eski Bomonti evlerinde bulunan perdeler Laleli'den ama bulmak çok zor oldu, artık üretimini yapmıyorlarmış. Mekanı anlatır mısınız biraz? Biricik Suden: İşe dekorasyona dair hiçbir şey görmeden başladım. Sözlü anlattılar. Gözümde bir şeyler canlandı ama çok afakiydi. Kıyafetlerle dekorasyon hangi noktada birleşiyor? Biricik S.: Estetik zevkleri ve hayat görüşü birbirine yakın insanlar günün birinde bir yerde muhakkak buluşuyor. Bizimki de öyle oldu. İşin içinde Mahmut'un olması çok heyecan vericiydi. Fazla eleştiren biri olmama rağmen Mahmut'un bugüne kadarki her işini çok beğendim. Mahmut A.: Birkaç isim daha vardı ama Biricik'in bu dokuyu iyi anlayacağını biliyordum. Nasıl teklif geldi? Biricik S.: Kostümler biraz nostaljik olsun istedim çünkü buradaki bir masa örtüsünde bile o ruh var. Zamanımızın beyaz yakalı siyah ilkokul önlüğü dişide çok hoş durur. Gözü rahatsız etmez, fazla ön plana çıkmaz. Baktığınızda sevimli gelir. Bir yaşın üzerindekiler için nostaljiktir. Çok feminen de durabilir. Aynı zamanda disiplin duygusu verir. Personele nasıl kıyafetler hazırladınız? Garsonlar gözlüklü Biricik S.: Erkek garson kıyafetlerinde rüküş detayları hoş ve trendi gösterebileceğim bir model düşündüm. Kısa paçalı pantolon, beyaz çorap ve siyah mokasen ayakkabı giyiyorlar. Beyaz çorabı genelde aşağılarız. Beyaz çorabın doğru yerde, doğru duyguyla bütünleştiğinde hoş olabileceğini göstermek istedim. Gömlekler biraz askeri disiplini çağrıştırıyor. Renkleri duvarların sıva rengine de uygun olsun istediğimden, ona yakın bir yeşil tonu kullandım. Örgü kravatlar ve Ray-Ban pilot gözlükleri takıyorlar. En sevdiğim gözlük bu. Yakışmayanını görmedim. Erkek garsonların kıyafetleri nasıl? Biricik S.: Fonksiyonelliği düşündüm. Kıyafetlerin koltuk altları delikli. Yıkanabilen, hava alan, suyu hemen geçirmeyen ve fazla leke tutmayan kumaşları tercih ettim. Kimi "Samuray kıyafeti" dedi, kimi semazen kıyafetlerine benzetti. Semazen kıyafetlerine benziyorsa, bilinçaltımdan o çıkmıştır çünkü tasavvuf biraz mutfaktan başlar. Yemek çok önemlidir tasavvufta; öyle bir şey varsa içimdeki şeyi doğru yere yansıtmışım demektir. Aşçı kıyafetlerinde metal aksesuvarlarla farklılık yaratmaya çalıştım. Önlük yandan geliyor ve bir kavisle oturuyor bedene. Mutfaktaki iki şefe kıyafet yaparken elim ayağım titredi çünkü daha önce üniforma giymeyi hiç kabul etmemişler. Kıyafetleri benim yapacağımı duyunca onlar da istedi. Şefler aşçılarla aynı kostümü giyiyor fakat aksesuvarları altın renginde. Altın zincirlerle boyunlarında ve kollarında isim plakaları asılı. Aşçı şapkasında da altın renginde kral tacı baskısı yer alıyor. Mekana mutfağın içinden girildiği için misafirler önce mutfak personelini görüyor. Onlar için de kıyafet tasarladınız mı? Biricik S.: Kapıda misafirleri karşılayan personel için günün çizgilerine uygun bir kıyafet tasarladım. Kumaşı gördüğümde bana ilkokul silgilerini hatırlattı. Elbisenin kollarını elyafla kaplayıp şişirince tam silgi havasına büründü. Başına halojenden bir melek halkası yaptım. Karşılayan kişinin misafirlere pozitif duygular vermesi gerek. Ama eğer farklı bir açıdan bakmak isteyen olursa fetiş obje havası da veriyor bu melek halkası, siyah deri kayışla başa oturtuluyor. Ekibe yeni katılan ve garsonluk yapacak bir de rap'çi arkadaş var. Ona bir rap'çi kıyafeti hazırlıyorum. Tasarladığınız başka kıyafet var mı? Dışarıdan asansörle kafenin bulunduğu kata çıkılıyor; yani alışveriş merkezinin restoran katına çıkıyormuş gibi hissetmiyorsunuz. Amaç burayı bir mahalle barına dönüştürmek. Nişantaşı doğru adres olsa gerek. Salata ve makarna gibi yiyeceklerden oluşan bir kafe mönüsü var. İsteyenler et ve balık veya trüf mantarlı hamburger de yiyebilir. Kıymalı ıspanak, yalancı mantı gibi ev yemeği seçenekleri de var. Pazar günleri kahvaltı açık büfe. Gece kulüplerinden daha iyi servis vaat ediyorlar. Örneğin, Martini içmek isteyenlerin Martini'si barmen tarafından masalarında hazırlanacak. Petrus denemek isteyenlere bu şarap kadehte de servis edilebilecek. Yerden tavana uzanan bir kütüphane var. Tasarım ve yemek kitaplarının dışında edebiyat kitapları da yer alıyor. Bir kafede sosyolog Nilüfer Göle'nin kitabına rastlama ihtimaliniz çok düşük ama burada var; aynen Soner Yalçın ve Ece Temelkuran'ın birer kitabının olduğu gibi. Bilgisayarını yanında getirmeyenler için iki dizüstü bilgisayar da hazır bulunacak. Kütüphane zengin

Şarkıcı Linet’ten çıplak ayak dans şovBostancı Gösteri Merkezi'nde sahneye çıkan Linet, kalça dansıyla kendisini dinlemeye gelenlerden tam not aldı. Linet'in dans gösterisi dakikalarca alkışlandı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber