‘İlk 10 dakika nutkumuz tutuldu’

Yeni Eurovision temsilcimiz: “Bu hafta ‘Can Bonomo da kim?’ faslını atlattık, huzur içinde çalışmaya devam edebiliriz

‘İlk 10 dakika nutkumuz tutuldu’

Beş gündür sosyal medyada, televizyonda ve gazetelerde hep aynı sorunun cevabı aranıyor: “Kim bu Can Bonomo?” Biz kendisiyle bir sene önce albümü çıktığı dönemde de bir araya geldiğimiz için cevabı biliyor olsak da hafızanızı tazelemek istedik.
Buluştuğumuzda Bonomo üç günde sekiz saat uyuyabilmişti dolayısıyla çok yorgundu ayrıca sürekli aynı sorulara cevap vermekten de epey sıkılmıştı. Yine de heyecanı hatta şoku devam ediyordu: “TRT’den aradıklarında program sunmamı isteyecekler sandım. Görüşmeye giderken yolda ‘Bir bakarsın Eurovision’a çağırırlar’ diye dalga bile geçtik.”
Bonomo’nun şu an en büyük hayali stüdyoya kapanıp parçalarını hazırlamak. “İnsanlar ‘Can Bonomo kimdir?’ sorusunun cevabını bu hafta sonu itibariyle almış olacaklar. Bundan sonra işin müzikal kısmıyla ilgileneceğim. 31 Ocak’ta parçaları TRT’ye teslim etmem gerek” diyor.

Bonomo’nun Eurovision için fazla amatör bulunmasına cevabı da şöyle:
“Evet çok genç bir müzisyenim ve Türkiye’de alışılmadık bir müzik yapıyorum ama kendime güvenim tam. O üç dakikalık sürede Türkiye’yi en iyi şekilde temsil edeceğim. Derece alır mıyım bilemem ama kimseyi utandırmayacağım kesin!”


‘İlk 10 dakika nutkumuz tutuldu’

* Son bir haftadır en çok sorulan soruyu bir de size yöneltelim. Can Bonomo kimdir?

24 yaşında İzmirli bir çocuk. Bir babası ve ablası var. Annesini geçen sene kaybetti. Üniversitede sinema okudu. Yönetmen olmak istiyordu. Kısa filmlerde oynadı, dizilerde ufak roller aldı sonra çocukluk aşkı müziğe döndü ve bir sene önce albüm çıkardı. Farklı bir müzik yapıyor. Daha önce duyduklarınıza benzemiyor.

* Müziğe nasıl ve ne zaman âşık oldu?

Dedesinin sesi çok güzeldi. Nameli şarkılar söylerdi. Can da onunla birlikte şarkı söylemeye başladı. 8 yaşında gitar dersi almaya başladı. Maksat o çalsın dedesi söylesindi. Dedesi Can’a darbuka da aldı, bendir çalmasını da öğretti. Ailesinde başka müzisyen yoktu yani bu hastalık dededen bulaştı.

* Peki ailesi Eurovision’a katılacağını öğrendiği zaman ne tepki verdi?

(Kahkaha atıyor) Bunu bire bir anlatmam gerek. Babamı aradım “Baba bu sene Eurovision’a ben gidiyorum” dedim. “Nasıl gidiyorsun oğlum? Organizasyonda görev falan mı verdiler?” dedi. “Hayır, ülkemizi ben temsil edeceğim” dedim. Durdu, anlamadı. “Kapat ben seni arayacağım” dedi. 10 dakika sonra telefon çaldı. Belli ki gözleri dolu, mutluluktan sesi titreyerek tebrik etti.

* Eurovision konusunda heyecanınız ne durumda?

Müthiş heyecanlıyım, şok devam ediyor. Ama feci yorgunum. Durmadan röportaj vererek, televizyonların canlı yayınlarına katılarak kendimi anlatıyorum. Çalan telefonlardan kafamızı kaldıramaz haldeyiz. Ekip olarak telefon melodilerimizi iki saatte bir değiştiriyoruz, aynı sesi duymak Çin işkencesi gibi.

* TRT’ye başvuru mu yapmıştınız Eurovision’a katılmak için?

Benden önce sistem nasıl işliyordu bilmiyorum ama ben başvuru falan yapmadım. Hatta TRT bizi aramadan iki gün önce bir üniversitede söyleşideydik. Biri “Eurovision’a gitmeniz teklif edilse cevabınız ne olur?” dedi. Karşılıklı güldük, “O gün çok uzak herhalde ama tabii ki seve seve giderim” dedim. 48 saat sonra TRT’den telefon geldi. Şoka girdim tabii.

“Eurovision’a ha ben gitmişim ha en meşhur popçu gitmiş ne fark eder”

* Şoku atlattıktan sonra “Neden ben?” demişsinizdir...

10 dakika birbirimize baktık, nutkumuz tutuldu. O an hiçbir şey söyleyemiyorsun. Yani üzümünü yiyip bağını sormadık. Ekipten birileri “Abi o tarihlerde İstanbul konserlerimiz var, onlar ne olacak?” dedi. Sonra ben “Oley, hep birlikte tatile gidiyoruz, Bakü’de otelde kalacağız” diye sevindim. Saçmaladık epey. Yani işin ciddiyetini o anda kavrayamıyorsun. Ama şimdi düşününce TRT’nin kararını çok cesur buluyorum. Gencecik, daha ilk albümünü bir yıl önce çıkarmış, üstelik Türkiye’deki ana akım müziklerden farklı bir iş yapmaya çabalayan birini göndermek yerinde bir karar. İsmail Güngör (TRT Müzik Genel Koordinatörü) yenilikçi bir insan. Kliplerimi izlemiş, albümü dinlemiş ve karar vermiş. “İlk sizinle görüştük, kabul etmeseydiniz diğer adaylara geçecektik” dedi. Anladığım kadarıyla yurtdışına “Bakın ülkemizde böyle gençler de var” demek istiyorlar. Ayrıca “Can Bonomo’yu biz bile tanımıyoruz. Eurovision’da ne yapabilir ki?” diyenleri komik buluyorum. Buradaki en popüler ismi yollasak da fark etmeyecek, onları da zaten tanımıyorlar ki. Ha ben gitmişim ha en meşhur popçu.

* Bu yarışmaya katılmak riskli karar değil mi? Sonuncu olursanız kariyeriniz zedelenmez mi?

Henüz 24 yaşındayım. Sonuncu olsam ne kaybederim ki? Ayrıca yaptığım müziğe güveniyorum, iddialıyım. “Dereceye girerim” diyemesem de başarısız olmayacağımdan eminim.

* Yaptığınız müziği hiç dinlememiş birine nasıl anlatırsınız?

“İstanbul müziği” diyorum. Her şeyden biraz var. Darbuka da keman da... Hızlı anları da var çok yavaş da. İstanbul gibi... İçinde sağlıklı dozajda pop, rock ve hard rock var. Bir anda çok etnik olabiliyor. Tam etnik devam edecek derken batılılaşıyor. Kısacası dengesiz ve şaşırtıcı. Tıpkı bu şehir gibi.

“Milletvekili yeğeni olduğumu zannedenler var”

* “ TRT bu çocuğu nereden buldu?” diyenler var...

Tanınmamam kadar normal bir şey olamaz. Daha albüm çıkaralı bir yıl olmadı, üstelik pop da yapmıyorum. Ama kendine müzik otoritesi diyen ve “Can Bonomo’yu hiç duymadım” tepkisi verenler garip. Burada da benim bir suçum yok herhalde, onların müzik otoriteliğini tartışmak lazım galiba. Ama buradan rahatlatalım isterseniz: Merak etmeyin, biz tanıştık. Bu hafta “Can Bonomo da kim?” faslını atlattık, artık huzur içinde devam edebiliriz.

* TRT’nin kadın müzisyen göndermek istemediği için sizi seçtiği de söylendi...

Ya neler söylenmedi ki? Milletvekilinin yeğeni olduğumu zanneden bile varmış. Saçma buluyorum bu tür eleştirileri. Sanat yapıyoruz en nihayetinde, bürokratik ya da siyasi bir anlam aramamak lazım altında. Ayrıca sahneye beş erkek arkadaşımla çıkıp tesbih mi çekeceğim? Tabii ki dansçlı kızlar olacak yanımda.

* Seçilmeniz ile ilgili ayrımcılık içeren konuşmalar, yazılar da söz konusu olmaya başladı...

Evet ama buna da olumlu yaklaşmaya çalışıyorum. Musevi olduğum için “Türkiye’yi bir Türk temsil etmeyecek mi?” tarzında konuşanların bilgisizliğine veriyorum. Sefarad Yahudisiyim yani atalarım yüzyıllar önce buraya gelmiş. Türkiye’deki 36 ayrı etnik kökenin en eskilerinden birinden bahsediyorum. Kısacası rahat olsunlar, ülkemizi temsil edecek kadar Türküm.

* Son olarak bestenizin hazır olduğu, TRT’nin de sizi parçanız hazır diye seçtiği söylendi...

Bunu şu an sizden öğreniyorum valla! Ortada beste falan yok henüz. Elimde üç albüme yetecek kadar parçam var ama Eurovision için kullanmayacağım. Yarışmaya üç parça hazırlayacağım, dile karar vermedim. Muhtemelen İngilizce olacaktır.

“Seda Sayan’ın tebrik mesajına çok sevindim”

* “Bir dönem oyunculuğu denedim ama meslek olarak devam ettirmem.
Ancak çok baba bir yönetmenin sinema filminde rol denk gelirse oynarım”
* “Şiir yazıyorum. Şarkı sözlerimin hepsi bana ait. İleride şiir kitabı çıkarmak istiyorum”
* “Gelen tebrik mesajları arasında ikisine çok sevindim. Biri Seda Sayan’dan ‘Oğluşum biliyorum sen en iyisini yaparsın muck” yazmış. Biri de Şebnem Ferah’tan, ‘Birinci olacaksın’ demiş. İkisi de gurur verdi ve gülümsetti”
* “17 dövmem var. Elimdeki üç kalın çizgi konuşuluyor. Bu, pagan müzisyenlerin enstrümanlarının üzerine kazıdıkları bir desenmiş. Onları ilham tanrısına yakınlaştırdığına inanıyorlarmış. Ben de inanıyorum.”

20 Eylül 2019 Magazin Haberleri.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber