Kaldırın kağıtları yazılım yapacağız

Microsoft 497 milyon euro ceza aldı. Tasası beni sardı...

tubakyol@yahoo.com Ben kesin önceki hayatımda bir kızılderili kabilesinde "Oturan Boğa" falandım. Kabilem sağ olsun, bana oturduğum yerde armağanlar sunardı. Böylece karnımı doyurur, hiçbir şeyden mahrum olmaz ve hiçbir yere de gitmek zorunda kalmazdım.Ne yazık ki o mesut günler mazide kaldı. Şimdi yerimden kalkıp çanta almaya gitmem gerekiyor. Gideceğim şirket de mobil uygulamalar falan yapan bir şirket. Satış ve tanıtım alanında galiba, internet uygulamaları vesaire, öyle şeyler... Hiç anlamam bu işlerden.Bildiğim, bu Parkyeri denen şirket "açık kaynak kod" camiasından."Açık kaynak kod" hadisesinin de benim şu eski kabilemde uygulanan armağan ekonomisi ile gayet yakın ilişkisi var.Madem oraya kadar gideceğim, hadi bana bir armağan versinler...Nasıl bir armağan?"Microsoft'un aldığı cezayı, 'açık kaynak kod' meselesini azıcık anlatsınlar...""Microsoft batmaz, üzülme"Kabul ettiler etmesine de, bu sohbet "toplantı odasında" yapılınca, bir tür röportaja dönüştü. "Bir tür" diyorum, çünkü benim ses kayıt cihazım yanımda değildi. Ve ben şu hayatta hiçbir zaman not almayı becerebilmiş değilim. Hayalimdeki asıl meslek kırtasiyecilik olduğundan defter-kalem çok severim, not almaya çok özenirim...Defterimi kalemimi çıkardım. Bu sefer başaracağım.Avrupa Birliği'nin Microsoft'a kestiği 497 milyon avroluk para cezasını sorarak başladım.Parkyeri'nin iki ortağı Giray Pultar ve Murat Avcı ile Parkyeri'nde Bilgi Sistemleri Danışmanı gibi bana pek havalı gelen bir titrle çalışan Devrim Gündüz bir şeyler söylediler. Hatırlamıyorum. Not alamadım. İhtimal not almayı beceremeyeceğimi o esnada anladığım için yüzüm düşmüş olmalı. Microsoft için ağlayacak gibi mi duruyordum, nedir; "Üzülme" dedi Devrim, "Bu kadar para cezası Microsoft'u etkilemez. Bir şey olmayacak, merak etme."Ne üzüleceğim! Hem Microsoft'un kaynak kodları da "kapalı" zaten.Bu notların hakikaten bir manası var mı?Röportajı yaptım. Soracağım her şeyi sordum. Şimdi elimde şöyle notlar var: Pasteur, kuduz aşısı... Hacker —-> Printer —-> Niye vermiyorsun?Sanat? Güzel yazılmış. Anlamlı değişkenler...Kod + gündelik hayat —-> XX —-> Tam tersiCopyright —-> Left * * *Zor oldu ama çözdüm manalarını. Buyrun... Bir arkadaştan bir çanta almam gerekiyor. İçi para dolu bir çanta... Değil, ne yazık ki! İçi para dolu bile olmayan bir çantayı almak için arkadaşın işyerine gitmem gerekiyor. Bazı kızılderili kabileleri eskiden yıl sonunda bir tür şenlikle ellerinde ne varsa yiyip içip tüketip, artanları da yakarlarmış.Sebep? Kim bilir, belki mülkiyet duygusu diye bir şey yoktu adamlarda. Neyse ne, ama sonuçta kabilenin tüm üyeleri bu bayramın ardından eşitleniyordu. Budistlerin de benzer bir bayramı varmış.Armağan ekonomisinin en eski örnekleri kabul ediliyor bunlar. Bugün böyle bir ekonomik düzen kurulur mu? Uçuk di mi biraz?Ama kan bankaları, organ bağışı organizasyonları, internette isteyen herkesin içeriğine katkı yapabildiği "ansiklopediler" ya da mesela anne babaların çocuklarının eğitim masraflarını üstlenmeleri... Bunlar da bir nevi armağan ekonomisi örnekleri.Ve tabii açık kaynak kodlu yazılımlar.Yazılımın kaynak kodunu paylaşmak "hacker etiği"nin bir gereği...* Birkaç ay evvel şehirlerarası otobüslerin mola verdiği bir "dinlenme tesisi"nde, sabahın 3.00'ünde, Yeditepe Üniversitesi'nden Cenk'in okulda yaptığı "Armağan ekonomisi ve hacker etiği" başlıklı sunumunun bahsini dinlemiştim. "Armağan ekonomisi ve hacker etiği"* Gündelik hayatta kullandığımız birçok şeyin ardında yazılımlar var. Otomobillerde, asansörlerde, cep telefonlarında, manyetik kartla açılan kapılarda ve tabii bilgisayarlarda...Bu yazılımların da kaynak kodları var.Bu kaynak dosyalarının isteyen herkesin ulaşabileceği şekilde açık olmasına "açık kaynak kod" deniyor.Şimdi ben bilgisayarda kullandığım programın diyelim, kaynak koduna ulaşsam ne olacak, ulaşamasam ne olacak? Bir şey anlamam ki!Ama anlayanlar kendi ihtiyacına uygun olarak yazılımı değiştirmek ya da o kaynak kodu kullanarak programı geliştirmek istiyor.Zaten kimileri de hacker'ların esasında "kötü niyetli, hırsızlık amaçlı kod kırıcı"lar değil de; bu bilginin kamu malı olduğuna inanan, kullandıkları programın, cihazın vesaire yazılımına ulaşarak onu geliştirmek, iyileştirmek falan filan isteyen kimseler olduğunu savunuyor.Devrim "Pasteur ve kuduz aşısı" örneğini verdi. "Ya Pasteur kuduz aşısının formülünü sadece kendine saklayıp kimseyle paylaşmasaydı, sadece kendi kliniğinde satsaydı, sonra o ölünce, bu kez başka biri kuduz aşısını bulmaya çalışsaydı?" Pasteur, kuduz aşısı... Ya da bilgi kamunun malıdır! Giray'ın anlattığı bir anekdot bu: 1980'de, ABD'nin meşhur eğitim kurumu MIT'de Artificial Intelligent (Yapay Zeka) Laboratuvarı'nda çalışan bir grup yazıcıyla ilgili sorun yaşıyor. Bunun üzerine meşhur hacker Richard Stallman, yazıcının yazılımını ihtiyaca uygun hale getirmek için üretici firmadan kaynak kodunu istiyor. Vermiyorlar. Stallman da "Niye vermiyorsun?" diyor.Sonra da açık kaynak kodlu yazılımın ne kadar mühim ihtiyaç olduğunu iyice idrak ederek Özgür Yazılım Hareketi'ni başlatıyor."Şimdi katıl bize ve yazılımı paylaş /Özgür olacaksınız hacker'lar, özgür olacaksınız / İstifçiler deste deste paraları istifler /Bu doğru hacker'lar, bu doğru /Ama onlar komşularına yardım etmezler /Bu iyi değil hacker'lar, bu iyi değil..." Hacker —-> Printer —-> Niye vermiyorsun? (Richard Stallman'ın "Free Software Song / Özgür Yazılım Şarkısı"ndan... Youtube'da dinleyebilirsiniz, komik.) Program dili denilen şey basbayağı bir yazı dili. Kendi cümle kalıpları, kendi imlası falan olan bir dil. Ortada bir yazı dili varsa, bunun niye bir tür edebiyatı da olmasın? Aynı konuda tamamen aynı şeyi yazan iki kişi nasıl birbirinden farklı ifade edebilirse meramını, yazılımda da -belki diğer dillerdeki kadar geniş bir hareket alanı yok ama- biri diğerinden daha iyi, daha estetik, daha -ne bileyim- şiirsel ifade edebilir.Yazılımcılar dışında kimse anlamıyor ki orada yazılanı.Olsun. Anlayan anlar.Çok zekiyim ya, tüm dünyada ilk benim aklıma geldi yazılım sanatı fikri zannediyordum ben. Neyse ki Murat "Zaten var böyle bir şey" dedi.Evet, "software art" diye bir şey var. Aslında benim dediğimden biraz farklı bunlar sanki, daha "resim" gibi. Ama "code poetry / şiirsel kod" diye de bir şey var.21'inci yüzyılın sanatı yazılım olabilir. Sanat? Güzel yazılmış. Anlamlı değişken Armağan ekonomisi, anarşistlerin (otorite karşıtları) kapitalizme alternatif olarak önerdikleri bir model. Herkes istediği kadar üretsin, herkes istediği kadar tüketsin... Mecburiyet olmasın. Gönüllülük esas olsun. Hayat bayram olsun. O la la!Olmaz mı? "Oluyor" denemez tabii ama... Olmuyor da değil. Bazı şirketlerde "başka türlü bir iş düzeni" arayışı var. Bu yeni modeller mümkün mertebe "isteyen istediği işi, istediği zaman, istediği yerde yapsın"a dayanıyor.Parkyeri'nde mesela kimse çalışanlara şu işi ya da bu işi yapmasını söylemiyor. İşler arasında iş beğenip bizzat seçmek gerekiyor. İşlerin bir "son teslim tarihi" var tabii ama o tarihe kadar kendi belirlediğiniz saatlerde çalışıyorsunuz. İsterseniz evinizde, isterseniz şirketin ofislerinden birindeki boş bilgisayarlardan birinde.Boş bilgisayarlardan birinde... Çünkü bu şirkette çalışanların sabit bir oturma düzeni yok. Kim nereyi boş bulursa oraya çöküyor, bilgisayardan kendi oturumunu açıyor.Yaptığınız işi kendiniz seçiyorsunuz derken de... Tabii kimsenin yapmak istemediği işler de oluyor. Eğer o işlerden birini seçerseniz, aylık performans değerlendirmesinde sizi "görüyorlar". Siz de maaşınızda "fark" görüyorsunuz. Başka türlü bir iş, anarşistlerin istediği... Copyright'ı bilirsiniz, telif hakkı demek. Telif hakkı kanunu; bir "eserin" izinsiz çoğaltılmasını, dağıtılmasını, değiştirilmesini engelliyor. Copyleft'li bir "eser"le ise istediğinizi yapabilirsiniz.Bir şartla.Değiştirip geliştirdikten sonra başkalarının yine aynı şekilde çoğaltmasına, dağıtmasına ve değiştirmesine izin vermelisiniz. Copyright —-> Copyleft Yazılım dilini gündelik hayatta kullanıp kullanmadıklarını sordum. Giray da "Öyle bir şey aklıma gelmiyor ama tam tersi oluyor bazen. Yazılımdan insan gibi bahsediyoruz" dedi. Bazen bir yazılımla ilgili problemi çözmek için "Ben bilmem ne modülüyüm. Sen bilmem ne modülüsün. Şimdi ben şöyle yapacağım..." falan diye konuşuyorlarmış.Daha doğru dürüst not almayı bilmem, bir de kısaltma yapmaya kalkışmışım. "X"i "tam tersi" manasında kullanmışım. Kod + gündelik hayat —-> X

22 Ekim 2019 Magazin Bülteni.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber