“Gönlüme su serptin, beni ağlattın diyorlar”

Hayranı olduğu Mevlana’nın rubailerinden derlediği “Korkma” single’ı ile karşımıza çıkan Deniz Arcak şarkıya çok güzel tepkiler geldiğini söylüyor: “Gönlüme su serptin, beni ağlattın diyorlar”

“Gönlüme su serptin, beni ağlattın diyorlar”

Deniz Arcak 90’lı yılların en popüler müzisyenlerinden biriydi. Sonra yavaş yavaş piyasadan elini ayağını çekti. “Ben hiçbir zaman ileri çıkmadım” dese de o yıllardaki gibi ortalarda olmadığı bir gerçek. Bu arada Mevlana’yı öğrenmeye adamış kendini Arcak. Son olarak da Mevlana’nın rubailerinden derlediği “Korkma” single’ı ile karşımıza çıktı. Ama onunki bir heves değil ya da Twitter’dan Mevlana’nın sözlerini paylaşan ünlüler gibi bir ilgi değil. Mevlana ile nasıl tanıştığını ve ona çok şey öğreten Şefik Can dedesini anlatırken yaşadığı heyecandan, arada dalıp gitmesinden belli bu. Bir de Mevlana öğreniyorum ben deyip ağırbaşlı davranma, böyle huşu içinde pozlar kesme ihtiyacı da hissetmiyor. Kıpır kıpır, neşeli, nükteli... “Herkes haute couture yaratılıyor, ben de böyle yaratılmışım işte” diyor.
Arcak ile ramazan boyu sergileyeceği “Orta Oyun”a gitmeden önce buluşuyoruz. Belli ki Mevlana iyi gelmiş Arcak’a, çocukluğumda nasıl hatırlıyorsam aynı öyle karşımda buluyorum onu.

Mevlana’nın öğretilerine olan ilginiz başladı?

Bir hırsız vesiledir aslında. Benim 35 yıllık bir arkadaşım var. Onun dayısının muayenehanesine hırsız giriyor ve hırsıza bakınız ki Mesnevi takımı çalıyor. Sonra hırsız yakalanıyor. Dayı hırsıza soruyor “Nerede Mesneviler?” diye. O da sahafın adını veriyor. Bizim dayı gidiyor sahafa, orada kendine ait olan Tahir’ül Mevlevi’nin Mesnevilerini buluyor. Sahaf da diyor ki “Bunlar çok güzel, ne olur biraz daha bende kalsın. Bak onun öğrencisi Şefik Can Mesnevi çıkardı yeni, sen bunları al”. Böylelikle Şefik Can dedem ve Mesneviler bizim elimize geçiyor.
Ben vapura biniyorum, Mesnevi’nin kapağını açıyorum, sene 99... Vapur durmuş, insanlar inmiş... Farkında değilim. Sonra ne zaman trafik tıkanıyor ben Mesnevi okuyorum, arkadaşlarımla yemeğe çıkıyorum, onlar sohbet ederken ben Mesnevi okuyorum. Bırakamıyorum elimden. Öyle bir tutku ile denize düşme ihtiyacım varmış demek ki. Sonra köpeğim Karpuz rahmetli olduğunda onu yıkatmaya götürüyorduk aynı arkadaşım Alphan ile. “Biliyor musun Şefik Can burada oturuyor” dedi. Karpuz’u gömmemizle dedemin kapısında bitmemiz bir oldu. Böylelikle hayatıma bir Şefik Can girdi Mesnevi ile paralel olarak.

“Amcam ‘Ver elini öpeceğim’ demişti”

Nasıl etkiledi hayatınızı?

Şefik Can dedemin hayatıma dokunması bir damlanın suya düşmesi ve onun hare hare etrafa yayılması gibi oldu. Arkadaşlarımla ailemle, hayatla ilişkime, hayata bakışıma... Kendine saplanıp kalmaktan kurtuluyorsun. “Ben böyleyim kardeşim, yerse” tavrının kendini değiştirememe yolunda bir gerizekalılık olduğunu çok güzel anlatıyor. Veya hatalarımızla övünüyoruz “Şöyle içtim, böyle kestim...” Ee? “So what?” diyor Mesnevi sana, “Ne geçti eline?” Başkalarına nasıl daha fazla faydalı olabilirsin? Bu büyük aşk denizinde tadını çıkara çıkara nasıl yüzersin? Mesnevi’nin çok başka bir lisanı var, ilk başta anlamıyorsun. Mesnevi’nin dili gönülce, biz gönülceyi unutuyoruz büyüyünce. Hatırlamak gerekiyor.

Çevrenizde sizden etkilenip başlayanlar oldu mu?

Tabii, maaile uçtuk. Bir bayram günü bizimkileri aradım “Bayramınız kutlu olsun, ellerinizden öperim ama size yarın geleceğim şimdi dedeme gidiyorum” dedim. Bizimkiler bozuldu, “Biz de geliyoruz” dediler. Amcamlar ve annemlerle yola koyulduk. Yolda amcam aktüaliteye dair bir soru sordu. Övünmek gibi olmasın o kadar cahilimdir ki... Dünyadan haberim yoktur. Amcam kızdı bana “Nasıl bu kadar cahil olursun!” diye. Sonra dedeme geldik. Amcam sağcıdır, babam solcudur
bu arada. Dedem öyle bir hikaye anlatmaya başladı ki 70 yaşın üstündeki koca adamlar dedemin ayaklarının dibine diz çöktü.
Hikayede sağcılar ve solcularla ilgili tarihi bir şeyler anlatıyor ve bu ikisini cem ediyor. Uçtu bizimkiler.. Çıktık dedemin evinden, amcam
“Ver elini öpeceğim sen ne biçim bir üniversiteye gidiyormuşsun, boşver aktüaliteyi” dedi.

“Sabahları bir saat buzlukta oturuyorum!”

Bir süredir geri planda kaldınız sanki...

Ben hiç ileri çıkmıyorum ki aslında. Hayat ne sunuyorsa tepside onu yapıyorsun. Sonuçta ben şarkı yapmaya devam ediyorum, söylemekten de çok zevk alıyorum. Piyasada olayım gibi bir derdim yok, öyle bir tip gibi hissetmiyorum kendimi.

Eğitmenlik yapmaya devam ediyorsunuz değil mi?

Müzik ve ses-nefes öğretiyorum. Çok çok zevkli eğitmenlik. İnanılmaz bir haz benim için. Onlarla da başka haller yaşıyoruz. Bir sürü yaş grubundan öğrencilerim var ve hepsinden başka bir şey öğreniyorum. Yerim ben onları kısacası. Tiyatro yapmaya da devam ediyorum. Şarkı söylemeyi de çok özledim. Daha aktif yapmak istiyorum artık.

Sizin daha popüler olduğunuz yıllarda ben daha çocuktum. Hâlâ o hatırladığım, kulağında tüy küpesi olan Deniz Arcak var karşımda. Var mı bu işin bir sırrı?

Sabahları buzlukta oturuyorum bir saat (gülüyor). İçeride biri genç galiba. O içerideki dışarı çıkıyor. Bakışlarda galiba o iş. Botoks da yaptırsan bir şey fark etmez. Genç görünmek başka bir şey, genç bakmak başka bir şey galiba. Hz. Mevlana
diyor ki; “Sen yaş dal olmaya bak çünkü dal kuruyunca, ben oldum deyince gidecek yol yok”. Ama sen yaş bir dalsan her rüzgarda başka bir yöne dönüyorsun.

“Evde birkaç arkadaş toplanıp Mesnevi okuyoruz”

Bu şarkı nasıl çıktı ortaya?

Farkında bile değilim valla şekerim. Rubaileri okuyordum zaten. Yazdığım sözlerde de ister istemez etkileniyorum. Belki besteleriz bir gün diye düşünüyordum. Şefik Can dedem bana hep derdi ki “Cesur ol, yeise kapılma, koş” Korkma yani... Bu beni hayatın içinde bu da geçecek diye düşünmeye itti. Kötü bir şey yaşıyorsam eğer, bu geçince arkasındaki hediyeyi göreceğim diye yaşamaya başladım. Onun için de “Bu dünya çok şeylere gebe, doğurduklarından korkma. Başına her ne gelirse devamlı değildir, korkma”, beni çok teselli eden bir şey oldu.

Uygulabiliyor musunuz?

Tabii ki yapamıyorum. Rezalet zor bir şey... Ama hiç değilse teselli bulmaya veya kendini akord etmeye ihtiyacın olduğu zamanlarda hafızanda bu olursa, bununla mayalayabilirsen hayatını, bazı şeyler ufak ufak hale geçmeye başlayabilir.

Şarkıya tepkiler nasıl?

Çok beğeniliyor. “Gönlüme su serptin, beni ağlattın” diyorlar.

Sizin öğrendiklerinizi öğretme durumunuz oldu mu?

Estafurullah, öyle şey olur mu? Evde birkaç arkadaş toplanıp Mesnevi okuyoruz sadece. Dedem bile öğretmeye kalkmadı ki... “Ben bir hiç oldum sakın bana benzemeyin” diyor onca donanımına rağmen. Çekilin ben popçuyum desem kaç yazar (gülüyor).

Dedenizin dinleme şansı oldu mu şarkıyı?

Yok. O, 2005, 25 Ocak’ta gitti. Ama “Eyvallah”ı televizyonun içine girerek dinlemişti. Hatta “Benim bu işleri bırakmam mı gerek?” diye sorduğumda “Olur mu sen önde söyleyeceksin, ben arkanda def çalacağım” derdi (gülüyor).

17 Kasım 2019 Magazin Bülteni17 Kasım 2019 Magazin Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber