Geri Dön

Kutoğlu ile Gül'ün dört yıldır görüşmediği doğru değil

malphan@milliyet.com.tr Açıkladı: "Bu üç kadının karışımı bir tarz yaratacağım." Tabii bütün gazeteler atladı bunun üzerine. E atlanmayacak gibi değil. Sophia Loren nerdeeee, Hayrünnisa Gül nerdeeeee? Yani, tarz olarak bu iki kadın nasıl aynı noktada buluşabilirlerdi? Sophia Loren başına bir eşarp atıyordu ya da modada da etnik tarzın yükselişte olduğu dönemde bir filmde Afrikalı kadınların kullandıkları tarzda türban takıyordu belki ama türbanın altında göğüs dekoltesi göbeğine kadar iniyordu. Modanın kuralıdır bu: Bir yerini açmak için bir yerini kapayacaksın. Her yeri aynı anda açınca olmuyor, bir denge kurmak lazım.Anlayacağınız Sophia Loren'in tarzını alıp Hayrünnisa hanıma kolay kolay adapte edemezsiniz. Neyse, zaten Gül cephesi yalanladı Kutoğlu'na danıştıklarını. Sözüm ona dört yıldır görüşmüyorlarmış. Tüm bunlar olup biterken Milliyet'in Dış Haberler Servisi'nden İpek Yezdani, The Guardian'a konuşan Atıl Kutoğlu'nu arayıp röportaj istedi geçen hafta.Kutoğlu şöyle dedi: "Bu olay çok büyüdü, ben artık konuşmak istemiyorum." (Acaba olayı büyüten kim?)İpek ne yapsın, kapadı telefonu.Sonra BBC'nin internet sitesinde Atıl Kutoğlu'yla konuşularak yapılan bir başka haber çıktı. Bunun üzerine İpek bir kez daha aradı Kutoğlu'nu: "Atıl bey, siz artık konuşmak istemediğinizi söylemiştiniz ama yabancı basına konuşup duruyorsunuz. Bize de konuşun lütfen."Kutoğlu'nun cevabı ise gülmekten yerlere yatıracak cinsten: "Ben BBC'nin radyosuna konuşmuştum, internette de mi çıkmış?"Yahu bu adam bizimle dalga mı geçiyor?Böyle bir iletişim çağında kapalı kapılar ardında konuşulan meseleleri bile dünya hemen duyuyor. Ki sen zaten o kurumun radyosuna konuşmuşsun. Anında haberi internet sitesine alacaklar tabii!Neyse, bizimki yine konuşmamış. Diğer yandan Alman gazetesi Frankfurter Allgemeine Zeitung'a Gül için hazırladığı dört kreasyonun çizimlerini vermiş.Yani Hayrünnisa hanımın yalanlamasına rağmen Kutoğlu çalışmalara devam ediyor. Bu nasıl yalan?Çünkü yalan değil. Hayrünnisa Gül'ün Atıl Kutoğlu ile en son 2002'de görüştüğünü söylemesine rağmen ben çok iyi biliyorum ki (görgü tanığım var) 2005 yazında, Başbakan'ın danışmanı Ahmet Sever'in oğlunun Bilkent Otel'deki sünnet düğününde Gül ile Kutoğlu aynı masada oturdu ve tabii ki konuştular. Sizce kim doğru söylüyor? Özet geçelim... Atıl Kutoğlu, first lady Hayrünnisa Gül'ün kendisinden köşkteki günlerinde kullanması için yeni başörtüsü/türban modelleri istediğini açıkladı basına. Kutoğlu Sophia Loren'den girdi, Romy Schneider'den geçti, Catherine Deneuve'dan çıktı... Tuba Ünsal'ın Süper dergisindeki anketi dikkatimi çekti. "Ben trendleri takip etmem. Trend yaratırım" demiş. Yok artık!Şimdi ankete şöyle bir bakalım... Siz karar verin Tuba Ünsal trend mi yaratıyor, yoksa herkes gibi trendleri takip mi ediyor... Tuba Ünsal trend yaratmıyor, bal gibi trendleri takip ediyor Rugan ayakkabı.(Rugan ayakkabı sezonun en trendi ürünlerinden biriydi. Bu trendi Tuba Ünsal yaratmadı tabii ki.) Bu sezon başında aldığınız ilk ürün nedir? Balenciaga.(Yahu, Balenciaga birkaç sezondan beri en popüler çanta markası. Tuba Ünsal Balenciaga çanta trendini kendisinin yarattığını düşünüyorsa feci şekilde yanılıyor.) En sevdiğiniz çanta markası nedir? Ugg botlarım.(Ugg botlar artık moda bile değil, çoktan demode oldu. Ve bunlar trendi olduğu dönemde de yine bu trendi yaratan Tuba Ünsal değil, Hollywood'lu ünlülerdi.) Giymeden sokağa çıkamadığınız şey nedir? Dizüstü elbise ve altına bot.(Evet bu modayı da Hollywood'dan ithal ettik ve yeterince de tükettik.)Bunların yanında Tuba Ünsal alışveriş ettiği yerleri şöyle sıralıyor: Zara, Topshop, Beymen Outlet...Zara ve Topshop'ı "high street" markaları diye tabir ediyoruz. Yani uygun fiyata moda ya da trendi giyim imkanı sağlayan markalar bunlar. Her sezon trendlere uygun giysiler üretip satıyorlar. Buradan da anlaşılıyor ki Tuba Ünsal trendleri satın alıyor, yaratmıyor. Cumartesi gecesi için en sevdiğiniz kıyafet nedir? Malum çağ imaj çağı. Böyle bir zamanda ise TBMM'nin imajı yerlerde sürünüyor. Çoğu zaman birçokları tarafından sarf edilen "erkek egemen", "başarısız politikacılarla dolu" ve "bıyıklı" sözleri Meclis'in üzerine kara bulut gibi çöktü. Bildiğiniz gibi, ülkedeki bütün olumsuzlukların politikacılardan kaynaklandığı düşünülüyor.Meclis'teki kadın milletvekili sayısının artması bu anlamda olumlu bir adım.Bu aralar kadın milletvekilleri (ne giysin, ne giymesin tartışmaları arasında) genellikle beyaz takımlarla adım atıyor TBMM'ye. DTP'li kadın milletvekilleri mazbatalarını almaya giderken beyaz kıyafetler giymişti. AKP'li kadın milletvekilleri ise Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci tur oylamasında beyaz ceketler giydi. Bu benim çok hoşuma gidiyor. Erkek milletvekillerinin sıkıcı lacivert takım elbiselerini kıracak bir şey bu. Bu beyaz takımlar Meclis'in yüzünü açacak, kara bulutları aralayacak ve ortamı aydınlatacak bir detay. Yani dikkat çekmek için ille de çingene pembesi giyilmesi gerekmiyor. Beyaz da pekala Meclis'e renk katacak bir renk. Hangi partiden olurlarsa olsunlar, kadın milletvekillerinin beyaz kıyafetle yakaladığı bütünlüğü her anlamda dayanışmaya çevirmelerini umuyorum. Beyaz dayanışması Geçen hafta gazetelerde okumuşsunuzdur belki, Nur Yerlitaş çanta tasarımına başladı. İlk müşterisi de Derin Mermerci'ydi. Yerlitaş çantalara talebin çok olduğunu söylüyor. Bahar Şer, Özlem Önal ve Heves Ekinci bu çantalar için sıradaymış. Çantalar şimdilik tek modelde yapılıyor. 50 ve 60'lı yılların çizgilerini taşıyan çantalar koltuk altına sıkıştırarak ya da elde taşınıyor. Yerlitaş hayvan derisi kullanmıyor, atölyesinde kalmış değerli kumaşları değerlendiriyor. Özellikle kadife, döşemelik kumaş, saten ve rugandan yapılacak bu çantalar. Yerlitaş, "Ben bu model çantaları yıllardır kullanırım. Bana eskiden bu çantaları taşıdığım için gülerler, 'kokoş' derlerdi. Şimdi bakın moda oldu" diyor. Çantaya çok meraklı olduğunu söylüyor: "Gözüme iyi görünen her çantayı kullanabilirim. Bu suni deri de olur, pazardan da olur, marka olmak zorunda değil" diyor. Bunlardan bir tane edinmek isterseniz fiyatları 750-1000 dolar arasında değişiyor. Sosyete Nur Yerlitaş'ın çantaları için sıraya girdi Pazar akşamı Harun Kolçak'ı "Bir Dilek Tut" yarışmasında izledim. Ve düşündüm ki insan otla beslenince gerçekten bırakın yaşlanma sürecini yavaşlatmayı, gençleşiyor bile.Harun Kolçak bundan on yıl önce daha yaşlıydı. Sonra vejetaryen oldu.Ve birden gençleşti. Ben artık kırışıklık kremlerini falan fırlatmaya karar verdim.İşin sırrı otta.Otla besleneceğim. Gençlik iksirinin sırrı sebzede

25 Ocak 2020 Magazin Haberleri Bülteni25 Ocak 2020 Magazin Haberleri Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber